23.06.2008

Tiridine Tiridine


Aslında Speed Racer’a gitmemin asıl ateşleyici unsuru, ilk kez deneyimini yaşayacağım İmax sistemiyle tanışmaktı..

Üç boyutun henüz üç buut olduğu çocukluk zamanımda yaşadığım o iki renkli, uyduruk 'gözlüklü' tecrübelerimden sonra benim için bu bir ilk idi..
Sıcaktan yanan İstanbul caddelerinden, İstinye Park'ın serin İmax salonu koltuklarına kendimi attığımda ilk dikkatimi çeken şey devasa perde oldu..

Biraz sonra da Hızlı Yarışçı başladı..
Koca perdeye yansıyan görüntü ve de kulağıma hücum eden ses kalitesi teknik olarak güzeldi ama hepsi o kadar..

Yıllarca, görenlerin büyülendikleri, özel bir deneyim yaşadıkları hikayelerini falan duyarak, okuyarak büyüttüğüm ‘tri di’ beklentim bir anda sönüvermişti..

Acaba girişte gözlük dağıttılar da -her zamanki dağınık dikkatimle- ben mi atladım?.

Ya da, bir zamanlar, 'şaşı bak şaşır' resimlerine baktığımda, kağıt üzerinde, herkes gibi yükseltili, çıkıntılı bir yapı göreceğine, sadece ve sadece bir takım girintiler gören gözümün yeni bir oyunu muydu bu bana?.

Sahi.. O zamanlar çok aramış da bulamamıştım, var mıdır aranızda şaşı bakıp da şaşıramayan bencileyin 'acayip' iki göz sahibi?.




Hiç yorum yok:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...