18.09.2014

The Maze Runner / Labirent: Ölümcül Kaçış


Thomas yukarı doğru hareket eden bir asansörde uyanır.
Kapılar açıldığında kendini bir grup yaşıtıyla bulur.
Bu koloni onu bir kayranda karşılar.
Kayran devasa büyüklükteki duvarların çevrelediği geniş bir alandır.
Thomas‘ın aklı bulanmış, nerede olduğunu, nereden geldiğini, ailesinin kim olduğunu, geçmişini ve hatta kendi ismini dahi hatırlayamamaktadır.

Thomas ve “Kayranlılar” buraya nasıl ve neden getirildiklerini bilmemektedir.
Tek bildikleri şey her sabah labirente gidilen dev bir kapının açıldığıdır.
Her akşam ise güneş batarken kapı kapanır.
Her otuz günde bir asansörle yeni bir çocuk gruba katılır.
Labirentin bu davranışı Thomas’ı getirir, fakat beklenmedik bir şey olur ve bir hafta sonra asansör labirente Teresa adında bir kızı getirir.

Thomas, kayran sakinlerinin hepsinin oyunda bir rolü olduğunu öğrenir.
Kayranlıların bazıları duvarların bir haritasını çıkarmaya çalışır ve gün bitene kadar keşfedebildikleri tüm alanları keşfederler.
Gün bittiğinde labirent kapanır ve bu devasa yapının içinden “Izdırap Verenler” in sesleri duyulmaya başlar.


Thomas yeni bir kayranlı olmasına rağmen labirente ve kayrana anlayamadığı bir aşinalık hisseder.
Anılarının bir köşesinde bu labirentin gizemini çözebilecek ve hatta ötesindeki dünyaya ulaşmalarını sağlayacak bir anahtarı olduğunu düşünür.

Labirent: Ölümcül Kaçış, James Dashner’ın Ekim 2009 da yayınladığı ve New York Times En iyi Satış ödüllü kitabından esinlenilmiştir.
Okuyucular bu kitabı ‘’Açlık Oyunları’’, ‘’Sineklerin Tanrısı’’ ve efsanevi dizi  “Lost” un kombinasyonu olarak tanımlıyor.


Dashner özellikle “ Sineklerin Tanrısı” karşılaştırmasını anlayışla karşılamış, fakat  “Labirent: Ölümcül Kaçış” ı çok farklı bir hikaye olarak tanımlamıştır.
“Karakterlerin Sineklerin Tanrısı’nda olduğu gibi davrandıklarını düşünmüyorum. Bence onlar daha medeni, düzenli ve kaçmaya adanmışlar. Labirent: Ölümcül Kaçış aynı zamanda umudu ve insan ruhunun potansiyelini anlatan bir hikaye”


Kitap, yapımcı Ellen Goldsmith ve Lee Stollman’ın dikkatini çekmiştir.
“ Biz çok fazla yetişkin serüveni görüyoruz” diye açıklıyor Stollman.
“Ve her zaman karakterleri tanımlanabilir büyük bir dünya olmasına ve eşsiz olmasına dikkat ediyoruz ki bu Dashner’ın kitabında bulduğumuz bir şeydi”

Kitabı beyaz perdeye uyarlamak için, stüdyo Twilight filmlerinde başarı kazanmış Temple Hill Entertainment yapımcısı Wack Godfrey ile çalışıldı.


Godfrey projeyi kabul etmesinde çocuklarının ona Labirent: Ölümcül Kaçış kitabından bahsetmelerinin payının büyük olduğunu söylüyor.
“20th Century Fox’’ bana bu projeyle geldiklerinde hemen kabul ettim, çünkü sonunda çocuklarım için bir film yapacaktım” diye ekliyor.

Labirent: Ölümcül Kaçış'ın yönetmenliğini, bu filmle ilk uzun metraj tecrübesini yaşayan Wes Ball üstleniyor.
Ball‘ın ilk filmi “Harabe”, yedi dakikalık bir animasyondu ve internette büyük bir fenomen olmuştu.


“Bir görsel efekt şirketim var ve başkalarının işini birkaç sene yaptıktan sonra, kendim bir şeyler üretmek istedim ve Harabe filmini yaptım. Twitter sayesinde çok popüler oldu” diyor Ball.

Harabe filmini izledikten sonra,  Fox’un geliştirme ekibi Wes Ball’ın “Labirent: Ölümcü Kaçış” kitabını beyaz perdeye aktarabilecek yaratıcılığa sahip olduğuna emin oldu.
Ball kitabı okuduğunda hikayenin onun bir sonraki projesi olmasına karar verdi.
“Kitabı okuduğumda hayal gücümde kayranın duvarlar ile çevrili doğal fakat sert görüntüsü oluştu ve bu benim önümüzdeki birkaç sene yaşamak isteyeceğim bir yerdi”



Ball hikayenin kahramanı Thomas’a hayranlığını şöyle dile getirdi, “ Thomas herkesin geri adım attığı bir dünyada öne çıkıp belirsizliğe adım atan birisi”
“Bu belirsizlikle yüzleşecek cesarete ulaşıp, kendini bulma mücadelesi. Thomas meraklı birisi ve bu merakı kayranda onu bir tehdit haline de getirebilir veya onu oradan çıkaracak şey de olabilir”

Başrolde MTV dizilerinin takipçilerinin Teen Wolf dizisinden hatırlayacağı Dylan O’Brien, Thomas olarak karşımıza çıkıyor.


“Dylan genç bir Tom Hanks’ i andırıyor. Çekiciliği bir yana o gerçekten harika bir atlet. Dylan bu karakterin fiziksel zorluklarının da altından kalkabilir” diyor yapımcı Godfrey.

Kayranlıların lideri konumundaki karakter Alby, filmdeki baba figürüne en yakın durumda.
“Alby tam bir ana karakter” diyor Ball.
“O ilk kayranlı, asansör ile gönderilen ilk kişi ve tam bir ay nerede olduğunu bilmeden hayatta kalabildi. Daha sonra sıradaki kişi geldi. Alby bu dünyada hayatta kalabilmenin anahtarının, düzen ve disiplin olduğunun farkında. Bunu korumak istiyor”


Alby karakterini Aml Ameen canlandırıyor.
Yakın zamanda kendisini Lee Daniels’ The Butler’ da gördüğümüz Aml Ameen, Godfrey’e göre tam bir genç Denzel Washington.

Kayranda Thomas’ın düşmanı Gally.
Zeki ve korkutucu.
“Ancak Gally ve Thomas aynı paranın farklı yüzlerinde” diye ekliyor Ball.
“Thomas belirsizliğe doğru koşmak istiyor ancak Gally tam bir korumacı ve her şeyin güvenli, normal kalmasını istiyor”


Alby’nin yardımcısı Newt,  HBO dizilerinden Game of Thrones’dan hatırladığımız Thomas Brodie- Sangster tarafından canlandırılıyor.
“Newt komuta zincirinin ikinci sırasında, fakat henüz sorumluluk almaya hazır değil” diye ekliyor Godfrey.

İngiliz oyuncu Kaya Scodelario, kayranlıların tek genç bayan karakteri Teresa‘yı canlandırıyor.
Teresa‘nın Thomas’la gizemli bir bağlantısı var.
Kendisini İngiliz dizisi Skins’ten hatırlıyoruz.
“Teresa sert bir karakter, ki bu dünyada diğer erkeklerle hayatta kalabilmesi için ihtiyacı olan tek şey”


Kayranlılar arasından elit olan kişiler ‘’Koşucu’’ olarak adlandırılıyor.
Koşucular atletik özelliklere sahipler ve bu özelliklerini labirentin haritasını çıkarmak, bir kaçış planı bulmak için kullanıyorlar.
Kaptanları, Ki Hong Lee tarafından canlandırılan Minho.
Genç aktör kayranlılar arasındaki liderlik pozisyonunu canlandırmak için kendi yolunu kullanmış.
“Piyadeleri ve askerleri gözlemledim ve Minho’yu kayranlıların generali olarak hayal ettim” diye açıklıyor Lee.
“Askerlerini toplamak onun görevi”


En genç kayranlı ise sevecen ve Thomas’a sadık biri olan Chuck.
Bir işe uygun olmadığı için ayak işi yapıyor.
“Chuck çok sevgi dolu ve filmdeki küçük kardeş rolünde” diyor Ball.
“Cok çalışıyor, kimse ondan fazlasını beklemiyor fakat o herkesi şaşırtıyor”

Chuck’ın Thomas ile arkadaşlığı filme en eğlenceli ve duygusal anları yaşatıyor. “Onlar arkadaştan daha öte“ diyor Chuck’ı canlandıran Blake Cooper.
“Thomas Chuck için bir büyük kardeş ve örnek. Birbirlerini gerçekten kolluyorlar”




IMDb


Filmin mmknmrtb notu: 3 / 5


Hiç yorum yok:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...