19.03.2014

Dallas Buyers Club :: Yalnız Kovboy'un Hayatta Kalma Mücadelesi


Ergenliği henüz geride bıraktığım zamanlara denk gelen güzelim seksenli yılların -Kenan Evren'den sonraki- en büyük kâbusu AIDS hastalığıydı..

Her türlü haltı yediğimiz o dönemde, öncelikle Evren'in eline düşüp de idam edilmediğime şükrederim, bir de belanın diğer büyüğü olan bu mendebur hastalığa yakalanmadığıma..

Biz burada böyle yuvarlanıp gittiğimiz zamanlarda, sadece filmlerden ve çizgi romanlardan tanıdığımız ABD'nin -cow'ları ve cowboy'larıyla meşhur- Teksas vilayetinde mukim bir elektrikçi, -tek kelimeyle- fütursuz bir hayatın içinde gününü gün etmekteymiş..


Ek meslek olarak rodeoculuk da yapan Ron Woodroof (Matthew McConaughey), kâh boğanın üzerinde sekiz saniyeden fazla kalmaya, kâh aynı mevzuda bahisler açarak kendinden daha gerzek kovboyların paralarını götürmeye çalışır..


Her gece mebzul miktarda kokaini galonlarca alkole katık ederken, araya sıkıştırdığı fahişelerle de kombo yapan bu adamın bir deri bir kemik görünüşü meğer bu müthiş performansından dolayı değil de yakalandığı AİDS'in son aşamasına gelmesindenmiş..

Kendisine sadece otuz günlük bir ömür bırakan bu 'acı sürpriz'le neye uğradığını şaşıran Ron, kötü kaderine öyle kolayca boyun eğecek biri değildir..


Mevcut tıbbi gelişmenin ve tedavi sürecinin, iyileşmesi için yeterli olmadığını gören kovboy, araştırmaları sonucunda ulaştığı bazı alternatif tedavi yöntemlerini kendi üzerinde denemeye başlar..

Bir yandan eski kötü alışkanlıklarını sürdürürken, öte yandan bilinçsizce uyguladığı ilaç tedavileri başta pek bi işe yaramaz..
Ancak, 'alternatif tedavi' konusunda giderek kendini geliştirmesi, hem kendi üstünde iyi neticeler almasını, hem de yeni bir 'meslek' edinmesini sağlamıştır..


Ron, sayıları müthiş bir hızla artan AIDS'li hastalara -daha çok yurt dışı kaynaklı- ilaç sağlayan bir kulüp kurar..
Tabii ki paralı- üyelik sistemiyle çalışan bu kulübün FDA (Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi) onaylı olmayan ilaçlar kullanması Ron'un başını ağrıtacak; büyük ilaç firmaları ve devletle karşı karşıya gelecektir..

Bütün bu süreç boyunca, ilk günden beridir doktoru olan ve kendisiyle duygusal bir bağ kurduğu da gözlenen Eve (Jennifer Garner) ile hastanede tanıştığı, 'transseksüel' Rayon (Jared Leto), Ron'un yanında olan nadir kişilerdendir..


Craig Borten ve Melisa Wallack’ın gerçek olaylardan esinlenerek yazdıkları senaryodan beyazperdeye aktarılan Dallas Buyers Club, ölümcül hastalığıyla mücadele eden bir adamın bu esnada yaşadığı hem bireysel/zihinsel, hem de sosyal dönüşümü lâyıkıyla yansıtan, mükemmel bir drama..

C.R.A.Z.Y. (2005), The Young Victoria (2009) ve Café de Flore (2011) gibi birbirinden şahane filmlerin Kanadalı yönetmeni Jean-Marc Vallée -bir istikrar abidesi misali- başarısını sürdürüyor..

Ezelden azılı bir homofobik olan Ron Woodroof’un biyografik özellikli bu yaşam öyküsü, aynı zamanda onun bir transseksüelle olan sıradışı arkadaşlığının izini de sürüyor..


Hastalığı yüzünden dışlanmasıyla, her anlamda daracık olan lümpen çevresini ve ilgi alanlarını değiştirmek zorunda kalan kahramanımızın hayata bakışı kökten bir değişime uğrarken, hep örtülü kalmış ticari zekası da -insani hassasiyetine paralel olarak- adeta zirveye ulaşır..

Matthew McConaughey ve Jared Leto ile kazandığı oyunculuk Oscar'larını kesinlikle hak eden film, ele aldığı mevzu sebebiyle çok müsait olmasına karşın asla duygu sömürüsüne girişmiyor; mevcut hüznünü, klişelerden uzak bir anlayışla ve gayet gerçekçi bir yaklaşımla ortaya koyup, hiç öyle uzatmadan oradan hemen uzaklaşıyor..

Filmin, ABD için olduğu kadar tüm dünya için de çok önemli bir kuruluş olan FDA'nın günümüzde de dikkat çekilen, ilaç şirketleriyle olan parasal bağlantılarına ve ticarete fazla meyilli hallerine oldukça eleştirel yaklaşması da özellikle değerli..





Dallas Buyers Club / Sınırsızlar Kulübü

Yönetmen: Jean-Marc Vallée
Senaryo: Craig Borten & Melisa Wallack
Oyuncular: Matthew McConaughey, Jennifer Garner, Jared Leto
Yapım: ABD, 2013, 117'


  5



Hiç yorum yok:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...