9.12.2008

A.R.O.G. : Taş Devrinin Arif'le İmtihanı


*****


Cem Yılmaz'ın, elleri karikatür mürekkebine henüz bulanmışken, meraklı ve dikkatli gözlerden kaçmayan; daha sonra, ‘stand up’ için ayakta dinelmişken, dikkatsiz gözlerden bile kaçamayan müthiş keskinlikteki gözlem gücüne –hatırlarsanız- bir zamanlar tanık olmuştuk..
Sanatçının -belli ki- pırıl pırıl parıldayan zekasının bir ürünü olan bu meziyetinin yansımasını, sinemada, önce Her Şey Çok Güzel Olacak’ta, daha sonra da G.O.R.A.'da, kaleminin kıvraklığında ve oyunculuğunun ustalığında gördük..
İncelikli espriler ve başarılı oyunculuklarla kotarılmış G.O.R.A: "Hah.. bak şimdi sıçacak.." deyu fırsat kollayarak izleyenleri, başarısız olmasını canı gönülden bekleyenleri bile aptala çeviren bir kaliteye sahip idi..

Türk komedyenleri sıralamasında, bileğinin ya da beyninin hakkıyla kendisini rakipsiz bir yere çıkaran bu filmografinin son halkasını, yani A.R.O.G.'u izlemek üzere basın gösteriminin yapıldığı salona vardığımda, kendimi büyük bir kalabalığın içinde buldum..
Basın dünyasının tüm en
telijansiyası ya da kendini öyle sananları ve onların bilcümle eşleri dostları orada hazır ve de nazırdı..

Aynen G.O.R.A.'da olduğu gibi, Cem Yılmaz'ı perdede görür görmez gülmeye başlayan -sözüm meclisten dışarı- şapşallarla, "A.R.O.G.'a gittim ama hiç gülmedim" demek için kendini gülmemeye kasan gerzeklerin arasında kendime bir yer bulmuş, filmin başlamasını bekliyordum..
Hızla dolup taşan koca salonu, sık sık sahneye çıkarak önlerden süzen Cem Yılmaz, bu olağanüstü vaziyete oldukça şaşırmış olarak, "binlerce film eleştirmeni"nden -şakacıktan da olsa- gözünün korktuğunu gizlemiyor, onları, daha sonra ayrıca bilet alarak, filmi bir daha izlemeye davet ediyordu..

Yolla Bizi Geçmişe Logar

Uzun ve maceralı bir yolculuktan sonra dünyaya birlikte döndüğü 'uzaylı' sevgilisi Ceku'yla Arif'i, G.O.R.A.'nın sonunda, saadetten uçarlarken bırakmıştık..
Şimdi ise görürüz ki çiftin bir bebekleri olmak üzeredir.. Biricik karısının, memleketi olan Gora'da doğum yapma isteği; olaya çifte vatandaşlık açısından bakan, pragmatizmin pratiğini ezelden yapmış Arif efendiye gayet makul gelir..
Yol hazırlıklarına başlayan bu güzel çiftin mutlulukları, -bulunduğum yerden- maalesef kesintiye uğrayacak gibi görünmektedir..

Asıl mesleği olan halıcılık dışında -benliğini yitirmemiş her Türk gibi- akla gelebilecek hemen her işin uzmanı olan ya da -en azından- kendini samimiyetle öyle hisseden Arif'e bu mutluluğu çok görenler kimler midir?. Gora gezegeninden dönerken orada bıraktığı, Ceku'nun da belalısı olan Logar ve minyatür yardımcısı Tihulu..

Kötülüğün sembolü komutan Logar, Gora'nın, bir nevi Rahşan affına tekabül eden Dahşan affından yararlanarak hapisten kurtulmuş, intikamını almak üzre dünyaya gelip, buradaki hazırlıklarını da tamamlamıştır bile..
Yaptıklarından 'sözde' pişmanlık duyduğu yalanıyla, tüm esnaf uyanıklığına karşın saf ve temiz bir Anadolulu ruhuna sahip Arif'i kandıran Logar; onu hemen öldürmek yerine uygulamayı düşündüğü ve beş yüz bin yıldan açtığı 'geçmişe yolculuk' cezasını -bizimkinin esnafça pazarlığa girişmesi üzerine- bir milyon yıla çıkarır ve de akabinde uygular..

Taş Devri Böyle Bir Medeniyet Hiç Görmedi

Logar, -Face/Off'dan mülhem- gayet yüksek teknolojik bir operasyonla, Arif'in bıyığını aynen yüzüne naklettirip, gözünün rengini de lensle kahverengi yapınca, soluğu Ceku'nun yanında alacaktır..

Arif ise, Ceku'sundan ayrı düşmenin hüznüyle, kader pusulasının gösterdiği bir milyon yıl önceye giderken; aynen Gora'da olduğu gibi, 'en kısa zamanda dünyaya dönme' umudunu zerre yitirmeden, 'Carpe Diem' adlı hayat felsefesini kendisine şiar edinmiş olarak, maceradan maceraya koşacak; ardı ardına sıraladığı esprilerle, seyirciye tam iki saatlik neşe kaynağı olacaktır..

Yontma Taş Devri’ni yaşayan bir dünyada, devirlerini 'birazcık' şaşırmış görünen dinozorlarla, don lastiğiyle yapıverdiği sapanla savaşan; henüz evrimden geçmemiş maymunları (Hem de, bir an önce zamanımıza gelebilmek için) iki ayakları üzerinde yürümeye zorlayan; diline pelesenk olan 'Ormanlar Yurdu' adlı çocuk şarkısını söyleyerek yürürken, insanlarla, yani Aroglu iyiler ve onların ve de gelişmenin düşmanı kötülerle karşılaşan; çakar çakmaz çakan çakmağıyla ateşi erkenden bulan; kolundaki çakma Rolex'le paralel evrendeki saati kollayan; oralardan -maalesef- çekmeyen cep telefonundaki Kibariye şarkısıyla aşıkların hislerine tercüman olan ve buna benzer-benzemez daha sayısız komik numaralarla adeta (Adeta lafın gelişi) tek başına filmi alıp götüren Arif Cem Yılmaz!.


Aynı zamanda Logar, Kayaa gibi karakterleri de canlandıran sanatçı, bir sürü yabancı filme göndermeler; güncel olaylara, aktüel kişi ve kuruluşlara dokundurmalar içeren A.R.O.G.'la; -son zamanların Türk komedi filmlerinin yerlerdeki düzeyinden şikayetçi entelektüeller de dahil- her kesimden insana hitap edebilecek, -G.O.R.A.'dan farklı olarak- küfür ve kaba güldürü içermeyen (Bunda biraz aşırıya kaçıldığını ve bir lisanı, tadı tuzu olan küfürden bu denli arındırmanın yanlışlığını da söylemek lazım), pek başarılı kostümleri, makyajları ve efektleriyle, görsel manada, dünya standartlarını yakalamış görünen bir film gerçekleştirmiş..


Hiç yorum yok:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...