23.03.2015

Kocan Kadar Konuş :: Türk Kızı Evlenmeden Duramaz



Aslında, anne, baba, üç adet kız kardeş ve bir anneanneden oluşan  -sürekli aynı evde görüldüğünden- bir adet teyze ile 'sidikli' kızını da onlara eklediğimizde, pek de 'çekirdek' olmayan bir ailenin en büyük kızıdır Efsun (Ezgi Mola).

Çevresindekilerden farklı olarak, dış görünüşüne önem vermeyen, sürekli okuyan, düşünen ve eleştiren, ideali olan bir meslekte -yani büyük bir yayınevinde editörlük- kariyerini ilerletmeye çalışan, bugüne kadar bazı erkeklerle -sürekliliği olmayan- arkadaşlıkları olsa da evlenmeyi aklına bile getirmeyen Efsun için 'tehlike çanları' çalmaya başlamıştır; çünkü, yaşı otuza dayanmıştır..

Gerçi o çanlar, Efsun'un umurunda bile değildir; lâkin, geniş ailesinin genç ve yaşlılardan oluşan 'kutsal kadınlar ordusu', bu konuda ondan çok farklı düşünmektedir..

Bekâr ya da evli her ferdiyle, 'İsterse sinek kadar olsun, yeter ki kocam olsun' mottosuna iman etmiş bu hatunlar korosu, evde kalmanın sınırına dayanmış şu zavallı kızcağızı bir an önce evlendirmek ve böylece, bir ömür boyu taşımak zorunda kalacağı 'kız kurusu' yaftasından kurtarmak üzre harekete geçmişlerdir bile..


Üzerinde resmen 'Mahalle baskısı' hissetmeye başlayan Efsun'un işi gerçekten çok zordur; önceleri bu baskıya direnir gibi olur ama nafile..
Kadın ya da erkek fark etmez- böylesine bir psikolojik şartlandırmaya tabi tutulan hangi birey, sonuna kadar direnebilmiş ki?.


Genel gidişata aykırı kafa yapısı ve kitap okumaya düşkünlüğüyle, ailede kendisine benzeyen tek kişi olan babasının -buna rağmen- içinde yaşayıp gittiği kadın hegemonyasına tam manasıyla teslim olmuşluğu ve neredeyse eriyip kaybolmuşluğunu gören Efsun, bu 'yenilmez güç' karşısında hiç şansının olmadığını çoktan anlamalıydı ya neyse..


Bu sistemli 'beyin yıkama' operasyonu sonrası bi güzel 'aptallaşan' Efsun, yıllarca emek vererek oluşturduğu, toplumun çok az bireyinde bulunan -pek değerli- kişilik ve değerlerine yabancılaşır ve de şimdiye kadar hep eleştirdiği, toplumun ezici çoğunluğunu oluşturan, o 'koca budalası' kızlara benzemeye başlar..


Aldığı son derece yoğun 'eğitim' sonucunda, gösterip vermeyerek, naz yapıp trip atarak, erkekleri avucunda tutmayı, sonra da kafese kapatmayı öğrenen ve saha çalışmalarına başlayan Efsun'un karşısına, yıllardır hiç unutamadığı 'lise aşkı' Sinan (Murat Yıldırım) çıkmasın mı..

Ailesinden de onaylı bu Sinan oğlan, Efsun'un pratik yapabilmesi için doğrusu ideal bir denektir..
Ama durun bakalım, Sinan'ın bu denemelere tepkisi nasıl olacak, evdeki hesap ne ölçüde tutacaktır?.


Büyük Türk büyüğü Aşık Serteli'ye ait olduğu rivayet edilen, 'Türk kızı evlenmeden duramaz ve bu uğurda elinden geleni de ardına koymaz' tesbitinin, toplumumuzun varlığı asla sorgulanamaz özellikli 'temel teorem'lerinden biri olduğunu, dört dörtlük bir muhteviyatla, 'dosta düşmana' yeniden hatırlatan bir film, Kocan Kadar Konuş..


Gerçi, bu genel gidişata aykırı hareket etmeye, bir bakıma akıntıya karşı yüzmeye çalışan kızımızın biraz daha dirençli olmasını, daha bi mücadele etmesini isterdi şu asi gönül; lâkin, hepimiz de iyi biliyoruz ki bu direniş, son tahlilde sonuçsuz kalmaya mahkûmdur ve ne olursa olsun, yine çoğunluk kazanacaktır..


Size bi şey diyeyim mi..
Eşcinselleri dahi evlenmek için fırsat kollayıp taklalar atan, gerzeğin önde gideni şu insanlıktan umudumu keseli, o kadar uzun zaman oldu ki..


Yalnız siz bana bakmayın, baştan beri öyküsünü ve meselesini -konunun üzerimde oluşturduğu negatif elektriklenme dolayısıyla- biraz fazla ciddi bir havada anlatmış olabilirim; ama yok, filmimiz olaya öyle bakmıyor..
Aslında o, oldukça netameli mevzusunu, alabildiğine tatlı, bulabildiğine renkli bir mizah reçeline bulayarak bize sunarken, olayın en karşısında duranını bile yumuşatabilir, en pesimistimizin bile yüzünde güller açtırabilir niteliğe sahip..


Şebnem Burcuoğlu'nun -benim haberim yok ama, yayınlandığında olay olduğu söylenen- aynı adlı romanından beyaz perdeye uyarlanan film -fıtratı icabı- romantizme fazla itibar etmeyen, lâkin komedisi gani, kadın komedi oyunculuğunda bir marka haline gelen Ezgi Mola'sı da harika, bir romantik komedi..


Bundan önce, Patron Mutlu Son İstiyor (2014) ile 'geliyorum' diyen, bu ikinci filminden sonra da 'ben artık oldum' mesajı veren Kıvanç Baruönü için en azından -ve tabii ki sinemamız açısından- oldukça özgün ve neredeyse ustalaşmış bir 'komedi filmi' yönetmeni diyebiliriz..


Son zamanlarda ve yerli bir komedi filminde, bu nitelikte (yerlere yatarak) ve nicelikte (sinema salonunu çınlatarak) güldüğümü hatırlamıyorum.. Ha pardon- bir de bi türlü vizyon yüzü göremeyen 'O.H.A. : Oflu Hoca'yı Aramak' da çok komikti ama, o başka bir mevzu..


Öykünün yağ gibi akıp gitmesini sağlayan iyi bir senaryo ve çok iyi diyaloglara sahip filmin değerini daha da arttıran diğer unsur ise, Michel Gondry'nin imaj evrenine öykünerek düzenlendiği belli olan 'oyuncaklı' sahnelerle süslü, gayet iyi bir teknikle kotarılmış, fantastik ve de sürreal görüntülü rüya, kâbus ya da hayâl sekansları idi..


 'Baş rollerden birinin, arada bir de olsa, film boyunca seyircinin gözüne bakarak olayları anlatması, onlarla dertleşmesi' gibi, bir filmin -benim açımdan- baştan kaybetmesine neden olabilecek denli sakıncalı bir  anlatım tekniğinin altından böylesine başarıyla kalkılması da çok değerli..


Palyaço görünümlü kapıcı Mehmet Lütfi (Bora Akkaş) tiplemesinin -olumsuz anlamda- fazlasıyla göze battığını, hatta filme zarar verdiğini düşünüyor; tabii ki senaryo ve yönetmenin öncülüğünde- filmi kapıp götüren Ezgi Mola'yı ise nasıl öveceğimi bilemiyorum..


Lâkin, kendisini ve oyunculuğunu pek tanımadığım Murat Yıldırım'ın, Mola'ya eşlik ederken gösterdiği 'dengeli' performansı beğendiğimi söyleyebilirim..

Bu arada, küçük rolüne rağmen oyunculuğuyla parlayan Enis Arıkan da, filmin önemli sürprizlerinden..


İlgilisine bir not: Bu filmin basın gösteriminin niçin vizyona çıktığı gün yapıldığını, sormak isterim..
Şu sıralar moda oldu bu; bazı filmler basına ya hiç gösterilmiyor ya da böylesine tuhaf bir yöntem uygulanıyor..
Amaç belli, eleştirmenlerin eleştirilerinden kaçmaya çalışmak..
Çok merak ediyorum, hadi matbu medyanın hışmından kaçtınız, peki internet medyasının eleştirisinden nasıl kurtulacaksınız acaba?.


Bu film özelinde söylenecek olursam: Filmine neden güvenmiyorsun ki kardeşim?.
Hem bu korku niye?.
Eleştirmeni, gördüğü her filmi yerin dibine sokmak için fırsat kollayan bir manyak gibi görmenin de alemi yok ki..
Böylesine başarılı bir iş çıkarmışsın da neden basından saklıyorsun?.
Seni -büyük ihtimal- övecek film eleştirmenini neden kısıtlıyorsun?.




Kocan Kadar Konuş

Yönetmen: Kıvanç Baruönü
Yazar: Şebnem Burcuoğlu
Oyuncular: Ezgi Mola, Murat Yıldırım, Nevra Serezli, Gülenay Kalkan, Ebru Cündübeyoğlu, Eda Ece, Begüm Öner, Gül Arıcı, Muhammet Uzuner, İsmail İncekara, Emine Gülsüm Göznümer, Ayten Mısırlıoğlu, Şebnem Sönmez, Bora Akkaş, Cem Kılıç
Yapım: 2015, Türkiye,

  3.5 / 5



Hiç yorum yok:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...