30.12.2012

Noel Baba Sendromu



- Bilmem sana da oluyor mu Halil?.

- Ne ağbi?.

- Baba de istersen bana..

- Estağfurullah ağbi.. O kadar da yaşlı değilsin..

- Tamam da, yaşla ilgili olarak söylemedim zaten..

- Anladım ağbi.. Sen bi şey diyecektin..

- Ha.. Şey.. İçinde bulunduğumuz yıla henüz alışamadan, sonuna geldiğimizi görmek beni çok hüzünlendiriyor, diyecektim..

- Vay be!. Nasıl söyledin bunu bi kere de ağbi; böyle kitap gibi?. Ezberlemiş miydin yoksa?.

- Saçmalama Halil!. Ne varmış ki bunu söylemekte?.

- Yalnız lütfen bana saçmalama deme, bunu kendime yapılmış saygısızlık addederim.. Ağbi mağbi de dinlemem, kötü konuşurum..

- Lan bi sus be!. Ne saygısızlığı?. Kötü bi şey demedim ki, hem ağzım alışmış buna.. Sanki sen hiç karşındakine saçmalama demiyorsun..

- Ben diyorsam senin gibi hakaret edercesine değil; olumlu anlamda kullanıyorum..

- Tabii canım, tabi bi tanem.. Benimki hakaret, seninki nezaket!.

- Tamam ağbi tamam.. Bırak şimdi bunu da sen bi şey diyordun?.

- Diyorum, diyorum da, senin şu çenen bi durmuyor ki Halil.. Vır vır vır vır..

- Tamam ağbi dinliyorum..

- Daha bu yıla alışamadan son gününe girmek beni hüzünlendiriyor, diyordum..

- Acaba bunun nedeni, bir yıl daha yaşlandığını hissetmek olmasın?.

- Hayır hiç de değil.. Hem niye öyle hissedeyim ki.. Sonuçta, 31 Aralık ile 1 Ocak arasında bir yıl değil, sadece bir gün yaşlandığımın bilincindeyim çok şükür..

- Peki o zaman neden böyle oluyor?.

- Bi bilsem.. Yalnız şimdi aklıma geldi de, her gece kafayı yastığa gömdüğümde, "Lan Baba, bir gün daha yaşlandın," deyu da hüzünleniyorum aslında..

- O zaman o ilk bahsettiğin hüznün nedeni, bir yıl değil de bir gün daha yaşlandığını anlamak olmasın?.

- Yok öyle de değil.. O zaman neden hüzünlenmek için yılın sonunu bekleyeyim ki.. Bu normal olarak hissettiğim günlük hüzünden farklı ve daha şiddetli bi şey..

- Tamam işte Noel Baba!. Toplam 365 günlük yaşlanmanın hüznüdür bu sendeki..

- Değil yahu!. huh huh huh huuu!.

- Tamam buldum ağbi!. Noel Baba Sendromu bu sendeki..

- Doğru söylüyorsun galiba.. Üstüme kondurmamaya çalışıyordum hep ama, sanırım benim derdim tam da bu..

- Pozisyonel asfiksi'yle sonuçlanan Santa Claus Sendromu, di mi ağbi?.

- Evet doğru.. Bu bende bir nevi fobiye dönüşmüş olmalı.. Off.. Şu evlere bacadan girme geleneğimiz yok mu.. Vallahi de bir gün öldürecek beni bu.. Ya sendromdan, ya fobiden gidicem yani..

- Geçmiş olsun Babacığım.. da, şu baca işi benim kafamı çok kurcalıyo biliyo musun.. Sorarım sana ağbi, kaç tane evin standartlara uygun şöminesi var ki bi de bacası olsun; sen de oradan giriver?.

- Sorma istersen..

- Bi dakka ağbi.. Misal, bizim en fazla bir sobamız vardı çocukluğumuzda.. Şöminenin ne olduğunu ise bilmezdik bile.. O değil de, seni soba borusunun içinde düşündüm de bir an.. Hah hah!.

- Halil'im, yapma canım kardeşim..

- N'oldu ağbi, iki güldük diye?.

- Lütfen arkadaşım, girme şimdi bu klişe konulara.. Senle geyik yapacak hiç halim yok.. Hem ben geyiklerimle ilgilenmeliyim..

- Peki ağbi, sen kır kardeşinin kalbini, sonra da geyiklerinle ilgilen.. Oldu mu!.
(Alıngan Halil, içinden söylenmeye devam eder) İşine gelmeyince kaçarsın tabii.. Sakalına sıçtığımın Noel Baba'sı..






Hiç yorum yok:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...