17.04.2008

İstanbul Film Festivali ve Ben


"Ben bu etkinliğin, Uluslararası İstanbul Festivali içinde bir kaç film gösterimiyle yer aldığı şu kadarcık zamanlarını bilirim." şeklinde bir açılışla, yazıma başlayayım.
"Diğer insanlardan daha önce doğmak" gibi, kişiye hiçbir maharet ya da çaba yüklemeyen böylesi övünmelerin de hastasıyımdır..

Sanatın her türünü severim; plastik sanatlar, müzik, edebiyat.. Sinema, tüm bu sanat dallarının dahi bir araya gelip de oluşturduğu en kapsamlı, en önemli sanattır ve benim için -müzik dinlemekle birlikte- asla vazgeçemeyeceğim bir hobidir.
(Dikkat!. Bundan sonra yazı az miktarda da olsa romantizm, artı, dini referans içerebilir..)
Her yıl, baharın gelişini müjdelercesine, göçmen kuşlar misali yabancı diyarlardan gelen binbir çeşit filmin gösterimiyle şenlenen İstanbul Film Festivali' ni, Ramazan ayını her yıl özlemle bekleyen bir Müslüman gibi beklerim.

Sinema tarihinin birçok önemli yönetmeniyle ve bu yönetmenlerin belki başka hiç bir yerde izleyemeyeceğim filmleriyle tanıştığım bu festival, benim için hep önemli olmuştur. Ancak, nasıl her Müslüman, Ramazan ayı boyunca otuz gün oruç ve namazını eksiksiz yerine getiremiyorsa, benzer şekilde, ben de öyle onbeş gün, sabah-akşam sinemadan sinemaya koşturan bir "festival mümini" asla olamamışımdır.
En fazla on film falan seyrettiğim yıllar olmuş, çoğu yıllar da üç-beş filmle festivali tamamlamışımdır. Hatta pek müsait olmadığım yıllar, sırf o benzersiz ortamı solumak için bir filmle de olsa olaya –ucundan- tutunmuşluğum vardır.
Evet.. Festivalde film seyretmenin benim için hep farklı, büyüleyici bir tarafı vardır. Hemen her hafta en azından bir kez film izleyerek yaşadığım normal sinema heyecanından, ambiyansından çok farklı, aslında tam da tarif edemeyeceğim bir şeyler yaşatır bana bu günler..

***

Her yıl olduğu gibi bu yıl da bir "festival kitapçığı" edinerek işe başladım.
Yine her yıl olduğu gibi, gazete ve İnternet aleminde tavsiye edilen film listelerine şöyle bir bakış attım ve yine bundan, -toplamda- gösterilen tüm filmlere gidilmesi gerektiği sonucunu çıkararak acilen vazgeçtim..

Kitapçık üzerinde ‘kendimce’ yaptığım araştırma sonucunda bir sürü filmi işaretledim. Bu kadar filmin en fazla dörtte birine gidebileceğimi bildiğim halde, bu işaretlemelerden -adeta filmleri görmüşçesine- büyük bir keyif aldım..
Sonra, titiz bir eleme sonucunda film sayısını iki elimin parmakları sayısına düşürdüm. Daha sonra, Kadıköy' de mukim biri olarak- zaten az sayıda işaretlediğim karşıdaki sinemaları son bir gayretle tamamen programımdan çıkardım. Geriye sadece Rexx Sineması ve altı parmak kalmıştı..
Bir hayli rahatlamış, biletleri almak üzre (Ki bu etkinliğin bence en güzel safhası 'bilet alma' işlemidir ve de uzunca bir kuyruk varsa, tadından yenmez..) sinemaya yönelmiştim.

2 yorum:

Hayal Kahvem dedi ki...

Selam Numan, İstanbul Film Festivali yarın başlıyor.. Ben ilk kez sizin festival yazılarınızı okuyarak, İstanbul Film Festival'ine gitmeye heves ve cesaret etmiştim..

Bu yıl İstanbul Film Festival'inin 31., benim festival seyircisi olmamın 4. yılı..

Çok teşekkür ederim..

numan dedi ki...

ben teşekkür ederim hayal..
böylesine kadir kıymet bilen, vefalı bir okur olduğun için..

festival seyirciliğinin 31. yılını da görmen dileğiyle..

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...