6.10.2012

End of Watch :: İki Küçük ve İyi Polis


Brian Taylor (Jake Gyllenhaal) ve Mike Zavala (Michael Peña), masum ailelerden, azılı suç örgütlerine kadar geniş bir sosyal yelpaze sunan Meksikalı göçmenlerin çoğunlukta olduğu, 'tekinsiz' Los Angeles sokaklarında, arabayla devriye gezen iki genç polis memurudur..

Birbirleriyle gayet iyi anlaşan, samimi iki arkadaş olan kahramanlarımız, büyük bir hevesle benimsedikleri işlerini en iyi şekilde yapmanın gayreti ve genç olmanın ataklığıyla, hayatlarını riske dahi sokabilecek gelişmelere neden olurlar..

Belki biraz fazla meraklı ve heyecanlı, görevlerini içtenlikle, hatta neredeyse salaklığa yaklaşan bir saflıkla yapmaya çalışan, insanları sevdikleri kadar birbirlerini ve de hayatı seven -sayılarının fazla olmadığını kesinlikle tahmin edebileceğimiz- iki 'güzel' polisin, mütevazı destanı..


Adli olaylar karşısındaki tutumuyla da benzerlerinden ayrılan film, suçlu ve suçlardan çok, sıradan polislerin yaşantısına bakmayı tercih ediyor..

Böyle olunca da, tanık oldukları ve bizzat hayatlarını ortaya koyarak içine daldıkları olayların iç yüzünü, perde arkasını göremeyen, bu konuda diğer emniyet yetkilileri tarafından aydınlatılmak bir yana, ileri gitmemeleri için de uyarılan bu iki 'küçük' polis ne biliyorsa, film de bize o kadarını gösteriyor; ne daha az, ne de daha fazlasını..


Brian Taylor'ın elde taşıdığı ya da oraya buraya iliştirdiği 'aktüel kamera'ların sayesinde film, biz seyircileri de olayların içine resmen dahil ediyor..

Gerçek suçlara ve suçlulara, gerçek polislere, gerçek aşklara dair söyleyecekleri olan bu film, samimiyetle açtığı bir pencereden gerçek insanların, gerçek hayatlarına bakarken seyircisini de şahit yazıyor..


Çok sert polisiye faaliyetleri işleyen bölümlerden, daha yumuşak, romantik ya da komik özel hayat sahnelerine geçişler, seyirci olarak -belki kahramanlar da buna dahil!- rahat bi nefes aldığımız anlar oluyor..

İlk bakışta -az da olsa- bir polis güzellemesi izlenimi bırakması ve direkt göçmen nüfusun içinden çıkan suç örgütlerine kafayı takması, birazcık can sıkıyor, evet..
Ancak, 'yarı-belgesel' bir tarzı andıran gerçekçiliği ve karakterlerinin inandırıcılığıyla bu 'samimi' yapım -ilk sahnesinden başlayarak- insanı öylesine sarıp sarmalıyor ki bu duruma anca filmin sonunda uyanabiliyoruz..


Öte yandan, böylesine öznel ama 'art niyetsiz' bakış açısını, dengeleri korumaya çalışma endişesiyle yapılmış -çoğu da- samimiyetsiz işlere, her zaman tercih ederim ki o da ayrı..

Birçok karakter ve fikir ayrılıklarına karşın, birbirleriyle oldukça iyi anlaşan iki kahramanını -tüm insani özellikleriyle- seyirciye öylesine başarıyla sevdiriyor ki film, bu iki genç adamı -değil iki saat, mümkünse yirmi saat- sadece polis arabasının içinde otursalar bile izlemekten sıkılmayacağınızı düşünüyorsunuz..

Yeter ki onlar, cadde ve sokaklarda devriye gezen arabanın telsizinden gelecek asayişle ilgili anonsu beklerken, saçma sapan konularda muhabbet etsinler, birbirlerini kızdırsınlar, tartışsınlar; iş çıkınca da olay yerine doğru seyirtsinler..


Benzeri filmlerin 'olmazsa olmazı' -ama herhangi bir filmde en sinir olduğum şeylerin başında gelen- o bitmek bilmeyen araba takip numaralarına hiç bulaşmadan, doğrudan olay yerine ulaşılması bu filmin değerini arttıran diğer bir husus..

Kusursuzca yarattığı gerilimiyle, aksiyona yaslanmadan başardığı, olağanüstü sürükleyiciliğiyle, Jake Gyllenhaal ve Michael Peña başta olmak üzere, üst düzey oyunculuklarla ve de mükemmelen eşlik eden müziğiyle iyi bir polisiye örneği..

Özellikle 'gerçekçilik' unsurunu, bu tutumuyla daha da öne çıkaran film, aslında hiç de yeni bir şey anlatmıyor; lâkin bildiğimiz o şeyleri, hem içerik (senaryo) ve biçim (yönetim) hem de teknik anlamda o kadar üst düzeye taşıyarak -yeniden- anlatıyor ki bundan etkilenmemek için ölü olmak lâzım..


  3.5 / 5


End of Watch / Tehlikeli Takip

Yönetmen ve senarist: David Ayer
Tür: Polisiye, dram, gerilim
Oyuncular: Jake Gyllenhaal, Michael Pena, Anna Kendrick
Yapım: ABD, 2012, 109'


Hiç yorum yok:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...