5.02.2011

Yogi Bear :: “Piknik sepetleri efeem!"


Cennetten bir köşe olan Jellystone Parkı'nın, ziyaretçi azlığı yüzünden zarar ettiğini ileri süren Belediye Başkanı Brown (Andrew Daly), buradaki ağaçları keserek tarıma açmayı ve bu şekilde para kazanmayı planlamaktadır..

Brown'ın asıl hedefi, yaklaşmakta olan seçimlere katılarak vali olmak ve allahın izniyle paranın dibine vurmaktır..
Vahşi kapitalizmi kendisine rehber eylemiş bu hem güncel, hem de evrensel özellikli gözü dönmüş herifi durdurmak, Jellystone Parkı'nın sakinlerinden Ayı Yogi ve yakın dostu Bobo'ya düşecektir..
Onlara bu hususta yardımcı olacak iki kişi daha vardır: Korucu Smith (Thomas Cavanagh) ve onun bir görüşte çarpıldığı güzeller güzeli doğa belgeselcisi Rachel (Anna Faris)..






(Dikkat! Yazar, başlayan paragrafta özellikle kadın okurlarına seslenmektedir.)
Siz, Tersninja Yüksek Editoryal Kurulu'nun bana uygun gördüğü 'Pis Moruk' lakabına takılmayın.. Zira ondan etkilenip de beni yaşlı sananlar olduğunu duydum; yok öyle bi şey..
Şöyle söyleyeyim, bu çizgi film, yetmişli yılların ikinci yarısında televizyonda gösterilmeye başlandığında, ben daha ilkokula başlamamıştım bile..

Hadi gidelim Bobo!”

Tek derdi, parka gelen piknikçilerin sepetlerini araklamak olan ve bunun için denemedik yol, yapılmadık plan bırakmayan Ayı Yogi ve onun 'şirin ötesi' arkadaşı Bobo'yu sevmemek, maceralarına katılmamak ne mümkün?
Hafiften göbekli, yaka-kravat-fötr şapka aksesuarlı Yogi'nin bitmek bilmez sakarlıkları, orman korucularıyla sonu gelmez didişmeleri ve Bobo'nun, başını yeni belalara sokmaması için bu 'açgözlü' arkadaşı üzerinde uyguladığı 'verimsiz' ikna çalışmaları, aynen -animasyonla karışık- üç boyutlu bu sinema filminin de temelini oluşturuyor..



Sizin bu hususta ne denli büyük beklentileriniz vardır bilemem ama ben, bir Ayı Yogi filminden ne beklediysem, bu filmde fazlasıyla buldum..
Para getirebilecek her şeyi satan, getiremeyecekleri de bi şekilde getirecek hale sokma becerisi gösteren; bu arada, doğayı -insan yaşamını da hiçe sayarak- bozmaktan zerre çekinmeyen siyasi ve bilcümle başkanların (Başkanlarımızın!) ipliğini pazara çıkarması, filmimizin 'fazlası' kısmıydı..
En büyük eksiği ise, o güzel çocukluk günlerinde belleğimize yerleşmiş: “Hadi gidelim Bobo!” ya da “Piknik sepetleri efeem!" replikleriyle süslü -sanırım Erol Günaydın'lı- dublajı bulamamaktı..




O değil de, jenerikte adları gözümüze sokulan ünlü yıldızların seslendirmesini duymamızı mümkün kılmayacak biçimde, filmlerin vizyona sadece Türkçe dublajlı seçenekle girmesindeki mantığı ben hiç bi şekilde anlayabilmiş değilim.. Hâlâ da -saf saf- anlamaya çalışıyorum.. Bir neticeye ulaşırsam eğer, size de haber vereceğim..



Yönetmen: Eric Brevig
Senaryo: Brad Copeland, Joshua Sternin
Orijinal seslendirme: Anna Faris, Justin Timberlake, Dan Aykroyd, T.J. Miller, Nathan Corddry
Yapım: 2010, ABD / Yeni Zelanda, 80 dk.



  2.5 / 5



(İşbu yazının bir kısmı Tersninja.com'da yayınlanmıştır)



Hiç yorum yok:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...