6.04.2010

Siz İstediniz Ben Seçtim: 29. Uluslararası İstanbul Film Festivali’nden 10 Film




Ne kadar işinize yarar ya da ne denli ciddiye alır da yararlanmak ihtiyacı hissedersiniz bilemem ama umumi istek üzerine İstanbul Film Festivali menüsünden seçip de yaptığım, 10 adet film ihtiva eden 'gerekçeli' öneri listemdir.. Afiyet olsun!

* A Single Man (Tek Başına Bir Adam): Eşcinsel bir İngilizce öğretmeninin yaşantısını konu edinen Christopher Isherwood'un romanını film yapan ünlü moda tasarımcısı Tom Ford'un başarıyı yakaladığı anlaşılan bu ilk filmini merak etmemek elde değil..

* Fish Tank (Akvaryum) : Önerimin sebebi, kadın yönetmen Andrea Arnold'ı tanıdığımdan değil de Cannes ve BAFTA'dan ödüllü olmasının yanı sıra biraz da hissi.. Hislerime güvenirim..

* Lebanon (Lübnan) : Venedik'ten Altın Aslan ödüllü bu İsrail filmini, biraz da konusu itibarıyla Vals im Bashir'a benzettiğim için görmek isterim.. Beklentim, İsrailli sanatçıların, ülkelerinin bu pis katliamları hakkında söyleyecek ve gösterecek daha sert şeyleri ortaya koymasıdır..

* Greenberg : En son izlediğim 2007 tarihli Margot at the Wedding ile hayranları arasına beni de alan yönetmen Noah Baumbach'i izlemiycem de kimi izliycem ha.. kimi?

* Madeo (Ana) : Gwoemul adlı şahane filmiyle tanıdığım Güney Koreli yönetmen Joon-ho Bong'un bu filmini görmek hedefimizdir ileri..

* Celda 211 (Hücre 211) : Goya Ödülleri'nin çoğunu alarak büyük bir başarı kazanan bu İspanyol filmini özellikle fazlasıyla ilginç konusu sebebiyle merak ediyorum..

* Whip It! (Patenci Kızlar) : Nedense her gördüğümde hala E.T.'deki küçük kız olarak görmeye devam ettiğim Drew Barrymore büyümüş de film bile yönetmiş.. Eğlenceli olduğunu sandığım bu 'kız filmi'ni biraz da Juliette Lewis için görmeliyim..

* Kynodontas (Köpek Dişi): Yunan yönetmen Giorgos Lanthimos'un bol ödül ve övgü almış bu filmi oldukça yaratıcı ve şok edici bulunmuş.. Şu sıralar nadir vuku bulan, komşudan gelen bu daveti reddetmek olmaz..

* Enter The Void (Boşluk) : Kışkırtmanın ve rahatsız etmenin zirvesinde dolaşarak şok yaratan İrreversible sonrası yönetmen Gaspar Noé'nin ne yaptığını görmek istememek ne demek?

* The Cove (Koy) : Yönetmen Louie Psihoyos'un En İyi Belgesel dalında Oscar dahil bir sürü ödülü toplamış olan bu filmi, Japonya'daki bir koyda kaçak avlanarak resmen katliama uğrayan yunusları konu ediniyor.. Bu tüyler ürpertici gerçeklikteki çevre belgeselini izlemenin farz olduğunu düşünüyorum..


(İş bu yazı Tersninja.com'da yayınlanmıştır)

3 yorum:

Hale dedi ki...

Bu filmleri siz seyrettiniz mi peki:))
Cevap verirken unutmayın ama "Kadınlar güzel yalanları,her zaman çirkin gerçeklere tercih ederler."
Bu da kimin sözü mü dediniz?
Sorulur mu? Landlord/Ölümlerden Ölüm Beğen.. Hatırlamadınızsa ölümlerden ölüm beğenin:))

numan dedi ki...

dokuzu hariç hepsini seyrettim :)
benimki sanırım güzel gerçek oldu..

pardon? landlord kim?

Hale dedi ki...

Tuhaf! Ben bu yorumu yazarken, böyle cevap vereceğinizi hiç hesap etmemişim. İki gündür düşünüp duruyorum. Ne cevap verebilirim?
En iyisi kendime ölümlerden ölüm beğeneyim:)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...