19.08.2011

Henri 4 :: Uçkuru Düşük Kralın Paris Macerası


Bu tarihten çok daha önce alevi harlanan ve 1789 Fransız Devrimi'ne kadar da aralıklarla devam eden Fransız Din Savaşları, on altıncı yüzyılın ikinci yarısının neredeyse tamamında doruk noktasında yaşanır..

Devleti ezelden ele geçirmiş Katolikler ile yeni yeni yayılan Huguenot (Fransız Protestanları) cemaati arasındaki bu mücadelenin, aslında bir 'iktidar savaşı' olduğunu anlamak için uzman olmaya gerek yoktur..

Fransa'nın güneyinde, Pireneler'in eteklerinde küçük bir ülke olan -Huguenot yatağı- Navarra Krallığı'nın -önce- küçük prensi, daha sonra kral babası ölünce de genç yaşta kralı olan Henri'nin, Katoliklerle olan 'kutsal' savaşı sürdürmekten başka çaresi yoktur..

O sıralarda Fransa kralı IX. Charles (Ulrich Noethen)'tı belki ama gerçekte, oğlunun ve saltanatın ipleri tamamen Ana Kraliçe Catherine de Medicis (Hannelore Hoger)'nin ellerindeydi..



Kudretli Kraliçe, her iki tarafın da büyük kayıplar verdiği bu savaşları bitirmenin bir yolu olarak, kızını Henri'yle evlendirmeye karar vermiştir..

Prenses Marguerite de Valois 'Margot' (Armelle Deutsch), hoşuna giden cümle Paris asilzadelerini yatağına atmakla mâruf bir kadındır..

Gençliğinden beri, güzel bir dişi gördüğü an ağzı hemen kulaklarına varırken, uçkuru da kendiliğinden çözülüveren bir âdem kişi olan Henri (Julien Boisselier), bu 'Parizyen' âfeti görür de saraya damat olarak girmeye hiç hayır der mi?




Ancak, 1572'deki düğünün hemen sonrasında patlayan ünlü 'Aziz Barthelemy Katliamı'yla binlerce Huguenot öldürülünce, doğal olarak ortada ne barış, ne de evlilik kalacaktır..

Neyse efendim uzatmayalım, neticede, yıllar içinde gelişen olaylardan sonra Henri, Bourbon hanedanından gelen ilk kral olarak Fransa'nın başına geçer ve Katolikliği de kabul etmek zorunda kalır..




Ülke yönetimindeki mezhep ayrımcılığını -bir süreliğine de olsa- durduran Henri 4 -lâf aramızda- 1610 tarihinde öldürülene dek yaşayacaktır!.

Hürrem Sultan Catherine de Medicis'yi Döver

İzninizle ben hemen kalemimi kırıyorum: Heinrich Mann'in romanından yararlanarak yapılmış bu film, tam bir fiyasko!




Dört ülkenin ortaklığını görünce, neredeyse Avrupa Birliği'nin seferber olduğu bir yapım imajı uyandıran bu tarihi filmi izlerken, bizim Muhteşem Yüzyıl dizisini bile öpüp de başımıza koymamız gerektiğini düşündüm..

O dizide, bundan çok daha iyi, çok daha etkileyici bir 'tarihi atmosfer' yaratılabilmiş olduğunu hatırladım..

Anlamsız bir yerinde kesiliveren sekansların yanı sıra, birbirleriyle ilgisiz sahnelerin rastgele birbirine bağlanmışlığı hissini veren berbat kurgusuyla da 'dikkat çeken' film, daha çok ciddi bir dramın hatta trajedinin sınırlarında ilerlerken, bi ara bu özelliğini tamamen unutarak, sulu bir güldürü kılığına bürünerek pes dedirtiyor..




Kral Henry, hiç bir anında seyircisini hikâyesinin içine alamayan; hem oyunculuk, hem de genel yönetim bağlamında 'müsamere' kalitesini aşamadığından da uzun süresinin bir an önce tükenmesi için 'ya sabır' çektiren bir film..






Yönetmen: Jo Baier
Senaryo: Jo Baier, Cooky Ziesche, Heinrich Mann (roman)
Oyuncular: Julien Boisselier, Armelle Deutsch, Hannelore Hoger, Ulrich Noethen
Yapım: 2010, Almanya / Fransa / Çek Cumhuriyeti / İspanya, 155 dk.


(İşbu yazı Tersninja.com'da yayınlanmıştır)





Hiç yorum yok:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...