29.05.2012

Intouchables :: Dostluk İçin Engel Tanımayanlar



Bir kaza sonrasında boynundan aşağısı tamamen felç olarak, bakıma muhtaç biri haline gelmiş, ellili yaşlarda, fazlasıyla zengin, sanata ve edebiyata tutkun bir aristokrat olan Philippe ile Senegalli işsiz bir genç olan Driss'in -haliyle sıradışı- dostluk öyküsü..

Tek amacı, işverenden imzalı, 'iş için başvurdu ama işe alınmadı' belgesi kaparak, devletten işsizlik maaşı almak olan Driss, 7 gün 24 saat boyunca Philippe'in bakımını üstlenecek bir eleman alımı seçmelerine katılır..

Tekerlekli sandalyeye mahkum Philippe, bir nevi saray olan malikânesinde yapılan bu seçmelerde gördüğü, güçlü kuvvetli, yerinde duramayacak kadar hareketli, dobra, neşeli ve biraz da küstah bu adamdan etkilenmiştir..

Belki de onda -biraz da- kendi gençliğini görmüş; özellikle de enerjik yönü dikkatini çekmiştir..
Sonuçta geçirdiği ölümcül kazanın, gayet ekstrem bir spor olan yamaç paraşütü yaparken başına geldiğini hatırlatalım..


Aslında her ikisi de hayatın tokatını yemiştir..


Biri, zenginliğin doruk noktasında yatalak kalarak, sahip olduklarından yararlanamayacak duruma gelmiş; diğeri, doğarken yediği kader sillesinin şiddetiyle kenar bir mahalleye -sürünmeye ya da daha olmadan çürümeye- postalanmıştır..

Gerçek bir hikâyeden uyarlanan film, gerçek hayatta yaşanan bir masal gibi gelişerek, kahramanlarının mutluluğuna ve neşesine bizi de ortak ederken, yaşamın zorluklarını ya da acı gerçeklerini hatırlatmayı da ihmâl etmiyor..


Filmin hiç kuşkusuz ki -özellikle sinema severler için- bilinen bir öyküsü var; hatta 'klişelerle dolu' bile denebilir..
Zengin ama hastalığıyla engelli bir adamla, sağlıklı ama sevecen bir adamın dostluğunu anlatan bu hikâye, hiç de görülmemiş değil..
Aynı şekilde, bir aristokrat ya da soylu görünmenin peşindeki bir burjuvayla alt tabakadan birinin hayatlarının kesişmesiyle ortaya çıkan eleştirel ve absürt bir durum da nice Yeşilçam filminin dahi ana konusu olmuştur..

Ancak bu film -sinemaya dair her açıdan- öyle mükemmel bir başarıyla oluşturulmuş ki -izleme sırasında- bu bilinirlik çoğu zaman hiç akla gelmediği gibi, bazı nadir anlarda geldiğinde de pek bi rahatsızlık vermiyor..


Sonuç olarak, ilk sekanstan hemen sonra hikâyenin başlangıcına dönen film, basit ama çok şık bir kurguyla da finale taşınıyor..

İlk bakışta, yaşama dair tüm alanlarda ortak noktalarının bulunma ihtimali sıfır civarlarında görünen iki insanın -belki de hayatlarında daha önce hiç yaşayamadıkları- büyük ve içten bir dostluğu yakalamalarıdır, galiba bizi de 'nedensiz' bir mutluluğa ortak eden..

O değil de, ağaç kılığına girmiş koskoca bir adamın operada -ciddi ciddi- arya söylemesinde ve salonu dolduran bir sürü insanın da tüm ciddiyetleriyle onu seyretmesindeki komikliğe -tüm saflığıyla- hemen tepki vererek kahkahalara boğulan Driss'in bize -elbette istemsizce- işaret ettiği şey, 'hayata o kadar anlamsız bir ciddiyet penceresinden bakıyoruz ki' neden olmasın..


Tuhaf bir şekilde- kahramanlarının her hallerine empatiyle yaklaşmamızı sağlayabilen bu güzel filmi izlerken, peş peşe devreye giren esprili diyalog ve sempatik durumların, suratınızda -asla engelleyemeyeceğiniz- kocaman gülümsemelere yol açacağına emin olabilirsiniz..

Seyrederken, "n'olur hemen bitmesin" deyu içinizden geçirdiğiniz kaç film izlediniz ki?.


  4 / 5


Intouchables / Can Dostum

Yönetmen ve Senaryo: Olivier Nakache, Eric Toledano
Tür: Dram, komedi
Oyuncular: François Cluzet, Omar Sy, Anne Le Ny
Yapım: Fransa, 2011, 112'



1 yorum:

nebuchadnezzar dedi ki...

izledim en güzel filmlerden biri...

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...