12.12.2011

Yangın Var :: Biriniz Söndürsün Ula Şu Yangını!



Trabzon’un Çayırbağı beldesinin bir belediyesi, belediyenin bir itfaiye teşkilâtı, teşkilâtın da bir itfaiyecisi vardır ama her şeyden önce olması gereken bir itfaiye aracı yoktur..

Ne Trabzon'dan, ne de çevre illerden bu hususta kendilerine bir yardım eli uzanmaz, ama bin kilometreden de uzaktaki Diyarbakır'ın büyük şehir belediyesinden müjdeli haber tez ulaşır: Diyarbakır'a ait bir itfaiye kamyonu artık bundan böyle Çayırbağı'lılarındır..

Beldenin tek itfaiyecisi Koşman (Osman Sonant), istemeye istemeye de olsa, Diyarbakır’a gitmek zorundadır..
Belediye başkanı, bu hizmetine karşılık olarak, teslim aldığı itfaiye kamyonuyla dönecek Koşman'ın, Artvin'in bir köyünde oturan annesini ziyaret etmesine de izin verir..

İtfaiye aracı olmadan- yangınlara müdahale etmenin dışında, bol miktarda olan boş zamanlarını arkadaşlarıyla kahvede oyun oynayarak, geyik yaparak ve her yayınlandığında, Selvi Boylum Al Yazmalım filmini televizyondan izlemeyi asla ihmal etmeyerek değerlendiren Koşman, lümpen olmasına lümpen ama 'hayâta şaşırarak bakma' duygusuna da sahip, çocuksu ve de iyi niyetli bir Karadeniz gencidir..




Gideceği bölgeyle ilgili hiç de hoş olmayan anıları olduğunu bilahare öğreneceğimiz eleman, önce mırın kırın eder, başkanın verdiği ültimatomla da Diyarbakır yolculuğuna çıkar..
Öte yandan, kocaman ve kıpkırmızı itfaiye aracıyla doğduğu köyden geçerek yaşlı anasını gururlandırmak, hemşerilerine hava atmak imkânı da az şey değildir hani..

Otobüsle Diyarbakır'a varan Koşman, burada ilk önce Kürtçe'yle ve misafirperverlikle karşılanacak, sonra da Diyarbakır Belediye Başkanı (Yavuz Bingöl)'nın dâvetiyle bir düğüne katılarak, buranın itfaiye müdür yardımcısı olan 'dünyalar güzeli' Asya (Nesrin Cavadzade) ile tanışacaktır.. Ve tabii bütün bunlar olurken de, durmadan şaşıracaktır..

Asya -belki de- belediye reisi olan eniştesinin torpiliyle (Aman yanlış olmasın, bu sadece bir tahmin!) itfaiyede iş bulmuştur ama, o güzel olduğu kadar da bilinçli, okuyup kendini yetiştirmiş, esprili ve özgüven sahibi genç bir kadındır..
Aslında Koşman'ın, tam tersi özelliklere sahip bu kızla en net ortak nokta, her ikisinde de mevcut olan, Selvi Boylum Al Yazmalım sevgisidir.. Hatta bu ortaklığa, kızına bu yüzden Asya adını veren, baba da dâhil edilebilir..



Koşman, bu güzele baktıkça, hayallerinde kendini hep onun yerine koyduğu İlyas'a, yâni Kadir İnanır'a dönüştüğünü hissetmekte, karşısındaki Asya'da, Türkan Şoray'ın kapkara parlayan, ışıl ışıl gülümseyen gözlerini görmektedir sanki..
Ahh!. Bir de şu Al Yazmalı Asya'sını, al renkli kamyonuna atıverse, hemen yanı başına oturtup da yüreciğiyle sarıp sarmalayarak, köyüne, gönlüne doğru götürüverse!

Yangını Koşman'lar Söndürecek

"Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi'nin Trabzon'un Düzköy ilçesine bağlı Çayırbağı beldesine hibe ettiği itfaiye aracı ayrımcı tepkilere yol açtı. Trabzon'da aracı görenler bomba ihbarı yaptı. Çayırbağı'nda ise belde halkının bir bölümü, aracı istemedi."

Bu yukarıdaki gerçek gazete haberini okuyan -tabii ben de dâhil- çoğu kişi, acı acı gülümser, sonra da unutur giderdi; ama, yazar ve akademisyen Koray Çalışkan, bundan ilginç bir hikâye çıkabileceğini düşünmüş, Murat Batgi'yle birlikte senaryoyu tamamladıktan sonra da bu filmi ortaya çıkarmış..

Fark ettiğiniz üzre, filmin adındaki 'yangın', sadece -o bildiğimiz- suyla, hortumla sönenlerden değildir.. Birazı gönül yangınıdır, söndürülmeyi de pek istemeyen; lâkin, belli ki çoğu da, yangının en büyüğü, en kanlısı, en acısıdır.. Asıl buna dikkat çekmek ister film, son bir umut..




Türkiye'nin güneydoğusunda kıvılcımlanan, tarih boyunca hep için için yanan, son otuz yıldır da alevleri göklere yükselen ve bundan canı yananların feryâdı, ülkenin dört bir yanını tutan, 'memleket yangını'dır bu.. Elbette ateşinin düştüğü yeri en fecisinden yakıp da kavurandır bu..

Sen benim, yandıkça harlanan o hisli ruhumdan süzülerek dökülen umarsız tümcelerime bakarak, umutsuzluğa kapılma ey sevgili okur!
Yangın Var, yangının büyüklüğüne ve ciddiliğine rağmen, asla -bencileyin- karamsarlığa kapılmayan, umut yüklü bir filmdir..
İçlerindeki yangını, içlerine akıttıkları gözyaşlarıyla söndürmeyi uman, umarsız ama umutlu, yüreği temiz insanların ve barıştan yana saf tutanların yanında duran film; bu sönmeyen cehennemi -eninde sonunda- onların cennete çevireceğine -âdeta- emindir.. Bir de alabildiğine neşeli, sempatik ve en önemlisi de, samimi..

Filmin sosyal medyaya tanıtımında tanıştığım, senarist-yapımcı Koray Çalışkan'la ve yönetmen Murat Saraçoğlu'yla sohbetimizden sonra ben, iyi bir film izleyeceğimizden emin gibiydim aslında; ancak insanda, kibarca 'hafif' denebilecek bir izlenim bırakan isim ve afişinden dolayı, kendisine önyargılı yaklaşılacağı, küçümseneceği de bir gerçekti..
Basın gösterimi öncesi ve sonrasında gayet net gördüm ki film, bütün sinema yazarlarını -tamam, ben de dâhil!- ters köşe yaparak, şaşırttı..

Tanışıp kaynaşmanın, mümkünse dost olmanın -yâni 'insan' olmanın- zamanla gangrenleşen önyargıları bile silip atabileceğini hatırlatan bu hem komik, hem de politik yol filmi, meselenin gerçekliğini iyice ortaya koymak isterken -bu amaca materyal toplamak üzre- tesadüflere sanırım biraz fazlaca abanmış görünüyor.. Aynı şekilde, her ne kadar hoş duygular yaratsa da, Selvi Boylum Al Yazmalım vurgusunun abartıldığı gibi..

TRT’nin fenomen dizisi Leyla ile Mecnun’da, 'Performans Sanatçısı Yavuz' rolünde seyredip de sevdiğimiz Osman Sonant ile Dilber'in Sekiz Günü'nde hayran kaldığımız Nesrin Cavadzade'nin, birbirlerini tamamlayan 'uyumlu' oyunculuklarına, 'kusursuzdular' demek mümkün..

Türkiye'nin Kürt Sorunu'nu, olağan şüpheli 'Bölge İnsanı'nın onca yıldır ve hâlen neler yaşadığını, -güvenlik görevlisinden, 'öteki' sokaktaki adama- kimlerin nasıl önyargılara sahip olduğunu, Koşman'ların dahi anlayacağı bir şekilde -örneklerle- anlatan, belki anlatmak iddialı gelebilir ama gerçeklerin varlığını -en azından- hissettiren film, bu gayet 'politik' derdini, asla slogan atmadan ortaya koymasıyla da övgüyü hak ediyor..



Yönetmen: Murat Saraçoğlu
Senaryo: Murat Batgi, Koray Çalışkan
Oyuncular: Osman Sonant, Nesrin Cavadzade, Yavuz Bingöl, Erkan Can, Şerif Sezer, Reha Özcan
Yapım: Türkiye, 2011, 98′

3.5 / 5




Hiç yorum yok:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...