24 04 2014

İstanbul Modern Sinema: Kapı Bir Komşu


İstanbul Modern Sinema, “Komşular” sergisine paralel, küratörlüğünü Müge Turan’ın yaptığı 17 filmlik bir seçki sunuyor.

Program, Ortadoğu'dan Balkanlara, Akdeniz’den Asya’ya dolaşarak komşu sinemaları ziyaret ediyor.
Küresel medyanın da etkisiyle kültür tarihine katkıları gittikçe daha görülür hale gelen bu komşu filmleri; yeni dünya düzeninin hızlandırdığı sosyal ve kültürel değişimler, yerel tavırlar, ulusal kimlik, tarih hesaplaşması, çağdaşlaşmak gibi kavramları tartışıyor.
Farklı dönem ve coğrafyalara ait de olsalar, bu öykülerdeki karakterlerle duygu ve hatta suç ortaklığında buluşuyor, aynı acılarda birleşiyoruz. Tanıdık olan bu hüzne bazen keskin bir nükte, bazen de müşfik bir mizah eşlik ediyor.

Bu paylaşımların ötesinde, programdaki filmler, periferide yaşayanlara tanıdık olan “tutunamama”nın farklı hallerini sunuyor.
Bir araya gelmesi de tıpkı geldikleri farklı coğrafyaların geçirdiği süreçler gibi meşakkatli olan ve kendilerini öyle ya da böyle günümüze dek var etmeyi başarmış bu filmler, “Kapı Bir Komşu” ile hak ettiği izleyiciye kavuşuyor.

23 04 2014

Anna Odell: Kurgu gerçekliği araştırmak için bir araç olabilir


Ünlü İsveçli sanatçı Anna Odell bizi bu filmle, sıkıntılı bir mezunlar buluşmasına davet ediyor. Mezunlar gününe çağrılmayınca Odell sahte bir buluşma sahneliyor, çocukluğunu kâbusa çeviren eski sınıf arkadaşları rolünde oyuncuları yerleştirip bütün olayı filme çekiyor. 
Sonrasında da tepkilerini bilmek istediği için, bu filmi gerçek sınıf arkadaşlarına izletiyor. 
İşte kıyamet böyle kopuyor.


Kendinizi oynuyorsunuz, lise deneyimlerinizden yola çıkan bir hikâye anlatıyorsunuz ve yönetmen de sizsiniz. Tüm bunlar filminize oldukça “öze dönük” bir nitelik kazandırıyor. Neden böylesine kişisel bir hikâyeyi tercih ettiniz?

Buluşma benim ilk filmim; fakat sanatçı olarak geçmişte deneyimlerimi çıkış noktası olarak kullanmayı tercih ettiğim çok oldu. Asıl sebep, kendi deneyimlerimden yola çıkmanın, toplumumuzun gerçek yapılarını araştırmama olanak sağlaması.
Özel bir şekilde kendimden bahsetmek hiçbir zaman hedefim olmadı.

22 04 2014

33. İstanbul Film Festivali sona erdi


İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından düzenlenen İstanbul Film Festivali’nin 33.sü, 20 Nisan Pazar günü sona erdi.

İki hafta boyunca 8 salonda, 593 seansta, 25 bölümde 50 ülkeden 245 yönetmenin, uzun ve kısa metrajlı toplam 357 filminin gösterildiği festivali toplam 135 bin sinemasever izledi.

Festival boyunca %84 dolulukla geçen film gösterimlerinin yanı sıra festival konuklarının katılımıyla renklenen 3 sinema dersi, 7 söyleşi; yönetmen, oyuncu ya da yapımcılarının bizzat sunduğu film gösterimleri ve Köprüde Buluşmalar kapsamında düzenlenen 3 atölye, 5 sinema dersi ve 3 söyleşiyle 16 gün boyunca İstanbul sinemaya doydu.

Festivalin Sinema Onur Ödülleri ve Yaşam Boyu Başarı Ödülü

Festivalin açılış töreninde Türkiye sinemasına yıllar boyu emek vermiş senarist Umur Bugay, oyuncu Sevda Ferdağ, yapımcı Abdurrahman Keskiner, oyuncu Eşref Kolçak, müzisyen Atilla Özdemiroğlu ile yönetmen, senarist ve yapımcı İrfan Tözüm’e İstanbul Film Festivali Sinema Onur Ödülleri takdim edildi.

Ragnar Bragason: Müziği daha ciddi bir şekilde kullanmak istedim


İzlanda sinemasının en ilgi çekici simalarından Ragnar Bragason, dram ile komedi arasında ustaca bir denge kurduğu son filmini şöyle özetliyor: “Metalci dramatik bir film. Hem müşfik, hem haşin, arada da isyankârca komik. Filmde, korkunç bir kayıp yaşanıyor. Hayat boyunca çektiğimiz acılara nasıl katlandığımız, aile olgusu, hayaller, kâbuslar mercek altına alınıyor.”


“İskandinav melankolisi” tabirini sizin filminiz için de kullanabiliriz. Ancak biz, yabancılar, bütün bir sinema kültürünüzü genelleme ve etiketleme kolaylığına kaçabiliyoruz. Sizce nedir şu “İskandinav melankolisi”?

Bence İskandinav sinemasında görülen bu melankolinin kaynağı yalıtılmışlık ve karanlık kış mevsimi. Özellikle de İzlanda, Norveç ve Finlandiya’da. Ama İskandinav filmleri tanımı gereği melankoliktir, diyemeyiz diye düşünüyorum. Yalnız şu da bir gerçek ki biz işleri ciddiye alıyoruz ve hayatta her şeyin genellikle karanlık taraflarına odaklanıyoruz.

Kahramanınız metal müzik tutkunu bir genç kız. Karakterinizle hangi açılardan benzeşiyorsunuz?

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...