5.09.2013

Bait :: 'Jaws' Süpermarkette


Filmimizin yakışıklı jönü Josh (Xavier Samuel), kız kardeşi Tina'yla (Sharni Winson) nişanlı olduğu kankası Rory ile birlikte, Avustralya'nın şirin bir sahil kasabasının plajında cankurtaranlık yapmaktadır..

Bir sabah sahilde yine iş başı yapan arkadaşlardan 'kadersiz' Rory, bir köpekbalığının saldırısı sonucunda parçalara ayrılarak -erken yaşta- dünyadan -filmin henüz başında da- oyuncu kadrosundan ayrılmak zorunda kalır..

(Dikkat ettiyseniz eğer, işte bu yüzden o arkadaşı canlandıran aktörün ismini buraya yazma ihtiyacı duymadım.. Böylesine de hassas dengelerin ve titiz prensiplerin kollayıcısı, ultra ilginç bir kişiliğe sahibimdir, vesselam..)

Neyse efendim..

Rory'nin zamansız ve acı ölümüyle birlikte hayatları alt üst olan yaslı gençlerden Tina Bacı, Singapur'a gitmiş; Josh Oğlan da bir süpermarkette çalışmaya başlamıştır..


Bir gün yine olanlar olacak; Josh markette çalışırken, Tina'nın Singapur'dan yanında başka bir oğlanla döndüğüne tanık olacak, markette hırsızlık yapan bir genç kız yakalanırken, iki adet soyguncunun da kasayı boşaltmaya geldiği görülecektir..

Süpermarket içinde bunlar yaşanırken bölgede meydana gelen deprem ve ardından oluşan korkunç büyüklükteki tsunami, ortalığı bir anda cehenneme çevirir..
Devasa boyuttaki ilk dalgayla birlikte market ve otoparkı suyla dolmuş, müşterilerin çoğu da aniden bastıran bu suda boğulmuştur..


Hayatta kalabilenler, marketin stand üstleri ya da araba tepesi gibi yüksekte kalan yerlere çıkarak, önce boğulmamaya, sonra da başlarına ne geldiğini anlamaya çalışır..
Neyse ki filmin başından beri bize tanıtılan hemen herkes hayatta kalır da, esasen ne mal olduklarını az çok bildiğimiz bu tipleri bir de bu hengâmede tanımak zorunda kalmayız..
Ne diyeyim.. Allah'ın takdiri ya da senaristin iş bilirliği işte..


Hadi artık buraya kadar da anlatmışken hepimizin dört gözle beklediği ve filmin asıl vadettiği olayı da söyleyeyim de hep beraber rahatlayalım: Yalnız bana 'teknik olarak' böyle bir şeyin nasıl gerçekleşebileceğini hiç sormayın lütfen- Tsunamiyle coşan sular, iki adet 'manyak' büyüklükte köpekbalığını da markete sürüklemiştir ki biri otoparkın yollarında, diğeri de stand aralarında yiyecek insan aramaktadır..

Köpekbalığı konseptli bir film olur da denizde ya da herhangi bir sulu ortamda çılgın atarak, yakaladığı insanları parça pinçik yaparak yemeyen köpekbalığı olur mu?.
Tabii ki olmaz..


Daha doğrusu, yandan yandan işlenen yan öyküler ne olursa olsun, ne kadar ilginç olursa olsun, böyle bir filmde her an beklenen, hatta deli gibi yolu gözlenen tek olgudur bu 'yemek' sahneleri..
Burada da farklı bir durum yok..
Ancak, asıl olayını okyanustan süpermarkete taşımak gibi bir güzellik var ki zaten bu da filmin biricik 'farklı' özelliği..

Başta, koskoca köpekbalıklarını sığ bir suda, market reyonları arasındaki daracık alanda yüzdürmeyi beceren zihniyet olmak üzere, dizi dizi mantık hatalarıyla dolu filmin, açılıştaki 'plajlı' sekansının -en azından teknik açıdan- güzel kotarıldığını söyleyebilirim..
Bu durum, geri kalan kısım için bir umut vadederken, marketi basan tsunamiyle birlikte irtifa kaybeden filmimiz de aynen suya çakılıyor..


Avustralya yapımı filmin -şu tesadüfe bakın ki- Avustralyalı olan yönetmeni Kimble Rendall'ın 2000 yılında yaptığı Cut / Haykırış filmini izledikten sonra hakkında pek de hoş şeyler düşünmediğimi hatırlıyorum..

Onca yıl bekleyip de ikinci filmi olarak bunu yönettiğine göre, kendisine iki çift laf etmezsem eğer bi yerim şişer valla: Yapma Kimbıl'ım yapma arkadaşım.. Sen de film çekmeyiver n'olacak?. Bak ben çekiyor muyum?.


Bait / Yem

Yönetmen: Kimble Rendall
Senaryo: Shayne Armstrong, Duncan Kennedy
Oyuncular: Xavier Samuel, Sharni Winson
Yapım: 2012, Australia-Singapore, 93'

  2 5


Hiç yorum yok:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...