13.09.2012

Elena :: Paranın Kiriyle Lekelenen Hayatlar


Emekli ve dul bir hemşire olan Elena, on yıl önce hastanede tanıştığı zengin ve de dul bir adam olan Vladimir'le iki yıl önce, ikinci evliliğini yapmıştır..

Dullukları dışında, eski eşlerinden birer çocuklarının olması, bu çiftin belki de tek ortak noktasıdır..

Burjuvalığın süzgecinden geçmiş biri olarak -nispeten- ince zevklere ve 'liberal' dünya görüşüne sahip olduğu anlaşılan adama karşın; biricik oğlu ve torunlarından başka bir ilgi alanı olmayan kadın ise, dine ve de geleneksel değerlere oldukça bağlıdır..


Öncelikle ortada, 'Davul bile dengi dengine çalar' deyimine -bir kez daha- hak verdiren bir evlilik var..


Her ne kadar birazcık, 'Para bende bok gibi' tavırları takınsa da, kendisine gayet kibar davranan kocasıyla oturduğu ultra lüks evde hiç de mutlu görünmeyen Elena, uzun bir tren yolculuğuyla vardığı berbat bir semtte yaşayan oğlunun evindeki sefil ortamdan gayet memnundur..
Sadece burada yüzü gülen kadıncağız, oğlu ve torunlarıyla kaynaşmakta, mutluluktan adeta havalara uçmaktadır..

Yaşlılıklarına denk gelen bu evlilik belli ki -büyük oranda- bir çıkar ilişkisidir..

Elena'ya nazaran çok daha yaşlı olan Vladimir, evde kendisine hizmet edecek, yaşlılığında ya da hastalığında bakımını en iyi şekilde yapabilecek bir kadını bulmuşken; emekli maaşından başka bir şeyi bulunmayan Elena da, kendisini maddi bakımdan sorunsuz yaşatabilecek bir adama sahip olmuştur..


Adamın yalnız yaşayan 'asi' kızı, -aile gibi- eskimiş kurumlara tavırlı, babasının deyimiyle de 'hedonist' biridir..
Kadının ise, emekli maaşını aldığı gibi ona verdiği, 'Nasıl becermiş de evlenmiş?' denebilecek kadar tembel, gamsız ve 'müzmin işsiz' bir oğlu, bu adama nasıl katlandığı meçhul bir gelini ve -biri yolda- üç adet torunu vardır..

İşte bu kişilerden -serseriliğine ek olarak- tam da babasının bir numunesi olan büyük torunun gündemde olan meselesi, filmin de gidişatını belirleyecek yegâne unsurdur..
Bu ''hafiften salak oğlan, gerekli olan para bulunup da üniversiteye mi gidecek, yoksa doğrudan askere mi postalanacak?.


Torununun bu zor durumuna çok üzülen Elena, aynı zamanda bunun çaresini de bulabilecek tek kişidir..
Elbette, bu 'çulsuzlar'a para kaptırmaya pek niyeti olmayan kocası Vladimir'i kandırabilirse..

Muhtemel Suçlu İnsan Üzerine

Vozvrashchenie (2003) ve Izgnanie (2007) filmlerinden sonra isminin yanına 'mühim' işareti koyduğum Andrey Zvyagintsev, yine aile kurumuna yoğunlaşırken, aileyi oluşturan fertlerin birbirleriyle olan münasebetleri de doğrudan odaklandığı husus oluyor..

Evin penceresinin hemen yanındaki dalında bir karganın tünediği ağaca odaklanan bir kadrajla açılan film, kameranın eve girmesiyle gelişir ve aynı salon penceresinden çıkarak, aynı ağaca odaklanarak da sona erer..
Sanki, "İnsanlar gider, yeni insanlar gelir, hatta bir süre sonra onlar da eskir; ama doğa ya da yaşamın bizzat kendisi daima orada ve değişmezdir," der gibidir..

Kan bağı gerçeğinin önemine vurgu yapan film, -birbirlerini ne kadar severlerse sevsinler- evli çiftler arasında oluşmuş bağın gücünün, aynı kadın ve erkeğin kendi çocuklarıyla ezelden kurduğu kan bağının yanında hiç düzeyinde olduğunu hatırlatır..

Yeri geldiğinde ya da kendince bahanesini hazırladığında, herkesin -cinayet dahil- her türlü suçu işleyebileceğini; hele ki işin içine para girdiğinde kimseye güvenilmemesi gerektiğini söyleyen filme, zaman zaman devreye girerek, özellikle yaylılarla gerilim yaratan, Philip Glass imzalı mükemmel ezgilerin katkısı, tartışılmaz..


Eşitsizliğin zirve yaptığı, SSCB sonrası Rusya'sında, sosyal sınıflar arasında oluşan uçurumlara da dikkat çeken film, kahramanlarına izlettiği televizyona sık sık kulak kabartmamızı sağlayarak, bunca hayati sorunun en ufak yansımasının bile görünmediği entipüften programlar üzerinden medyayı da eleştiriyor sanki..

Her oyuncunun rollerinin hakkını verdiği filmde, Elena'yı canlandıran Nadezhda Markina o kadar usta, o kadar mükemmel ki..

Olağandışı hiçbir şeyin vuku bulmadığı, küçük ayrıntılarda gözlemlenen insani reflekslerle gayet hassas dokunuşlar gerçekleştirerek sakince ilerleyen, çok iyi bir 'minimalist sinema' örneği..

  4 / 5



Yönetmen ve senarist: Andrey Zvyagintsev
Tür: Dram
Oyuncular: Nadezhda Markina, Andrey Smirnov, Aleksey Rozin
Yapım: Rusya, 2011, 109'


Hiç yorum yok:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...