28.04.2015

Cake



Claire Bennett (Jennifer Aniston) acı içindedir. 
Fiziksel acısı vücudundaki yara izlerinden ve hareket ediş şeklinden bellidir; bu acı her adım atma girişiminde kendini gösterir. 
Claire duygusal acısını da saklamakta iyi değildir. 
Hakaret derecesinde açık sözlü davranan genç kadının öfkesi hemen hemen her etkileşiminde su yüzüne çıkar. 
Kocasını ve arkadaşlarını kendinden uzaklaştırmıştır —kronik ağrı destek grubu bile onu gruptan atmıştır.
Claire’in çevresinde kahyası ve bakıcısı Silvana (Oscar adayı Adriana Barraza), dışında kimse kalmamıştır. 
O da patronunun içki ve reçeteli ağrı kesicilerine zar zor tahammül göstermektedir. 
Diğer yandan, Claire’in kronik ağrı destek grubunun üyesi Nina’nın (Oscar adayı Anna Kendrick) intiharı bir başka saplantıyı beraberinde getirir. 
Pek fazla tanımadığı bir kadının ölümüne ilişkin soruların peşine düşen Claire, hayat ile ölüm, terk ediş ve kalp kırıklığı, tehlike ve kurtuluş arasındaki sınırları irdeler. 
Kendini Nina’nın geride bıraktığı kocası (Sam Worthington) ve oğlunun hayatına sokan Claire belki de kurtuluşu bulabilir.

Filmin mmknmrtb notu ::

Cake'in en önemli olayı Jennifer Aniston..
Ezelden beridir bize gösterip de özdeşleştiği işlerden dolayı oluşan 'hafif' imajını nihayet yerle bir eden aktris, çektiği maddi ve manevi ağrılar eşliğinde -bizzat kendisi de dahil- herkesle, her şeyle kavgalı bir biçimde sürdürdüğü hayatından vazgeçme aşamasına gelmiş karakterini oynamıyor da adeta yaşıyor..


Filmin bizzat kendisine baktığımızda ise Jennifer'ın bu 'hayati' değişimini
pek de desteklemeyen, özgünlüğü ve etkisi yetersiz bir senaryo görüyoruz; ki buna yönetmenliği de eklemek zorundayım maalesef..

  3 / 5







Daniel Barnz’ın yönettiği CAKE’in başrollerini Jennifer Aniston, Sam Worthington ve Anna Kendrick paylaşıyor. 
Filmde ayrıca Adriana Barraza, Felicity Huffman, William H. Macy ve Chris Messina da rol alıyor. 
Patrick Tobin’in yazdığı filmin yapımcılığını Ben Barnz, Kristin Hahn, Mark Canton ve Courtney Solomon gerçekleştiriyor.

Barnz’ın kamera arkası yaratıcı ekibi görüntü yönetiminde Morrison, yapım tasarımında Joseph T. Garrity, kurguda ACE’den Kristina Boden ve Michelle Harrison, kostüm tasarımında ise Karyn Wagner’dan oluşuyor. 
Christophe Beck’in müziğini yaptığı filmin müzik amiri Linda Cohen.




YAPIM HAKKINDA

CAKE’in tamamen Los Angeles’ta çekilmesi yapımcıların, normalde küçük işler için seyahat etmeyecek olan üst düzey oyuncularla ve çekim ekibi üyeleriyle çalışmasına olanak tanıdı. 
İlk yönetmenlik denemesi PHOEBE IN WONDERLAND’in galası 2008 Sundance Film Festivali’nde yapılan yönetmen Daniel Barnz, “L.A.’de yaşayan ve burada çalışmaktan mutluluk duyan çok sayıda yetenekli insan var” diyor ve sözlerini şöyle sürdürüyor: “Bu tam bir L.A. hikayesi. Beni filme çeken şeylerden biri şehri sadece orada yaşayan kişilerin deneyimlediği biçimde yansıtması. Beverly Hills-Hollywood-Santa Monica tarzı bir deneyim değil; otoyollar, trafik ve arabaların olduğu bir deneyim.”

Barnz, Patrick Tobin’in senaryosunu, daha önce kendisinin de kazandığı CineStory ödüllerinin 2013 yılı jüri üyeliği yaparken keşfetti. Senaryo, nihayetinde, 2013 Blacklist’inde (Kara Liste) yer aldı; bu, yılın yapımı gerçekleşmemiş en iyi senaryolarının yer aldığı bir listeydi. “[Yapımcı Ben Barnz ve ben] senaryoyu sadece 13 ay önce okumuştuk. İlk filmimiz PHOEBE IN WONDERLAND’in perdeye taşınmasının 13 yıl sürdüğü düşünülünce, bu filmin sürecinden çok mutluyum.”




YÖNETMEN DANIEL BARNZ’IN AÇIKLAMALARINDAN KESİTLER:
“CAKE’te, Claire araba kullanmıyor; yolcu koltuğunu en geriye yaslıyor –ve hiçbir şey görememesine rağmen, yol için talimatlar vermekten geri kalmıyor: ‘Asla Crescent Heights yolunu kullanma. ‘Crescent Heights bir çuvala konup bir atın arkasında tundrada gezdirilmek gibidir’ diyor Silvana’ya.
“Tuhaf, komik ve güçlü bir çok önemli metafor: Bakmayı reddettiği bir dünyada belli bir güzergahı takip etmekte direten bir karakter. Aslında, CAKE haritalamaya çok odaklı bir film; trafik görüntüleri, yol tarifleri, kavşaklar ve sınırlar tekrar tekrar karşımıza çıkıyor; ki bu da hesaplanamaz bir kaybın içinde yolunu bulmayan bir kadın için çok anlamlı.”





DANIEL BARNZ’LA BİR SOHBETTEN:
“Geriye bakıp düşününce, Patrick Tobin’in senaryosunu okuduğumda, hayatımda devam eden bazı şeylerin kederini yaşıyor olduğumu fark ettim. Kayıp yaşamayı çok güzel bir şekilde irdeleyişini okumak beni derinden etkiledi. Senaryoyu jüri üyesi olduğum bir yarışma çerçevesinde okudum. Olağanüstü sesinden ve hayatının belli bir noktasındaki bir kadının hayat kesitinden çok zorlayıcı bir parça olduğu için yarışmayı kazandı. Uzun süredir bir senaryoda okuduğum en güzel sese sahip olduğunu düşündüm. Patrick bu zekice senaryoyu kısa bir hikayeye dayandırmıştı; dolayısıyla, sonradan film anlatımı için üzerinde çalışılması gerekti. Ben ile birlikte senaryo üzerinde çalıştık ki bu kadının bir yolculuk yaşadığı hissini verebilelim; inanılmaz bir duygusal dönüşüm geçiriyor.”



“Ben senaryonun son halini ajanslara gönderdi ve senaryo kontrolden çıktı. Birden bire, oyuncu seçiminde olağanüstü seçeneklere sahip olduğunuz ender durumlardan biri gerçekleşti. Claire karakteri kırklarında bir kadın oyuncu için gerçekten rüya gibi bir rol. Jen’in ismi ortaya atıldı. Kendisinin THE GOOD GIRL’deki performansının büyük birer hayranıydık. Onunla ilgili içimden gelen sesi dinledim ve bu rolün kendisi için neden mükemmel olduğuna dair çok tutkulu bir mektup gönderdim. Çok geçmeden karşılıklı oturmuş projeyi tartışıyorduk; film ve karakterle ilgili vizyonumu göstermenin bir yolu olarak yaratmış olduğum kapsamlı ruh hali kitabını açıkladım. Bir insanın gözünün içine baktığınız, belli bir yere gitmek isteyip istemediklerini sorduğunuz ve onların evet demesiyle tüylerinizin diken diken olduğu anlar vardır; onlardan biriydi.”

“Jen’in Claire’i canlandırmak için en iyi aktris olduğunu bildiğim halde, onun kendi fiziksel güzelliğinin aşağı çekilmesinin yaratacağı zorluğun da farkındaydım. Ama endişem tamamen yersiz çıktı çünkü Jen bunu hemen kabul etti. Duygusal açıdan olduğu kadar fiziksel olarak da onu çıplak bırakmamıza, makyaj ve güzel saçlar olmadan, vs. izin verdi. Claire’in içinde var olan, hepimizin tanıdığı Jen Aniston’dan çok farklı, sıradışı bir güzelliği görebildi. Claire’in yüzüne baktığınızda yara izleri görüyorsunuz —makyaj olmadan, sadece o masmavi gözleriyle— onu hiç bu kadar güzel bulmamıştım.”





YAPIMCI BEN BARNZ’LA RÖPORTAJ

SORU: Senaryonun gelişimi beyaz perdede gördüğümüz şeyi nasıl şekillendirdi?

CEVAP: Senaryo Patrick’in yazdığı bir hikayeye dayanıyordu; dolayısıyla, ilk okuduğumda, daha çok bir kısa hikaye gibiydi. Fakat gerek Claire’in gerek diğer karakterlerin sesleri oradaydı. Daha filmsel bir anlatım olması için biraz şekillendirilmesi gerekti.

S: Potansiyel olarak hoşlanılmaz bir esas kadın karakter yapımcılar için gerçek bir engel teşkil edebilir.

C: İşte bu yüzden rolü Jen’in oynamasına çok istekliydik. Eğer orada doğal olarak sıcak ve iyi kalpli birini görürseniz, —yapı olarak iğneleyici ve soğuk birine kıyasla— onu bağışlama olasılığınız daha yüksektir. Rolü değerlendirmek üzere Jen’le oturduğumuzda, karakterin dayanacak gücü kalmamış olduğunu, kendisine özen göstermediğini konuştuk. Jen, elbette, bu camiadaki en güzel kadınlardan biri. Fiziksel yara izleri, vs. yapacağımızı söyledik ve Jen, Claire’in fiziksel görünümünün kadının duygusal durumunu yansıtması gerektiği konusunda hemfikir oldu. İtiraf etmeliyim ki, ancak makyaj testi, daha doğrusu “makyajsızlık” testi yaptıktan sonra derin bir nefes aldık çünkü Jen’in rolü gerçekten benimsediğini anladık.



S: Öyle sanıyorum ki başrolde Jennifer Aniston olunca, işler normalden daha rahat yürümüştür.

C: Evet. Hem de inanılmaz şekilde. Senaryoyu bulup geliştirmeye başladığımız andan itibaren, elimizde çok özel bir şey olduğunu biliyorduk. Telefonlar gelmeye başladığında, ‘Bunda bir şey var’ dedik. İnsanlar bir rolle ilgili bir şey sormak için aradıklarında, momentumu arkanıza almanızı sağlayan bir şeyiniz olduğunu fark ediyorsunuz.

S: Sen ve Daniel hayatta da, filmde de ortaksınız. Aynı ismi ne zaman aldınız?

C: Kızımız Zelda’yı evlat edinir edinmez. Her ikimiz de çift isimden hoşlanmıyorduk. Bu yüzden, bir Scrabble alıp ikimizin soyadlarında bulunan harfleri seçtik ve Barnz ismini yarattık. Yakın zamanda şirketimizin ismini de We’re Not Brothers (Kardeş Değiliz) olarak değiştirdik çünkü insanlar isimlerimizi görünce doğal olarak kardeş olduğumuzu varsayıyordu. Ama ikimizin hiç de kardeş gibi davranmadığımızı gördüklerinde, ‘Bir dakika! Galiba kardeş değiller’ diyorlardı.





Hiç yorum yok:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...