4.11.2008

Teknolust: Tilda Swinton’ı Klonlamak


*****


Yapay zekâ üzerine çalışan, utangaç ama çok başarılı bir bilim kadını olan biogenetik uzmanı Rosetta Stone, DNA’sını bir bilgisayar programına yükler ve kendisinden üç adet robotik kopya üretir..
Birbirlerinden farklı saç, kostüm ve karakter özellikleri gösterseler de, Ruby, Marine ve Olive adındaki bu güzel klonlar, taktığı gözlükle ve Björk saçıyla, 'çirkinleştirilerek' silikleştirilmiş Rosetta (Tilda Swinton)’nın -dış görünümleri itibarıyla- birer benzeridirler..

Bu arada, klon üçlüsünün, yaratılıştan gelen önemli bir eksikliği bulunmaktadır.. Bu ‘ölümcül’ eksikliği, ancak, spermden elde edilebilecek erkek kromozomu ile gidermek mümkündür..
Sperm tedarik etmekle görevli Ruby’nin, kendisinin ve kardeşlerinin hayatta kalmalarını sağlayacak bu şeyi elde etmek üzere, geceleri dışarı çıkarak, ‘fedakarca’ çalışması gerekmektedir..

Üç adet, birbirinden güzel ve alımlı bu kızlar, başlarda, yaratıcılarının sözünden çıkmayarak onun istediği gibi davranırken; kendilerini tanımaya ve şahsiyetleri oluşmaya başladıkça, problem olmaya başlarlar..
Hem, Ruby’nin mutat gece mesaisi sırasında ortaya çıkan mühim bir problem, hem de kızların, zamanla, özgürlüğün tadını almalarıyla birlikte; Rosetta'nın, gizlice meydana getirdiği üçüzlerini dış dünyadan saklayabilmesi, iyiden iyiye zorlaşmıştır..

http://www.stretcher.org/projects/editors/2002/issue2/mt/dance.jpg


Aynı zamanda, fotograf ve video sanatçısı olan yönetmen Lynn Hershman-Leeson’ın 2002 yılı yapımı bu filmi, Tilda Swinton'ın filmografisindeki bir başka 'acayip' yapıt olarak göze çarpıyor..
'Hi-tech komedi' olarak da tanımlanabilecek, sanatçının, tek başına, dört kişiyi canlandırdığı bu bilim-kurguda, tam anlamıyla oyunculuk resitali veren Tilda'yı izlemek, büyük bir zevkti..

Başka filmlerden de tanıdığımız, ancak, şahsen, 'unutulmaz' The Million Dollar Hotel'deki rolüyle anımsadığım, 'arıza' rollerin süper oyuncusu Jeremy Davies'le burada da karşılaşmak güzel bir sürprizdi.. Ki Tilda'yla, pastanede 'leziz protein' yeme sahnesi başta olmak üzere, karşılıklı oynarlarken gösterdikleri müthiş uyum ve sempatiye bayılmamak elde değildi..

Düşük bir bütçeyle yapıldığı her halinden belli olan Teknolust'ın gücü ve derinliği,
-kesinlikle- bütçesiyle ters orantılı bir büyüklükte..




Hiç yorum yok:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...