19.11.2007

Barda :: Bir Memleket Gibidir Bar



İlk filmiyle gönüllerimizde taht kuran, sonraki filmleriyle de bu tahtı sallanmaya başlayan Serdar Akar'ın, bire bir olmasa da, yaşanmış bir olaydan esinlenerek yazıp, yönettiği "Barda"'yla, sinemaseverlerin gözünde tekrar eski günlerine dönüş yaptığı söylenebilir..

Yıllar önce sessiz sedasız gösterilerek, bir avuç seyirciyle buluşan, yönetmenin başyapıtı "Gemide" filminden, bugünlerde, büyük reklamlar ve tantanalarla gösterime girmiş bulunan bu filme gelinmiş olması, aslında Serdar Akar sinemasının gelişiminden çok, genel olarak Türk sinemasının sektördeki yükselen piyasa değeriyle açıklanabilir..

Filmin ilk bölümünde, önlerinde uzanan, umutla aydınlatılmış olsa da, belirsizliği endişe verici bir geleceğe yeni yeni adım atmakta olan bir grup "okumuş genç"le tanıştırılırız.. 
Daha sonra da iğrenç bir karanlıkla..

Geçmişi, yaşananları ve yaşanacakları hemen o gerçekleştiği andaki algılamayla kabul etmeyip, olanları "Tekrar Gözden Geçirme"yi, bir ideoloji gibi benimseyen bu gençlerin, bir gece, bir barda karşılaştıkları ise; tüm umutları karartan ve hiçbir ideolojiyi içinde barındıramayacak yıkıcılıkta bir şiddettir..



İyi-kötü bir amaçları ve umutları olan bu genç insanların hayatlarını söndürenler; yaşantılarının hiçbir döneminde aydınlanamamış, ilkel dürtülerinin emrindeki -üstelik haplanmış- beyinleriyle amaçsız gibi görünen, ancak yaşayamadıklarının hesabını da kesmeye kararlı, beş kişilik bir lümpen gruptan ibarettir..


Bu ölümcül şiddet nereden kaynaklanıyor diye sormak, ne kadar mantıklı?.

Bu şiddet öncelikle insanın kendisinden/doğasından kaynaklanmakta; kötülük herkesin içinde..

Eğitilmemiş, üstüne üstlük yaşamı boyunca maddi- manevi yoksunluklarla iyice bilenmiş, adeta "id"den ibaret bir takım "insanlar"a, mevcut sistem de önlemsizliği ve adaletsizliğiyle yataklık edince, ortaya çıkan canavara şaşmamak gerekir..


Zavallı kurbanların hiç yoktan, günahları olmadan kesilip, doğranmaları ne kadar isyan ettirici bir gerçekse; "kötülerin başı"nın belindeki silahına güvenip, "Bizim olduğumuz yerde her şey bizim yüzümüzdendir." babalanmasının altında yatan, "Bizi niye itiyorsunuz, niye bir arada olamıyoruz?" soruları da gerçeğin başka bir yüzüdür..



Filmin en iç acıtan kahramanı; iki arada bi derede kalakalmış, masum ama bahtsız çırak idi, ki memleketin tarih boyunca hep acı çeken, hep kabağın başında patladığı halkı simgeler gibi geldi bana..

Barda, hiç kuşkusuz sağlam bir film; ancak çoğu sağlam filmde daha bir göze batan, nispeten zayıfça taraf bunda da fark edilmiyor değil.
O da filmin, sanki "derin devlet"i temsil eder gibi görünen savcının halleriyle belirlenen finaliydi bence..


Öte yandan, başta Nejat İşler olmak üzere özenli ve başarılı oyunculuklarla; bu film için çok önemli bir yeri olan özel makyajların mükemmelliği, Barda'nın -bence- en göze çarpan artılarıydı..


Şu son günlerde ülkemizde yaşanan şiddetin karanlığında tükenen umudumuzu daha da bi zorlayan bu film, hedefini bulmuş sert bir tokat gibi izleyiciyi sarsıyor..

İnsan, ister istemez kendini bir iyilerin, -zor da olsa- bir de kötülerin yerine koyuyor; kendi içinde şiddeti, sistemi ve adaleti sorguluyor. 




Bir yandan da seyirci, film boyunca içinde büyüttüğü nefretle ne yapacağını şaşırıyor, içi şişiyor, şişiyor ve finalde (yönetmenlerin gayretiyle!) biraz gazı alınsa da, kafasında oluşan sorular ve sorunlarla sinemadan ayrılıyor..





Barda

Yönetmen: Serdar Akar
Senaryo: Serdar Akar, Sertaç Akar
Oyuncular: Nejat İşler, Hakan Boyav, Serdar Orçin, Erdal Beşikçioğlu, Volga Sorgu
Yapım: 2007, Türkiye, 92'

  3.5 / 5


Hiç yorum yok:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...