31.03.2014

Yves Saint Laurent :: Moda geçicidir stil ise sonsuz


Paris 1957.
Yves Saint Laurent (Pierre Niney) henüz 21 yaşındadır ve vefat eden Christian Dior’un kurduğu ünlü moda evinin başına beklenmedik bir şekilde getirilir.

Dior adına sergilediği ilk Haute Couture koleksiyonunda bütün gözler bu genç asistana çevrilmiştir.

Son derece başarılı ve çığır açan defile sırasında Yves Saint Laurent, ileride hayatının aşkı ve ömür boyu iş ortağı olacak Pierre Bergé (Guillaume Gallienne) ile tanışır.

Üç yıl sonra en ünlü moda ve lüks markalarından biri haline gelecek Yves Saint Laurent şirketini birlikte kurarlar.

Yves Saint Laurent, tüm endişe ve sıkıntılara rağmen, Pierre Berge’nin de desteğiyle, durağan moda dünyasını altüst etmeyi başarır.

Moda, insanın kendine yakışanı giymesidir..


Bundan önceki -bir roman uyarlaması olan- filmi Des vents contraires (2011) ile pek de iyi bi izlenim almadığım yönetmen Jalil Lespert'in bu üçüncü filmi de bir kitaptan uyarlama..


Yalnız bu kez, ömrünün büyük bir kısmını hep göz önünde, hatta spot ışıkları altında geçirmiş, çok ünlü bir moda tasarımcısının -Laurence Benaïm imzalı- biyografisini ele almış, doğrusu gayet ustaca bir çalışmayla da sinemaya aktarmış..

Tam adı, Yves Henri Donat Mathieu-Saint-Laurent olan ve 2008 yılında hakkın rahmetine kavuşan Yves Saint Laurent, çevresine son derece saygılı, ama onu dışarıya tam tersi gösterecek kadar da 'doğrucu' biriymiş..


Hem de, çok genç yaşta intisap ettiği mesleğinde 'devrim' yaratacak denli yaratıcı, alabildiğine tutkulu bir sanatçı ve özellikle bazılarını rahatsız edebilecek kadar da cüretkâr biri..

Bu sıfatların, sadece mesleki yönünü şekillendirmediğini, özel hayatını da kapsayıp yönlendirdiğini görmek belki bize fazla şaşırtıcı gelmez; ancak, onun samimiliğine kesin bir delil teşkil eder..

Hem de bulunduğu ortama gayet uygun düşebilecek karaktere sahip, samimiyetsiz 'pozcu'ların bol bulunduğu bir sektörün içindeki Yves'in bu hakikiliği, kesinlikle bir erdemdir..


Şimdiki 'bildiğimiz anlamda' moda sektörünün kurucularından biri olan bu ağbimizin, değişen dünya şartlarına, sosyal akımlara -hem mesleki hem de şahsi açıdan- uyumu mükemmeldir..

Tutuculuktan uzak, yeniliklere açık biçimde davranarak, bireysel gelişimini ve değişimini sürdürürken, mesleğinde de bunun tam bir uygulayıcısıdır o..

Öte yandan, sanatçı ya da yaratıcı insanlara has kişilik sorunları, kaprisler ve duygu patlamaları, onu da etkiler tabii..

Özellikle -ölümsüz- aşkı ve iş ortağı olan Pierre ile ilişkisinde yaşanan inişler çıkışlar, karşılıklı kıskançlıklar ve bunlara eşlik eden sigaraya, alkole ve de uyuşturucuya olan bağımlılıklar, öteden beri 'arızalı' olan psikolojik durumuyla tepkimeye girerek, onun daha da yıpranmasını kaçınılmaz kılar..


Sonunda durumu öyle bi hâle gelir ki -her türlü olanağına karşın- yaşamdan aldığı zevk iyice azalır..
Onu artık mutlu kılan ama kısacık süren sadece iki dönem kalmıştır yaşantısında; yaz ya da kış koleksiyonlarını dünyaya sunduğu defile günleri..

Son olarak diyeceğim şu ki moda işlerinden falan hiç anlamayan bir 'hetero' olarak bana, 'eşcinsel' bir Haute Couture'cünün hayatını, gayet etkilenerek, ilgiyle ve zevkle izleten bu güzel filmi her renk ve cinsten arkadaşıma öneririm..

Yalnız tabii şunu unutmuyoruz: Moda, insanın kendine yakışanı giymesidir..
Tıpkı kendine yakışan filmi izlemesi gibi..




Yönetmen: Jalil Lespert
Senaryo: Laurence Benaïm (book), Jacques Fieschi
Oyuncular: Pierre Niney, Guillaume Gallienne, Charlotte Le Bon, Laura Smet
Yapım: Fransa, 2014, 106'


  3.5 5


Hiç yorum yok:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...