14.11.2007

Cenneti Beklerken



Hemen her hafta en az bir kez ziyaret ettiğim sinemalarda hangi filmi seyredeceğim konusundaki seçim yöntemim: Ya sevdiğim, yerli-yabancı belli sayıda yönetmenin yeni filmine -gözü kapalı- gitmek, ya da vizyondakiler üzerine yaptığım kısa bir araştırma sonucunda karar verip, gitmek şeklindedir..

Bu yüzden, gördüğüm ve eleştirdiğim filmler hemen hemen hep beğendiğim filmler ola gelmiştir..

Hal böyleyken, bu hafta, eski filmlerinden Filler ve Çimen ile Çamur'u beğendiğim yönetmen Derviş Zaim, gözü kapalı gittiğim bu yeni filminde beni hayal kırıklığına uğrattı maalesef..

"Eflâtun, on yedinci yüzyılda İstanbul'da yaşayan bir minyatür ustasıdır.
Bir gün, bir Osmanlı vezirinden, Anadolu'da devlete karşı ayaklanmış olan Danyal adlı bir şehzadenin yakalandığını, isyancı şehzadenin idamından önce kimliğinden emin olabilmek için de kendisinden, onun, Batılı tarzda (gavur işi) bir portresini yapmasının istendiği, emrini alır.
Eflâtun, beraberinde bir grup seçilmiş adamla İstanbul'dan Anadolu'ya doğru zorlu bir yolculuğa çıkar.
Yolda, bir şekilde karşılaşıp, yanlarına aldıkları "güzeller güzeli" Leyla ile birlikte ressamımız, kendilerini aşk ve heyecan dolu bir maceranın içinde bulurlar.."




Derviş Zaim'in senaryosunu yazıp, yönettiği filme gitmeden önce okuduğum bu ilginç hikaye üzerine hayalimde canlandırdıklarımı bulamamamın tatminsizliği ve yazıklanması içinde filmi seyredip, çıktım sinemadan..

Oysa, filmi izlerken epey bir emek verilmiş olduğuna tanık oluyor, ancak, bir tarihi filmin -hem de Türkiye'de- çekilmesinin zorluğunu da gözardı etmeden, bu çabanın, yapıtın başarılı olmasına yetmediğini de görüyor ve üzülüyorsunuz..

Hele önümüzde Ezel Akay'ın Hacivat Karagöz Neden Öldürüldü gibi çok başarılı bir tarihi film örneği varken, bu olmamışlığa hoşgörü ile bakmamız iyice zorlaşıyor..

Filmin büyük oranda senaryosundaki ve karakterlerindeki bariz boşluklardan kaynaklandığını düşündüğüm zafiyetine, ayrıca, müsameremsi oyunculuklar, baştan savma ve doğal olmayan, "soğuk" hatta "komik" diyaloglar da ekleniyor..
Öyle ki, filmin gayet başarılı bulduğum animasyonlarının baştan çıkarıcı süslemeleri bile olayı kurtaramıyor ve filme "duhul olmak" mümkün olmuyor..




Evet.. Filmin "idare eder" diyebileceğimiz kostüm ve (dijital olan ya da olmayan) dekorlarının yanısıra en başarılı yönü, elbette minyatür animasyonları..

Minyatür görüntülerinden gerçek hayata -ya da tam tersi- geçişler; filmin yolda geçen büyük bir bölümünde bir plandan diğer plana geçişlerdeki "süper" diyebileceğim, zaman atlamalarıyla devam eden görüntüler de pek başarılıydı..

Ne yazık ki bu "süslemeler" sinemasal zayıflığı örtüp, eseri iyi bir film kılamıyor; aklımdan da "Keşke film tamamen animasyonlardan ibaret olsaydı.." düşüncesi geçiyor..

6  /10



Hiç yorum yok:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...