3.09.2008

Sin City / Günah Şehri



Rutinden, yani gösterimdeki filmlerden -şimdilik- ayrılarak, yönetmenliğini ve senaryo yazımını, aynı adlı çizgi romanın sahibi Üstad Frank Miller'la paylaşan Robert Rodriguez'in 2005 yılı yapımı bu mükemmel filmini kısaca hatırlayalım mı?.

*****

Kendisini seyreylemeyen fanilere acıdığım, sayılı filmlerden biri olan Sin City, bahsettiğimiz üzre Frank Miller'in çizgi romanından uyarlanmış, adlarını şimdi sıralamaktan erindiğim bir sürü şahane insanın, birbirinden güzel ablaların ve Albaların oynadığı bir başyapıttır..

Filmimizin konusunu çok kısa bir şekilde özetlersek, üç ana karakterin etrafında öykülenen üç bölümden oluştuğunu söyleyebiliriz..



İlk hikayede, kariyerinin sonuna gelmiş bir polis olan Hartigan (Bruce Willis), küçük bir kızı, tecavüzcü bir seri katilin elinden kurtarmayı başarır.. 
Fakat bu ona, vurulup komaya girecek kadar çok pahalıya mal olmuştur..



Oldukça itici fiziği ile kadınlarla arkadaşlık ilişkisi kurmakta zorlanan Marv (Mickey Rourke) geceyi hiç tanımadığı Goldie adlı sarışın bir kadınla geçirmiştir..
Ertesi sabah uyandığında Goldie'yi yanıbaşında öldürülmüş olarak bulur.. Tanışmışlığı henüz bir gecelik de olsa kendisine değer veren -bu bulunması zor- kadınını öldürenleri bulmak ve intikam almak tek hedefidir..



Dwight (Clive Owen), aynasızların uğramadığı özel bölgelerine gelerek kendilerini rahatsız eden bir polisi öldüren 'fahişeler cemaati'ne yardım etmeye karar vermiş, genç bir adamdır.. 


Delikanlı, arkadaşları gelip bulmadan, bir an önce polisin cesedini saklamaya karar vermiştir.. 
Fakat bir grup çete üyesinin başka planları bu işi oldukça zora sokacaktır..



Her sahne değişiminde, adeta bir çizgi roman okur gibi, bende, dergi sayfası çevirme isteği uyandıran bu çok başarılı filmi ilk seyrederken ettiğim; "N'olur bitmesin, hep oynasın, hep seyredeyim.. Olmadı, bitecekse de hemen devamı çekilsin" şeklindeki dualarımı da anımsadım şimdi..






Hiç yorum yok:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...