27.12.2007

Tuya’ nın Evliliği (Tuya De Hun Shi)


*****

İki yıl oldu sanırım.. İstanbul Modern' de, Alman-Moğol yapımı olan "Ağlayan Devenin Öyküsü" (Die Geschichte vom Weinenden Kamel) adlı yarı belgesel bir film izlemiştim.

Geçen yıl televizyonda da gösterilen bu film sayesinde, Moğolistan' ın Gobi Çölü' nde zorlu doğa şartlarında hayvancılıkla uğraşıp, çadırdan evlerinde yaşayan yörenin insanlarıyla ve onların hayvanlarıyla tanışmış, doğrusu hepsini çok sevmiştim. Film çıkışı: "Keşke, duygu yüklü sıcacık dünyalarına daha da yakından bakan hikayelerle, dışardan pek sert görünen şu sevimli insancıklarla, yeniden bir araya gelsem.." deyu düşündüğümü hatırlıyorum.

Dualarım kabul edilmiş olmalı ki, 2007 Berlin Film Festivali’ nde Altın Ayı ödülüne lâyık görülen Çin yapımı “Tuya’ nın Evliliği” sonunda buraya kadar geldi.

O belgeseldeki hemen hemen aynı ortamda, aynı insanlarla hatta aynı deveyle kotarılmış gibi duran film, aslında Çin hakimiyetindeki bir başka Moğol toprağında çekilmiş.

Tuya' nın Koca Adayları

Tuya, soğuk, haşin, uçsuz bucaksız bir bozkırın ortasında, bir çadırımsı kulübe ve koyunlar için bir ağıldan ibaret evlerinde, bacakları tutmayan kocası ve de iki çocuğuyla yaşayan genç bir kadındır.

Koca Bater, susuzluğun büyük sorun olduğu bu yerde evine yakın bir su kuyusu açmak isterken yaralanıp sakatlanmıştır. O artık tutmayan bacaklarıyla evinden çıkamamakta, çok çok uzak bir kuyudan su taşımak da dahil, evin tüm işlerini Tuya yapmaktadır.

Kadın, bu durumdan pek memnun değildir elbette; fakat, en basit insani ihtiyaçlar için bile büyük mücadele verilmesi gereken bu çetin şartlarda ne kadar yorulursa yorulsun, çok sevdiği kocasına bunu hissettirmemeye çalışmaktadır.

Evde oturup, -en fazla- minik kızına bakmaya çalışan adam ise, tüm bunların farkındadır ve kendinden genç karıcığını bu zor durumlara soktuğundan ötürü, için için kendine kahretmektedir.

Bater, bir zamanlar aslanlar gibiyken, çok sevdiği, diğer erkeklerden ölümüne kıskandığı biricik karısından, artık kendisini boşamasını ve onu rahat ettirecek bir başka adamla evlenmesini istemektedir.

Bileğiyle olduğu kadar kişiliğiyle de güçlü bir kadın olan Tuya, geçirdiği ağır bir hastalığın da etkisiyle, uzun süre direndiği bu -iç acıtıcı- isteğe karşı dayanma gücünü sonunda yitirir. Kocasından boşanır fakat ayrılmaz..

Bir başkasıyla evlense de Tuya Bater' i bırakmayacaktır. Kendisini alacak er kişi, eski kocasını da yanında kabul etmek zorundadır.

Bu, tahmin edileceği üzre, müstakbel kocalarca yerine getirilmesi zor bir koşuldur. Bir sürü koca adayı istemeye gelip, -eski kocayı dışarıda bırakan- güzel teklifler sunsalar da, Tuya' yı kandıramazlar.

Bir gün Tuya' nın eski okul arkadaşı, petrol zengini Baolier, "dünyayı gezmiş ama mutluluğu yakalayamamış biri" imajıyla çıkar gelir. Aslında o da, Tuya' yı istemeye gelenlerdendir. Onunla evlenip, bundan böyle, çok özlediği memleketinde yaşamak arzusundadır. "Bater sorunu"nu bakalım o halledebilecek midir?.


Tuya' yı Anlamayan Nesle Aşina Değilim

Orta Asya çöllerinde geçen bir insanlık dramı, bir tragedya sergiliyor olsa da; hüzünlü, ancak asla sıkmayan, hatta bazı bölümlerinde bir romantik komediye dahi dönüşen, keyifle izlenesi bir film, Tuya’ nın Evliliği.

Koskoca İstanbul'da / Türkiye’ de tek sinemada (Beyoğlu Sineması) gösterilen bu filmi izlemek için -bencileyin- ta Kadıköy' lerden falan, koşturun gidin demeyeceğim size. Ama, eğer yolunuz Beyoğlu' na düşerse ya da yakında bir yerde ikamet ediyorsanız, bu şahane filme gidin derim ben.

Bir türlü beceremediği "ikinci evlilik" girişimlerinden birinde ailecek eve bir kamyon üzerinde dönerlerken, Tuya' nın, "eski" ama biricik kocası Bater' in göğsüne başını yaslayıp uyuduğunda -eminim- içiniz bir hoş olacaktır. Ya da, filmin başında görüp de -haliyle- pek bir anlam veremediğiniz sahneyi, finalde yeniden fakat bu kez yoğun duygu sağanağı altında izlerken Tuya' ya bakıp, onunla birlikte sizin de gözlerinizden birkaç damla yaş dökülecektir.

Eğer bu veya buna benzer durumlar yaşamazsanız, sinema da, ben de, paranızı iade etmeyi düşünmüyoruz elbette ama, -en azından ben- sizin gibilere asla "aşina" olmadığımı üzülerek belirtmek zorunda kalabilirim efendim..


Filmin sanal alemde bulabildiğim tek fragmanının İtalyanca dublajlı olması enteresan olsa da filme hiç yakışmamış doğrusu.. Burada gösterilenin orijinal kopya, yani Çince olduğunu hemen ekleyeyim.


Hiç yorum yok:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...