23.02.2009

Valkyrie :: Şeytanın sevgili kuluna suikast


Varlığıyla önce Almanya'ya daha sonra da tüm dünyaya felaket getiren faşist diktatör Adolf Hitler’e karşı daha önce düzenlenen onlarca 'başarısız' suikastların en sonuncusu ve en önemlisi sayılan 20 temmuz 1944 suikastını anlatan bir film Valkyrie..
Filmde Tom Cruise’un canlandırdığı Albay Claus von Stauffenberg tarafından bizzat gerçekleştirilen bu suikast girişiminin diğerlerine göre önemi ve akılda kalıcılığı, sonucunda, pek çok ünlü Nazi subayının öldürülmesinden kaynaklanmaktadır..
Hatta, direkt bağlantısı olmasa da (Bu yüzden sanırım filmde de bahsi geçmiyor.) bu olay, Hitler'e olan muhalefetiyle bilinen ünlü General Rommel'in -aynı yıldaki- ölümüne kadar giden sürecin de başlangıcıdır..

Bu suikast operasyonunun adını kendine de alan Valkyrie, Albay Stauffenberg'in İkinci Dünya Savaşı sırasında görevli olarak bulunduğu Tunus'taki 10. Panzer Tümeni'nde günlüğünü yazarken ki görüntüleriyle açılış yapar..
 Önce Almanca olarak başlayan film, daha sonra da hemen başlarında -sanırım Amerikalılara zorluk çıkarmasın deyu- İngilizce’ye döner..




Tam da geri çekilme çalışmaları içersindeyken Stauffenberg ve birliği, Kraliyet Hava Kuvvetleri'nin bir saldırısına uğrayıp ağır zayiat verirler.. Kahramanımız Albay, bu ani saldırı sonucu bir gözünden, bir elinden, bir de diğer elinin iki parmağından olmuştur..

Almanya'ya bir savaş gazisi olarak dönen ve iyileştikten sonra da ordudaki görevine devam eden Stauffenberg'in kafasında artık sadece bir düşünce vardır: Savaşın son aşamasına geldiği o günlerde sürekli insani kayıplar vererek gittikçe gerileyen ve yok olmanın eşiğine kadar gelmekte olan sevgili ülkesi Almanya'yı, Hitler'in elinden kurtarmak..

Ne durumda olursa olsun, hâlâ, dünyanın ve kendi halkının, karşısında korkudan ödünün patladığı bu çılgın adamı öldürmek için, mangal gibi bir yüreğin yanında en az onun kadar da deli cesaretine sahip olmak gereği pek açıktır..
Hitler karşıtı sivil bir grup olan bir takım Alman direnişçileriyle bağlantı kuran, ordu içinde de bir grup Alman askerini örgütlemeye çalışan ve bir an önce harekete geçmenin şart olduğuna da inanan Stauffenberg, sağına bakar, soluna bakar fakat bunu gerçekleştirecek bir yiğiti etrafta göremeyince de -o yarım haliyle- bizzat öne atılmaya karar verir..

Çok sevdiği karısı ve çocuklarını belki de bir daha asla göremeyecek olmasına rağmen, Hitler’e duyduğu nefretin yanısıra, ülkesine olan sevgisiyle bu kahraman albayın kalkıştığı bu iş, tam bir cesaret ve de fedakarlığın hikayesidir..





Anlaşılacağı üzre, gerçek bir hikayeden uyarlanan Operasyon:Valkyrie’yi, Olağan Şüpheliler'i de çeken Bryan Singer başarıyla yönetirken; ünlü aktör Tom Cruise da, tek gözü, -tuhaf bi şekilde karizmasına karizma katan- siyah bir bantla kapalı olan, arada bir kullandığı takma gözünü de cebinde taşıyan, onuruna düşkün bir Alman askerini başarıyla oynuyor..

Son tahlilde, sonucu bilinen gerçek bir hikayeden yapılmış bir filmi hiç azalmayan bir ilgi ve merakla izletmek oldukça zor bir iş olsa gerek; elbette -özellikle gerilimin müthiş yükseldiği sahnelerde varlığını belli eden- yönetmenin inkar edilemez ustalığının yanısıra, kahramanlarının ve olayın olağanüstü ilginçliği, bu handikapı geçersiz kılıyor..

Suikastı birkaç önemsiz yarayla atlatan ve 'Tanrının sevgili kulu' olarak korunduğunun propagandası için bu olayı da güzelce kullanan Hitler, doğrusu, diğerlerinde de olduğu gibi bu suikasttan de onu koruyan Tanrı'nın değilse de bir Şeytan'ın varlığını, çaresizce düşündürtmüştür bendenize..

4  /5





Hiç yorum yok:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...