7.10.2014

Pek Yakında :: Filmci Zafer'in Azmi


Gençlik yıllarında, oyuncu olma hayaliyle işe figüranlıkla başlayan; ancak, Eşkiya filminin son sahnesindeki küçücük rolünde gaza gelip seti karıştırmasıyla da oyunculuk kariyeri daha başlamadan biten Zafer (Cem Yılmaz), daha sonra intisap ettiği Korsan DVD işinde ustalaşarak, adeta piyasanın Steven Spielberg'i haline gelir..

Oyunculuk işinde kocası Zafer'i aşmış, dizilerde 'yardımcı oyuncu' seviyesine yükselmiş; ama evlenip bir de çocuğu olunca bu hayalinden vazgeçme zorunda kalmış Arzu (Tülin Özen), kocasının girdiği bu illegal dünyadan hiç hoşlanmamaktadır..

En sonunda oğlunu da yanına alarak Zafer'i kapı dışarı eden Arzu, boşanma davasını da açar..

Bu durumda 'Filmci' Zafer'in önünde pek seçenek kalmamıştır; sevgili karısı ve çocuğuna yeniden kavuşmak için tek yol, korsancılığı bırakmaktır..


Sonuçta -tesadüflerin de yardımıyla- korsan işinden sıyrılmış; hatta, senaryosu hazır olduğu halde, 70’lerden beri çekilememiş bir filmin yapımcısı olma durumuna dahi gelmiştir..

Zafer, şimdiye kadar gerçekleşmiş tek filmi bile olmayan 'senarist yönetmen' Ahben Sonel’in (Zafer Algöz) 'Şahikalar - Kötülüğün Sonu' adlı senaryosunu film haline getirebilirse eğer, hem kendine yeni ve yasal bir yol açacak, hem de baş rolde oynatacağı karısının en büyük hayalini gerçekleştirecek, dolayısıyla da evliliğini kurtaracaktır..



Behçet Nacar ağbimizin anısına 

Cem Yılmaz, sinemasının en tipik özelliği olan, 'naif hatta çocuk ruhlu ama hınzır zekâlı' bir metnin, yeniden ve eskisi kadar iyi çalıştığına tanıklık ettiğimiz bir yapımla daha karşımızda..

Yılmaz'ın oyuncu ya da yönetmen olarak yer aldığı filmler arasında bu belki en iyisi değil, ama en komiği olduğu kesin..

Yeşilçam dönemi de dahil- kamera önü ve kamera arkasıyla sinemamızı, hatta sektörün illegal ortakları olan korsan dvd'cileri dahi çok iyi tanıyan 'çalışkan' bir gözün gözlemiyle oluşmuş bir senaryodan, öylesine kahramanı bol, ayrıntısı da gani bir film ortaya çıkmış ki bir kere izlemenin asla yeterli olamayacağı kesin..


Zaman zaman absürte kaçan bir komediyi, zaman zaman da melodrama dönüşen bir dramayı öne çıkaran Pek Yakında, bunu 'film içinde film' şablonuyla kotarırken, sinemanın çok kere başvurulmuş anlatım kalıplarını sıkça kullanmaktan hiç kaçınmıyor..

Cem yılmaz, alışılmış kalıpların kullanıldığı bu sahnelere, 'kendine özgü' damgasını öylesine net bir biçimde vuruyor ki bunlara 'klişe' diyerek burun kıvırmak, gayrı anlamsızlaşıyor..


Öte yandan şurası da bir gerçek ki ve artık emin olduk ki- Cem Yılmaz'ın oyunculuğu, hep aynı jest ve mimiklerle ortaya koyduğu 'normal' karakterleri değil de, mafyatik ya da kötü adam gibi 'sıradışı' karakterleri canlandırırken, çok daha başarıyla parlıyor..

Hikayenin gidişatını da değiştiren bazı 'önemli' sürprizleri olan film, bunları ortaya çıkarmasını çok iyi beceriyor..
Hele bir anda olup biten öyle bir sürpriz sahne var ki bunu izlerken, kesinlikle irkileceksiniz..


Neyse, Cem Yılmaz gibi bir 'dahi' belki hak ediyor, ama övgünün de sonu yok -doğrusu- tadı da pek yok..
Şimdi de filmin iki falsosuna geçeyim de şöyle biraz ferahlayayım..

Doğru dürüst bir villain/kötü adam yaratamaması ve bu durumu irdelerken de içine düşülen -üstelik Cem Yılmaz'a hiç de yakışmayan- 'muhafazakâr çukur' hiç olmamış..

Burada 'iyi oyuncu' Cengiz Bozkurt'un bi suçu yok elbette; onu, 'karizmatik' Cem Yılmaz ile 'güzeller güzeli' karısının arasına sokmaya çalışan 'casting', feci saçmalamış..

Ya kardeşim, Tülin Özen gibi bir kadının, 'palyanço' görünümlü 'ana kuzusu' bu adamla ne işi olabilir ki ya da Cem Yılmaz gibi bir adam, bu 'dürrük'ü neden kendine rakip olarak görsün ki?.


Madem Yeşilçam'a bu kadar hayransınız, onu örnek alsanız ya..
Yeşilçam bu 'nazik' durumları, Önder Somer gibi her tarafından karizma fışkıran yakışıklılara bırakırdı yahu; bunu nasıl unutursunuz?.
Yoksa Nuri Alço'nun o meşhur gazozundan mı içirdiler size de?.

Senaryonun, yani Yılmaz'ın en mühim hatası ise, bu kötü adamın geçmişinde yatan, 'seks filmi' oyunculuğunu, dünyanın en pis suçuymuş gibi gösteren zihniyete kucak açması..


Ey Cem Yılmaz sen de aslında gayet iyi bilirsin ki, o 'zavallı' adamla senin aranda öyle büyük bir fark yok yani..
Sen bir 'kaliteli komedi filmi' oyuncusuysan, o da bir 'kalitesiz seks komedisi' oyuncusu..

Yapma sevgili kardeşim, bari sen yapma!.
Bir zamanlar, iyi ya da kötü -hiç fark etmez ve kimseyi de hiç ilgilendirmez- mecburiyetten ya da zevkten yaptıkları filmlerle bir döneme damgasını vurmuş insanlara, şimdi dönüp bir de sen vurma!.

En azından, daha yeni vefat etmiş Behçet Nacar ağbimizin anısına saygısızlık ettiğimizin farkında mıyız acaba?.



Pek Yakında

Senarist - Yönetmen: Cem Yılmaz
Oyuncular: Cem Yılmaz, Tülin Özen, Ozan Güven, Zafer Algöz, Özkan Uğur, Cengiz Bozkurt, Caglar Corumlu 
Yapım: 2014, Türkiye, 134'

  3.5 / 5


1 yorum:

eda ulusoy dedi ki...

Filmi dün izledim ve çok beğendim. Yüzümde bir gülümseme bıraktı :)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...