12.12.2012

Bir Mafya Babasının Notları



Çok rica ederim, ne zaman, nerede diye sormayın- size söylemiştim, ki adeta, azgın nehirlerin akıntısına karşı yüzen o azimli balıkların, gün ışığında yaldır yaldır yanan pulları gibi göz alıcı ve görkemli bir dergi olan Kültür Mafyası çıktığında, bizim şu kültür ve sanat entelijansiyasının, nasıl da derinden sarsılacağını..
Gördünüz değil mi?. dediğim aynen çıktı..

Kimi dostlar -sağolsunlar- beğenilerini açık açık yazdılar, söylediler ve bu güzellik karşısında duydukları heyecanı bizimle paylaştılar..
Kimileri ise hiç görmemiş, hiç duymamış 'çifte maymun' misali, ıslık çalar vaziyette havalara baktılar..
Bunlardan -adı lâzım değil- biriyle Kadıköy Vapur İskelesi'nin önündeki gazete bayiinde vuku bulan karşılaşmamı, keşke siz de görebilseydiniz..
Bu sözde yazar arkadaş, bir yandan yüzüme bakıp -abartılı bir biçimde- gülümseyerek hatırımı soruyor, diğer yandan, elindeki, özgün kapağıyla hemen ayırt edilen Kültür Mafyası'nı, aldığı diğer gazetelerin arasında kaybetmenin uğraşını veriyordu..
Bu arada, son günlerde ne yaptığımı da sormaz mı teres..
Bekliyor ki, "Yeni bir dergi çıkardık, işte ben de şunları, bunları yazıyorum," diyeyim; buna karşılık o da, "Aa.. öyle mi? İnan hiç haberim yoktu yahu.. Biliyorsun, işten güçten kafamı kaldıramıyorum ki.. Senin adına çok sevindim valla," gibisinden okkalı yalanları sallasın..


Ona bu fırsatı tanımaya hiç de niyetim yoktu, "Ne yapayım moruk, yazıyorum işte bi şeyler, yayınlayacak bir mecra bulamayınca da kendi kendime mail atıyorum, istersen sana da postalayabilirim," diyerek, hafiften iğneledim..
O kadar da salak değildi, bu alaycı yanıtın farkındaydı..
Ancak huyumu bildiğinden, daha beter coşarak sıklaştıracağım laf sokuşlarımı frenleme maksadıyla, anlamazlıktan geldi..
"Ya bi ara okumuştum senin bir iki yazını, hiç de fena değildi.. Bence kesin bulursun yazacak bir yer.. Hem ben de bakarım sağa sola, bi şey çıkarsa da ararım seni.. Şimdi kaçmam lâzım dostum, görüşürüz," diyerek, yalan üstüne yalan söylemeyi tercih etti ve iktirip gitti..


Çoğunuz, değişikliği fark etmedi bile, ancak lafım bazılarınıza: Evet, kabul ediyorum, bu sayfayı açıp da okumaya başladığından beri, seni duymazlıktan geliyorum ey 'dikkatli' okuyucu..
Ama yetti artık..
"Hani ne oldu, ilk sayıdaki köşende atıp tutuyordun ya entel dantel, -yok- eklektik sebze çorbası -yok- iri taneli 'intravenöz' işkembe çorbası?. Kültür Çorbası'ndan Mafya Babası'na şu verev geçişine de hayran oldum yavrum!" mealindeki laf atmalarına daha fazla dayanamıycam..
Cevap veriyorum: İçtim işte Kültür Çorbası'nı bi güzel!. İçtim bitti!. Oh be!.
Hem ben seni uyarmıştım o yazıda, 'evdeki hesap dergiye uymaz, ne olacağı hiç belli olmaz' diye..
Aslında hep aklımdaydı Mafya Babası..
Fekat o gün ne olmuşsa olmuş -açlıktan sanırım- işi direkt çorbaya vurmuşum..
Böyle işte..




Sizin de öyle olduğuna eminim- Mafya Babası dendiğinde benim ilk aklıma gelen figür, Baba filmindeki Marlon Brando olur..
Bu unvanı sahiplenmemde -yaşım kadar- onun da payı var elbette..
Lâkin konu, kültürün mafyası olduğunda, o kocaman Marlon Brando karizması nasıl da eriyip gidiyor ve adeta bir naylon branda misali yerlere seriliveriyor..
Ne yalan söyleyeyim, şu rezil, 'branda benzetmesini' yapmasam delirecektim.. (Bu hususta bana ilham veren Sayın Sinan Sülün'ü, en kalbi duygularımla selamlıyorum.)
Düşünsenize yahu!. Klavyenin başına çökmüş vaziyette köşe yazısı yazarak, Elif Şafak'a, Orhan Pamuk'a ayar vermeye çalışan bir mafya babası!.
Vah ki ne vah!.


RTÜK bu görüntüleri de affetmemiş

İzninizle son olarak, ikincisini idrak ettiğimize göre, gönül rahatlığıyla 'Geleneksel' diyebileceğim, 'Yazıyı iğneleyici bir soruyla finale taşıma' bölümüne geçiyorum..
Pek saygıdeğer KTÜK -pardon- RTÜK..
Televizyonda gösterilen film ve dizilerdeki sigara dalı ve paketi ile içki kadehi ve şişelerine yönelik bilumum sansürleme çalışmalarınızın naçizane bir hayranıyım..
Ancak sorarım size, peki ya o zavallı sigarayı ya da içki kadehini elinde tutan şahısların hiç mi günahı yok?. Ciğerleri sigara dumanıyla tıka basa dolu, midesinden damarlarına tüm sindirim ve dolaşım sistemi alkolle yıkanan o 'şaibeli' şahısları da 'kompile' sansürlemeyi, acaba ne zaman akıl edeceksiniz..
Valla çok merak ediyorum..


(İşbu yazı, 'kültür mafyası dergisi'nin Kasım 2012 tarihli sayısında yayınlanmıştır)



Hiç yorum yok:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...