24.11.2011

Bıçakcı - Ersümer - Serteli :: Sinemada Kafa Sesinden Müziğe


Hakan Bıçakcı : ".. Kafa sesi çok özel bir takım deneysel durumları istisna olarak kabul edersek sinemada karşılaşılacak en sakil tekniktir. Temsil biçimlerinin en rüküşüdür. Anlatıcı adına bir tür acizliktir. İdealinde oyuncunun o sırada ne düşündüğünü yüzünden okumamız gerekir. Bu durum hayatta da böyledir. Birine baktığımızda ne düşündüğünü yüzünden okumaya çalışırız. Havada yankılanan sesini duymayız.
Kafa sesi denen olaya yıllardır takılan biri olarak ‘aksanlı kafa sesi’yle de karşılaşmak varmış şu hayatta. Düşündükçe gözüm seyiriyor. İyi seyirler."



Oğuzhan Ersümer: Sende de seyirme oluyor mu Numan abi? Oluyor diye mi paylaştın bunu?


Numan Serteli : Yok benimki seyirmiyor da kaşınıyo hocam.. 
Yazıyı paylaşma nedenimse, Hakan beyin yukarıdaki, aynen katıldığım görüşüdür..


O. E. : İstisnalar kaideyi bozar. 
Sürüsüne bereket kafa sesinden müteşekkil bir film ama (Hayat Ağacı'nda artık baygınlık vermesine rağmen) hiç de aciz değil; tam da günlük hayatta duyamadıklarımızı duyurabildiği için...




Sen şimdi: “Oğuzhan Ersümer Hocam, bu da deneysele girer” diyeceksin belki...


N.S. : Hayır! Yok öyle bi niyetim..


O. E. : Fakat!
Fakat zaten klişelerin hangisi rüküş değildir?
Popülerin niyeti popülerlik iken onda sakil olmayanı aramak çok doğru bir yöntem değil gibi geldi. En azından söylemi değiştirmek lazım sanki.


N. S. : Aslında ben o 'deneysel' kısma bile inanmıyor, aynen film müziğinde olduğu gibi buna da kökten karşı duruyorum hocam..
Bu duruma daha çok romanların filme aktarılmasında rastlanır ve çok gereksizdir bence.. 
Bir seyirci olarak, verdiğin o örnek trailer'daki kafa seslerinin anlattıklarının tümünü değilse de gerekli olanları aynen hissedebileceğimi iddia etmekteyim..


O. E. : Hım, saflar çok keskin...
Müzik olmaz, kafa sesi olmaz gibi olmazlara karşı duruyorum Numan abi :)


N. S. : Sen bakma biraz öyle görünüyor belki ama sandığın kadar da keskin değil durum.. 
"Olmasa daha iyi olur" anlamındadır itirazlarım.. 
Yoksa herkes istediğini istediği gibi yapsn bana ne..
O değil de bu yorumlaşma böyle gider ve biraz daha tatlanırsa yeni bir yazı dizisi olabilir sanki dikkat :)



O. E. : O kıvamda bir sonuç çıkarsa olur tabi, alıştık ne de olsa :)


(Görüldüğü üzre, işbu Facebook yorumlaşması bir yazı dizisi olmasa da böyle bir şey oldu.. Mutluyuz - Müdüriyet)


O. E. : Peki ben sorayım, kafa sesinden önce, film müziğine neden karşısın?


N. S. : Genellikle kullanıldığı şekliyle, tıpkı o nefret ettiğim kahkaha efekti misali benim tepkilerime ya da duygularıma çobanlık yapmaya kalkıştığı için karşıyım..
Yoksa, böylesi bi -gerzekçe- niyeti olmadan, kendi halinde akıp giden film müziklerini çoğu kez farketmem bile..
Bir de kötü filmlerin güzel müzikleri olur ki bence müziğin en doğru işlevi burada görülür.. 
O çalar, ben tempo tutarım falan, film de akar gider..


O. E. : Mesela ilk 03.26 saniye. 
Farketmemek imkansız. 
Duygularına çobanlık yapıyor ama zaten görüntüler de yapacak aynısını. 
Bu jenerik dersen, aynı müzik filmin içinde de kimi zaman ortaya çıkıyor. 
Ne dersin?





N. S. : Existenz candır.. Cronenberg, can oğlu candır..

Öte yandan, buyur bu da benden bir örnek:




Bu sahneyi müziğinden ayrı düşünmem mümkün bile değildir..
Zaten bu muhteşem filmi ayrıca boyutlayan müziğin tek bir notası dahi fazla değildir ki..

Çelişki mi dedin?
Hiç sanmıyorum..


O. E. : Bak buna da karşıyım. 
Lost Highway'deki sahnenin müziği ile şundaki arasında hiçbir fark göremiyorum. 




Bence tek fark, "You never have me"deki ruh halinde. 
O hal de Lynch'in kendisi zaten..


 Ama bak böyle kullansın canım feda:





N. S. : Olayı, You'll never have me'ye biraz da o müzik taşıyor ama..

Bu arada bu ayrıntıyı özellikle vurgulamanızdan, ayrıca mütehassis olduğumu söylemeliyim sayın Ersümer..




Hiç yorum yok:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...