7.10.2012

To Rome With Love :: Woody'ye Sevgilerle



Woody Allen'ın çıktığı son Avrupa turu, tüm hızıyla devam ediyor sayın seyirciler..

Postu bu kez de Roma'ya seren Allen, aslında dünyanın herhangi bir kentinde aynen bulunabilecek bir takım insanların yaşantılarına kısa süreliğine de olsa giriyor, bulduğu ve ilginç olarak gördüğü küçük öykülerle de buradan çıkmaya çalışıyor..

Romalı ya da taşralı İtalyanlar ile turist ya da yerleşik ABD'lilerin birbirleriyle kesişmeyen, ancak Roma paydasında birleşen, biraz erotik, bir hayli romantik, ama illaki komik olmaya çabalayan bu hikâyelerin kahramanlarını, birbirinden ünlü oyuncular canlandırıyor..





John, gençliğinde bir süreliğine yaşadığı Roma'yı yeniden ziyaret eden Amerikalı ünlü bir mimardır.. Bir zamanlar yaşamış olduğu mahalleyi ararken kendisini tanıyan, mimarlık öğrencisi Jack'in davetini kabul ederek, onunla takılır..

Kendi gençliğini anımsatan ve şu sıralarda bir ikilemin içinde bocalayan bu oğlana, şahsi tecrübelerine dayanarak, yardımcı olmaya çalışır..

Alec Baldwin'in canlandırdığı, o tamamen gereksiz John karakterinin karaktersizliğine ne desem boş..




Emekli opera direktörü Jerry (Woody Allen)'nin -karısıyla birlikte- Roma'ya gelmesinin sebebi, kızlarının İtalyan olan nişanlısının ailesiyle tanışmaktır..

Oğlanın, cenaze levazımatçısı olan babasının, banyo yaparken çok güzel arya söylediğini fark eden Jerry, bu yetenekli adamın elinden tutarak, aslında pek de parlak geçmeyen opera kariyerinde -biraz geç de olsa- önemli bir adım atmak amacındadır..


O çok bilinen ve yapılan, 'banyoda şarkı söyleyen herkesin sesi güzel çıkar' esprisini ileriye taşıyarak, sıradan bir adamı sahneye çıkarıp da 'resmen' duş alırken operada oynatma fikri, bu filmin de en 'özgün' ve tek ilginç tarafıydı diyebilirim..




Roma'nın yerlisi olup, işinde gücünde, sıradan bir aile babası olan Leopoldo, bir sabah yine işine gitmek için sokağa çıktığında, bir paparazzi ordusunun hücumuna uğrar..
O günden sonra kendisi, her hareketi medya tarafından takip edilen, İtalya'nın en ünlü kişilerinden biri olmuştur..

'Nedensiz yere' nefret ettiğim oyuncuların başında gelen Roberto Benigni'nin canlandırdığı Leopoldo'nun hali, tam bir grotesk saçmalık..

Hiçbir özelliği olmayan birini aniden ünlü yaparak, 'Kör gözüne parmağım' usulüyle medya eleştirisi yapmak..
Andy Warhol'un ünlü sözünü canlandırma çabası da hissedilen bu bölüm, öyle yapay ki..




Roma'nın dışındaki bir kasabadan, yeni evlendiği karısıyla birlikte yeni bir hayata başlamak hayaliyle bu büyük kente gelen Antonio'nun burada başına gelecekler için -belki en fazla- pişmiş bir tavuğun başına gelmiştir, denebilir..

Woody Allen'ı -yaptığı son filmlere bakarak- kendini emekli etmiş, çocukları da evlendirmiş, hali vakti yerinde adamlara benzetiyorum..
Hani şu, yanına karısını da alıp, dünya turuna çıkan adamlara..
Allen elbette onlar gibi sadece alık salık dolaşmıyor, filmler üretmeye de devam ediyor..
Ama kafama kazınan o ilk imaj, geçerliliğini hiç yitirmiyor..
Giderek düşen yönetmenlik ya da senaryo performansı da sanki bunu güçlendiriyor..




'Avrupa'nın her ünlü kentinden, her yıl bir film konusu çıkarmak' gibi, 'fabrikasyon' nitelemesini akla getiren bu sürecin -önünde sonunda- böyle bir gerileme yaşatacağını bekliyordum ki fazla beklememe de gerek kalmadı..

Woody Allen, kesinlikle bir yaratıcılık sorunu yaşıyor..
Kalitesi, geçen yıl yaptığı Midnight in Paris'in -her bakımdan- gerisinde kalan bu son filminden çıktığımda, adeta bizim geleneksel ortaoyunumuzdan bir örnek seyretmiş gibi hissettim kendimi..
Ona benzer, tümüyle stereotip karakterlere yaslanan klişe mevzular, her öyküden bir ders çıkarma endişesiyle çırpınmalar, bayat bir komedi anlayışı, falan..



2.5/5


To Rome With Love / Roma’ya Sevgilerle

Yönetmen ve senarist: Woody Allen
Tür: Komedi, duygusal
Oyuncular: Woody Allen, Penelope Cruz, Jesse Eisenberg
Yapım: ABD-İtalya-İspanya, 2012, 112'






Hiç yorum yok:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...