29.12.2008

Tasogare Seibei : Bir İnsan Olarak Samuray


*****

Ezelden beri çok katı kurallarla çerçevelenmiş olan samuraylık sistemi, 19. Yüzyılın sonlarına doğru, artık son demlerini yaşamaktadır..
Seibei Iguchi (Hiroyuki Sanada), bu sistemin işlediği son feodal köylerden birinde yaşayan; karısını kaybettiğinden, yaşlı ve hasta annesine ve de iki kızına tek başına bakmak zorunda olan, alt kademeden bir samuraydır..
Fakirlik içinde yaşayan, kendine güvensizliğinden dolayı da herkesin küçümsediği, kadınlara özgü olarak görülen işleri yapmaktan çekinmeyen, bu yüzden de, bilhassa bulunduğu ortam sebebiyle de tuhaf görülen bir adamdır o..

Mesai bitimi, her akşam alaca karanlıkta işten çıkıp, diğer samuraylar gibi kafa çekmeye gideceğine, dosdoğru evine gittiğinden, iş arkadaşları ona -biraz da alay etme amaçlı olarak- Tasogare Seibei (Alacakaranlık Samurayı) adını vermişlerdir..



Seibei bir gün, çocukluk aşkı olan, güzel Tomoe (Rie Miyazawa)'yi yüksek rütbeli eski kocasının dayağından kurtarınca, diğer samurayların ve -en önemlisi- Tomoe'nin dikkatini çeker..

Kılıç kullanımındaki büyük ustalığı, üstleri tarafından nihayet anlaşılınca, ondan, aşirete karşı gelen tehlikeli ve güçlü bir samurayı öldürmesini isterler..

Seibei, tüm bu yoksulluk ve eziklik çemberinden çıkabilmenin ve de onurunu kurtarmanın bir yolu olarak gördüğü bu tehlikeli görevi üstlenecektir..
Ancak, gerisinde bıraktığı, yaşlı annesinden, sevgili kızlarından ve daha yeni kavuştuğu çocukluk aşkından, kendisini -büyük ihtimal- sonsuza kadar ayrı düşürecek kararı vermek, hiç ama hiç kolay değildir..


Usta Japon yönetmen Yoji Yamada’nın, büyük takdir toplayan (12 Japon Film Akademisi ödüllü) filmi Alacakaranlık Samurayı, 2002 yılı yapımı olup, ülkemizde 2005 yılında gösterilmiştir..

Filmografik açıdan olgunluğun zirvesinde olduğu her halinden belli olan bir yönetmenin; bu türün, malum klişelerinden kendini tamamen sıyırmış; pek sağlam bir dramatik yapıya sahip bu 'gerçekçi' filmini seyretmemenin -en azından- sinema sanatı açısından büyük bir kayıp olacağını söyleyebilirim..

Çoğu zaman abartılarak yüceltilen samurayları, bu açıdan bakarak işleyen -sürüsüne bereket- filmlerden farklı olarak The Twilight Samurai, samuraylığın, herhangi bir meslek gibi -geçim sıkıntısı da dahil- sorunları olabileceğini falan, yetkinlikle anlatan ve ayrıca dönemin kanlı karanlığını, tüm gerçekliğiyle yansıtan bir başyapıt..



5 yorum:

Tugba dedi ki...

Aynı zamanda başroldeki oyuncu Hiroyuki Sanada'yı da es geçmemek lazım.Bir numaralı bir ninja olan bu abimiz benim "İyi günler ya da iyi akşamlar" selamına karşı kullandığım "sana da/hiroyuki Sanada" bayat esprimle de bi dönem ün kazanmış idi. Neyse yordum seni abi...

Tugba dedi ki...

Bir de unuttum tabii; Bu filmden sonra 2'şer yıl aralıklarla çektiği iki samuray filmi daha var Yamada'nın.The Hidden Blade ve de Love and Honour. Ama bunlar türk DVD piyasasına girmedi sanırsam. Bir ara Yamada üçlemesi gibi bişey hatırlıyorum ama ne kadar doğru bilinmez...

numan dedi ki...

beni yormak?.
sıradan ve yalnız bloguma yazdığın bilgi dolu yorumun beni sadece mutlu etti tuğba..

sana iyi akşamlar diliyorum ve karşılık olarak da mümkünse "sana da/hiroyuki Sanada" demeni istiyorum (:

Tugba dedi ki...

O halde sana da/hiroyuki Sanada. Bir de bunun teşekkür babında "Dang yu sayın wang yu" modeli var ki oralara hiç girmeyeyim ^_*

esin dedi ki...

Vurdulu kıdılı filmlerden hiç hazetmem.Asya filmleri de böyledir diye bulaşmam. Okuduğum bu yazıdan sonra filmi alıp seyrettim ve enteresan bir filmdi. Şaşırttı beni,. Önyargılı olmamak lazım.Beğendim filmi. Küçük japon kız ne şeker şeydi... Ben de artık Asya filmlerini seçerek seyredeceğim.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...