13.10.2009

Geriye Dönüşü Olmayan Yolculuk a.k.a Landlord.. Wish You Were Here


Ey benim, naçizane fakat öte yandan da şahane yazılarımı merakla bekleyen, yeni bir şey çıkmayınca da postayla ya da münasip bi yerde yakaladığında yüzüme karşı sitemlerini bildiren sevgili dostlarım..

Sizin de hatırlattığınız üzre, uzunca bir süredir, Tersninja'da zaten yayınlananlar dışında bir yazı giremiyorum şuraya..
Bilmem ki neden?
İlham mı gelmiyor gittiği yerden, yoksam velinimetim Landlord mu enteresanlığını kaybetti? (Aman.. aman allah korusun! Tahtaya vurayım)

İsterseniz kısaca tembellik diyelim de lafı daha fazla uzatmayalım..
Ve bu süre zarfında hasbelkader takıldığım sanatsal gösteri faaliyetlerinden bazılarına şöyle bi değineyim..

Öteden beridir ucu zehirli eleştiri oklarımdan ve bizzat elimin tersinden ziyadesiyle çekmiş Akbank Sanat'a geçenlerde yine bi uğradım..

Bu muntazaman uğramalar size, vukuatsızlıktan eli kaşınan mahalle kabadayılarının, el altında bulundurdukları bazı dayaklık tipleri marizleyerek rahatlamalarını hatırlatabilir belki ama alakası yok..

Ne yapayım ki bu arkadaşlar, burada bir türlü doğru dürüst bir sergi açamayarak, hem biz sanatseverleri üzmekte, hem de sanatsal faaliyetlere laf geçirmek için fırsat kollayan -Landlord misali- bazı estetik duygu yoksunlarına cesaret vermekteler..

Geriye Dönüşü Olmayan Yolculuk adını verdikleri bu sergi de oldukça başarısız maalesef..


Büyük Türk şairi Nazım Hikmet'in -şahsen benim adını hiç duymadığım- 'Geriye Dönüşü Olmayan Yolculuk' adında bir şiir kitabı varmış ve arkadaşlar da bundan esinlenerek böyle bir sergi yapmışlar..

Hey yavrum hey!
Peki şairin bundan haberi var mı?
Ya da şöyle söyleyeyim: Koskoca Nazım'dan esinlenerek önümüze bu sıradan şeyleri koymaktan utanmıyor musunuz?

Pekii.. Benim de şair olduğumdan ve Rüzgara Karşı Yürürken İşedim Umarsızca adlı son şiir kitabımdan haberiniz var mı?

Elbette, bencileyin şöhretsiz bir adamın bu gayet ilham verici güzellikte isme sahip kitabından esinlenmek pek işinize gelmez sanırım.. Öyle değil mi?
Sizi gidi sizi!


Landlord.. Wish You Were Here


Küratörlüğü Peter Cross ve Alice Sharp'ın yaptığı ve bu ayın sonuna kadar kalacak olan sergiyi görmek isterseniz eğer Taksim'de sizi bekliyor..
"Yok canım ben almıyim.. kalsın" derseniz, sizi hemencecik buradan yani sanal yoldan (Sanal!) da sergiyi dolaştırabilirim..

O 'meçhul' şiir kitabının adından pek hislenmek suretiyle hazırlanmış, 'göç ve göçmenler' temalı bu serginin ilk katında görmelere layık tek bir iş yok desem yalan olmaz..

Ne teknik, ne de estetik yönden hiç bir özellik içermeyen; izleyiciye -ne kadar zorlarsan zorla- hiç bir şey hissettirmeyecek sıradanlıkta, bir takım gelişigüzel portre fotograflarıyla duvarlar doldurulmuş..

Uzaktan bakıldığında bir şeyler vaat eder gibi duran, bir cam muhafaza içinde -ki üstünde şimdi unuttuğum, pek anlamlı sözler kazılı- iki adet nişan yüzüğü ise sadece dikkatinizi çekebiliyor..

Burada bir de 'DVD-slayt' çalışması var ki seri sonu giyim eşyası sattığını tahmin ettiğim bir dükkanın öylesine görüntüleriyle, aleladelikte adeta zirve yapmış gibidir..
Oysa, biraz ilerdeki Terkos Çıkmazı'nda, bunun hemi de feriştahını, hemi de canlı olarak gözlerinle görmen gayet de mümkündür..



Gelinen noktada durumu özetleyecek olursam: Bu sergi için kapıdan girdiğinizde oyalanmanıza hiç gerek yok.. Sağa sola şöyle kafanızı çevirip bakar ve hiç durmadan yürüyerek ikinci kata doğrudan çıkarsanız hiç bir şey kaçırmış olmazsınız..
Oraya çıktığınızda, tek bir video dışında dişe dokunur bir şeyler bulabileceğinizi umuyorsanız hemen unutun..

"İkinci katta ne var?" derseniz, bol miktarda Osmanlı kerestesi var derim; ayıptır söylemesi..
Bildiğin odun canım!. Yanlış anlama..
Cumhuriyet kerestesiyle pek bi farkını göremediğimi de söylemeliyim..
Hemen girişte bizleri karşılayan bu kerestelerin, kendileriyle aniden karşılaşmanın verdiği şaşkınlık dışında pek bi numarası yok..

Duvarlara yaslanmış ya da yerlere atılmış bu bir sürü odunsal malzemeye ve bir de mekanik bir harç karıştırma zamazingosuna uzun uzun baktığım halde bedii bir hislenme burada da vuku bulmadı maalesef..



Yalnız şimdi hatırladım.. Sanatçının hakkını yememek de lazım..
O bu keresteleri oraya sıralarken elbette hiç düşünmemiştir; lakin, his dünyamda açılmasını hiç istemeyeceğim bir pencereyi de kendiliğinden aralayıvermiştir..
Şöyle ki; tam kapıdan girip de ayağa dikilmiş bir kaç keresteyle burun buruna geldiğimde, nedense sevgili dostum Landlord aklıma düşüvermez mi?
Birden buğulanan gözlerime eşlik eden dudaklarımdan, Wish You Were Here şarkısının melodisi belli belirsiz dökülüverdi..
"Keşke" deyu haykırmak geldi içimden.. "Keşke sen de şimdi şurada olaydın.. keşke!"


Landlord'un Saç-Sakal Tıraşı


Kerestelerin arasından itinayla süzülerek odalara vasıl olduğunuzda iki ayrı videoyla karşılaşıyorsunuz..

Buradaki işlerden birinde, bizdeki bir berber dükkanından manzaralar sunulmakta..
Sanatçı burada, aynı dükkanda icra edilen saç-sakal tıraşını, ikiye bölünmüş ekranda, iki ayrı açıdan izletmek suretiyle, sanırım, üstümüzde hafiften bir rahatlık, bir gevşeme hali yaratmak istemiş..


Oysa bende tam tersi bir hal vuku buldu.. Gerildikçe gerildim..
Zira, daha yeni unutmaya başladığım Landlord'un tüyler ürpertici güzellikteki yüzü, tekrar gözümün önüne geliverdi.. Daha doğrusu, onun dünyada bir eşi bulunamayacak saç-sakal tıraş stili..

Şaka bir yana, bu sergideki tek sözü edilebilecek iş, sanatçı Zineb Sedira'nın Middle Sea (Orta Deniz) adlı videosuydu..

Uçsuz bucaksız bir denizin ortasında ilerleyen bir gemide -adeta- tek başına yolculuk eden bir adamın, geminin çeşitli bölümlerindeki görüntülerinden ibaret bir film..


Belli ki Arap milletinden, belli ki bizim Zeynep'le aynı adı taşıyan sanatçı, filmini, gemi motoru gürültüsü ve geminin çelik gövdesinin yardığı sularla coşan denizin sesleriyle ve de mutlak sessizlikle örmüş..
Zeynep Hanım, bu serginin, bir sürü ama içi boş materyaller kullanarak, iki koca salonda söylemeye çabaladıklarını bu kısacık filmiyle başarmış görünüyor..

Kapkaranlık odada duvara yansıyan görüntülerde, bilinmeyene doğru yola çıkarak arkada bırakılan ata toprağının bilindik kokusunu, bilinmedik denizin tuzlu suyunda çözündüren rüzgarın esrikliğini; toprağı delip çıkmışlığın taze ürpertisini derinden duyumsayan bir fide sessizliğinde ve gittikçe yaklaşılan gurbetin ikircikli umudunun da gizlemekte zorlandığı kaçınılmaz yalnızlığı kavramamak ne mümkün!?

Hadi bakalım Landlord, kalk ayağa ve anlat.. Şair burada acaba ne demek istemiş?

4 yorum:

Tuğba dedi ki...

Arada bir şöyle hafif hafif sevsen şu Aksanat'ı, Numan Ağğbi. Zaten teker teker kapanıyor galeriler Beyoğlu'nda, sıra buna da gelmesin yakında. Vur dediler, öldürdün, sen şoförsün dediler, ocağını söndürdün. Al bana da rehavet çökmüş, ne dediğim belli değil.

Yakın zamanda da İkinci Mümkünmertebe Çıkartması'nı yapıyorum (inşallah), haberin olsun ağbi...

numan dedi ki...

insan sevdiğini yerden yere vurur, ayı da yavrusunu severken öldürürmüş..
burada insan ben oluyorum.. ayıyı ise kesin tahmin edeceksin ama boşver şimdi..

pek eşit olmasa da.. farkındaysan hemi dövüyorum, hemi de seviyorum..
öte yandan, fazla yüz vermeye de gelmez bunlara, başına tünerler alimallah.

o değil de, mümkün ve de mertebeye yeni bi çıkartma yapacan haberi kulislerde epeyce bi yankılandı tuğbağnım..
alarım halinde bekliyoruz netekim

vildan dedi ki...

O değil de, ben var ya Numan'ın Filmekimi ile ilgili bilet alma hikayelerini bekledim... Bekledim... Bekledim... Heyhat!Yazmadı!Galiba kendini sergi ve müzelere adadı... Oysa ki festival filmlerine Numan Serteli yazıları sebebiyle heves ederdim:)Amaa.. Alıştım ya bir kere...Ben... Ben.. Ben... Galiba aldım biletleri... Gideceğim:))

numan dedi ki...

belli ki yaşlandım ben be vildan.. diyebilirim ama tanıdık birileri çıkıp, biz senin gençliğini de gördük der diye de korkuyorum.

doğrusu karşıya geçip emek sineması önünde yılan gibi uzayan kuyruğa girip bilet almak, sonra bir de seyir için tekrar beyoğlulara gitmek gözümde büyür de büyür..
filmekimine soğuk durmamın bir diğer nedeni de gösterilen filmlerin hemen hepsinin önümüzdeki günlerde gösterime çıkacak olmaları..

festivale olan ilgimin en birinci sebebine gelince.. biletlerin de gösterimlerin de evimin pek yakınına kadar gelmesidir elbet.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...