13.01.2010

2009 Türk Filmlerine Bakış -1


(Tersninja, aralarında –naçizane- şahsımın da bulunduğu yazarlarından, geçtiğimiz yılın Türk filmlerini değerlendirmesini istemişti.. İşte sonuç)

Genelde adet olduğu üzere, yılbaşından sonra geriye dönüp Türk sinemasına bakmak ve gördüklerimizi sizinle paylaşmak istedik.

Önemli olaylardan, festivallerden, filmlerden, durumlardan bahseden kapsayıcı bir yazı yerine, sitemizin dört daimi yazarının kısa değerlendirmelerini içeren bir döküm yapmayı tercih ettik. 2009’daki bütün Türk filmlerini izlemediğimizi yazımızda da göreceksiniz, ama en azından künyelerini belirterek sizlere hatırlatmayı uygun gördük. Sonuçta çok uzun bir yazı çıktığı için bölüp sıralı halde yayıma sokuyoruz.



Süt


Yönetmen: Semih Kaplanoğlu
Senaryo: Orçun Köksal, Semih Kaplanoğlu
Oyuncular: Melih Selçuk, Başak Köklükaya
Gösterim Tarihi: 2 Ocak 2009

Üçlemenin ikinci ayağında Kaplanoğlu yine yetkin bir sanat yapıtıyla karşımıza çıktı. Metaforlar ve referanslarla yüklü Süt, Kaplanoğlu’nun mizaha en çok yer verdiği filmi de aynı zamanda. Genel seyirciye çok hitap etmeyecek bu entelektüel film, kendi kalibresindeki ve kulvarındaki filmlerin yarıştığı yurtdışındaki festivallerde, doğru seyircinin önünde değerini bulacaktır. [L.]

Süt, aynı Yumurta misali, alışılagelmiş filmlerin amaçladığı, “önemli” olaylarla bezeli bir hikâye anlatmaktan azade, basit insanların sıradan bir yaşantı parçasını, üstelik hemen her gelişmesini ima ederek gösteriyor… Roman ya da hikâyeden tamamen uzak, belki gerçek bir şiire benzetilebilecek; zahiri görüntülerin ardında akan bir başka anlatımı hissedebileceğimiz sürece vakıf olabileceğimiz böyle bir film hakkında konuşmak ya da yazmak, bana biraz da gevezelik etmek anlamına geliyor… [N.S.]

Semih Kaplanoğlu’nun “kahvaltı” üçlemesinin ikinci ayağı, hem sinematografisinin niteliği hem de meselesini belirginleştirmesi açısından önemli. İyice anlaşılıyor ki, yönetmen çocuklukta parçalanan, gençlik/ergenlikte birleştirilmeye çalışılan, olgunluk/yaşlılıkta olduğu gibi kabullenilen benliğin şiirini aktarıyor beyaz perdeye. Süt, bu bütünleştirme, benliği arama sürecinin durgun bir ifadesi. Seyrederken insanın kendi kuyusuna bakmasını sağladığı için de başarılı. [D.A.]

Serinin ilk filmi Yumurta’nın sinemasal dilini devam ettiren Kaplanoğlu, soyut ve sembolik anlatımda Süt ile zirve yapıyor. Hem özenli ve birçok okumaya müsait senaryosu, hem oyunculukları, hem de görüntü estetiğiyle 2009’un en iyilerindendi. [T.Ö.]



Vali

Yönetmen: M. Çağatay Tosun
Senaryo: M. Çağatay Tosun
Oyuncular: Erdal Beşikçioğlu, Uğur Polat, İsmail Hacıoğlu, Şebnem Dönmez, Hakan Boyav, Özgür Çevik, Şemsi İnkaya, Ayşegül Ünsal, Gökhan Soylu, Hakan Gerçek, Hakan Pişkin, Sinan Pekinton, Türkü Hazer, Ahmet Somers
Gösterim Tarihi: 9 Ocak 2009

Dizi estetiğinin ve kalitesinin ötesine geçemeyen, ama akla yatkın bir komplo teorisinden ve gerçek bir karakterden yola çıkan hikâyesiyle kendisini izleten bir film. Beni çelişkide bırakıyor böyle filmler biraz. Çünkü bunları yabancı düşmanlığını körüklemesi açısından tehlikeli, ama dünyanın güllük gülistanlık olmadığını, kendimize çeki düzen vermemizi ve pusuda bekleyenin çok olduğunu hatırlatması açısından yararlı buluyorum. [L.]

Hiç konuşmayan tetikçiler, ailenin içine kadar sevgili olarak sızan, yeri geldi mi havalarda zıplayarak onu bunu öldüren eğitimli ajanlar, teknesinde oturup bütün gün yiyip içen, eğlenen yabancı kötü adamlar ve istediğini alabilmek, kötü adama hizmet edebilmek için devletin üst düzey memurlarıyla yatabilecek kadar kararlı kadınlar. Bütün bu karikatür karakterleri filmin içerisine yerleştirdikten sonra filmin asıl söylemek istediği o “büyük laflar” değersizleşiyor ve iddianın kendisi de karikatür haline geliyor. Devlet üstüne değerli nutuklar veren Vali‘nin yeri geldiğinde kanunları çiğnemesi ya da kanunları kendi düşüncesine uygun bir şekilde kullanması, mücadele verdiği kötü adamların “derin devlet” modeli ilişkilerinden ve yöntemlerinden sadece iyi niyet faktörüyle ayrılıyor. Devletin verdiği iktidarı -vatandaşa hizmet adına da olsa- hukuk çerçevesinin dışına çıkarak kullanmak, devletin bekası, halkın güvenliği için hukuku askıya alıp, yönetime el koyanları hatırlatıyor. [T.Ö.]

Yazarın daha ayrıntılı değerlendirmesi için tıklayın



Ayakta Kal

Yönetmen: Adnan Güler
Senaryo: İrfan Saruhan, Selim Çiprut
Oyuncular: Oğuzhan Yıldız, Sinem Kobal, Irmak Ünal, Okan Karacan, Ozan Aydemir, Mehmet Aslan
Gösterim Tarihi: 16 Ocak 2009

İşte cep doldurmaktan başka bir amaçla çekilmemiş bir film. Klişelerin ardı ardına dizildiği, kötü diyaloglarla bezendiği, ortalama zekaya ve kültüre sahip hiçbir yetişkine hitap etmeyen bir “şey”. [L.]

Sınıf mücadelesini okullar arası futbol maçına, bayatlamış birkaç klişe lafa indirgeyerek toplumsal meselelere dair bir şeyler söylediğini sanan, ama söylemeyen, söyleyemeyen, unutulası bir film. [T.Ö.]



Kadri’nin Götürdüğü Yere Git

Yönetmen: Onur Tan
Senaryo: Uğur Uludağ
Oyuncular: Şafak Sezer, Alp Kırşan, A. Mümtaz Taylan, Esin Civangil, Eylem Şenkal, Koray Şahinbaş
Gösterim Tarihi: 16 Ocak 2009




Pandora’nın Kutusu

Yönetmen: Yeşim Ustaoğlu
Senaryo: Yeşim Ustaoğlu, Sema Kaygusuz
Oyuncular: Osman Sonant, Onur Ünsal, Derya Alabora, Tsilla Chelton, Nazmi Kırık, Tayfun Bademsoy, Övül Avrıkan
Gösterim Tarihi: 23 Ocak 2009

Yeşim Ustaoğlu’nun en olgun, en samimi filmi herhalde. Karakterlerini son derece başarılı çizdiği için, günümüz şehir hayatının aile kurumunu nasıl dönüştürdüğünü, bunun ne gibi sıkıntılara yol açtığını gayet başarılı ortaya koyuyor film. [L.]

Ustaoğlu, Türk toplumu olarak, görmekten ve bilmekten hele araştırmaktan özenle kaçındığımız, bu topraklarda yaşamış/yaşayan “öteki etnik”ten bazı tarihi yol arkadaşlarımızı -en estetik yoldan- bize şöyle bir anımsattıktan sonra; kamerasını daha bilindik ve daha evrensel bir gerçeğe, yakın zaman içinde -bir kişi eksikle- kentleşmiş bir geniş aileye doğrultuyor… [N.S.]
Yazarın daha ayrıntılı değerlendirmesi için tıklayın

Yeşim Ustaoğlu’nu, tarihin ve toplumun tekil dünyada yarattığı acıları başarıyla yansıtabildiği filmlerinden (Güneşe Yolculuk ve Bulutları Beklerken) dolayı severim. Bu sefer bu tür arkaplanlardan yoksun bir aile draması ile çıktı karşımıza. Ustalıklı anlatımı ve derinlikli karakter sunumlarıyla takdir topluyor elbet, ama bende biraz tatminsizlik yarattı. Baba ve dayı karakterlerinin daha da işlenmesi gerekirdi mesela. [D.A.]

Modernitenin bireyler üzerinde gerçekleştirdiği tahribat, “biz” yerine “ben”in geçmesi, yabancılaşma, yalnızlaşma ve tabii ki yozlaşma; ya içindesindir çemberin ya da dışında… Yeşim Ustaoğlu’nun en iyi filmi olan Pandora’nın Kutusu, çemberin içindekileri ve dışındakileri, mükemmel bir sinematografi ile irdeliyor. [T.Ö.]



Güz Sancısı

Yönetmen: Tomris Giritlioğlu
Senaryo: Nilgün Öneş, Etyen Mahçupyan, Yılmaz Karakoyunlu (Kitap)
Oyuncular: Murat Yıldırım, Beren Saat, Okan Yalabık, Belçim Bilgin Erdoğan, İlker Aksum, Hüseyin Avni Danyal, Umut Kurt, Avni Yalçın, Tuncel Kurtiz, Zeliha Berksoy
Gösterim Tarihi: 23 Ocak 2009

Salkım Hanım’ın Taneleri filminden sonra, en az o kadar iyi bir film izleyebileceklerini umanları hayal kırıklığına uğratan bir film. Konu seçimi iyi, ama konuyu aktarma şekli ve sineması vasat bir yapım. [L.]

Filmin sonunda gösterilen gerçek fotoğraflar, onların oraya konulma nedeni olan “Bakın, aynısını yaptık”ın tam tersi bir fikir uyandırmıştı bende. Senaryonun zayıflığını, oyunculuklardaki vasatlığı, diyaloglardaki yapaylığı geçtim; filmdeki tek merak ettiğim sahne ayaklanma sahnesiydi, o da gerçekçi olmayı bir kenara bırakın, oldukça komikti. Böyle bir konuyla ilgili, bu kadar kötü bir film çekilmiş olması üzüyor beni. [T.Ö.]


Kirpi

Yönetmen: Erdal Murat Aktaş
Senaryo: Erdal Murat Aktaş, Atay Sözer, Sulhi Dölek (Kitap)
Oyuncular: Mazhar Alanson, Güven Kıraç, İrem Altuğ, Birsen Dürülü, İsmail İncekara, Zuhal Topal, Caner Özyurtlu, Murat Serezli, Bahar Akça, Kubilay Penbeklioğlu, Hilal Uysun, Emrah Elçiboğa, Zihni Göktay
Gösterim Tarihi: 30 Ocak 2009

Yeşilçam tadını anımsatan minimal komedi filmlerinin hala yapılabileceğini, iyi yazılmış gülmeceli senaryoların, iyi tiplemeler ve oyuncularla keyifli bir seyir sunabileceğinin kanıtı Kirpi. Filmin başından sonuna kadar durmadan güldüm ben. Üstelik katkısız bir filmdi. Yani hikâyenin seyrinden bağımsız bir espri katılmamıştı hiç. [L.]

Film, seyirciyi aptal yerine koyacak kadar özensizce yazılmış bir senaryoya sahipti. Sinema diliyle anlatılması gereken şeyler, karakterlere söyletilerek kolaycılığa kaçılmış, belki seyirci anlamamıştır diyerek bazı ayrıntılar, espriler defalarca vurgulanmıştı. Filmdeki tek iyi şey Güven Kıraç’tı, ama sonuç olarak o bile filmi kurtaramamıştı. [T.Ö.]



Öldür Beni

Yönetmen: Korhan Uğur
Senaryo: Korhan Uğur
Oyuncular: Burak Sarımola, Mehmet Erbil, Erol Alpsoykan, Aysan Sümercan, Nihan Aslı Elmas
Gösterim Tarihi: 6 Şubat 2009

Bu film aklıma Numan Serteli’nin yazısını ve o yazının üstüne filmin başrol oyuncusunun yazdığı maili getiriyor aklıma. Epey birbirlerine girmişlerdi. Ben de filmi işçilik anlamında çok kötü buldum (ortada sanat yoktu zaten). Oyunculuklar ve diyaloglar oldukça çok kötüydü. Ama genel olarak hikâyenin iyi bir fikirden yola çıktığını ve finalin müthiş bir şekilde bağlandığını düşünüyorum. Sırf -ya da sadece- bizi o finale sinsi sinsi sürükleyen yaratıcı fikri için kutlamak lazım bu filmi yapanları. [L.]

Öldür Beni, kötü diyaloglarla süslü “çorba” bir senaryodan, en hafifinden “müsameremsi” oyunculuklara; alakasız bir filmden araklanmış gibi duran müziğinden, meşum kamera cambazlıklarına kadar bir filmi film yapan tüm öğelerin bir tanesinde bile sıfırın üstüne çıkamıyor… İddia edildiği gibi, fantastik türüne değil de, ötesine layık olan, hatta -her açıdan- “teribıl” denebilecek, şaka gibi bir film, ama ne yazık ki şaka değil, hakiki bir fecaat… Şurası da kesin ki 2009′un en kötüsü. [N.S.]
Yazarın daha ayrıntılı değerlendirmesi için tıklayın


(İş bu yazı Tersninja.com'da yayınlanmıştır)


Hiç yorum yok:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...