20.04.2015

The Humbling / Dönüm Noktası



“Bir oyuncu olarak, artık oyunda yer alan bir sahne ile gerçek hayatın gerçeklerini birbirlerinden ayırt edemediğimi fark ettim. İkisi de bir ve aynı şey.” - Simon Axler’ı canlandıran Al Pacino (Dönüm Noktası - The Humbling)

Simon Axler bir anda ve açıklanamaz bir şekilde yeteneğini kaybettikten sonra girdiği bunalım sonucunda intihara meyilli hale gelen ünlü bir sahne oyuncusudur. 
Tekrar gündemdeki yerini alabilmek adına yarı yaşındaki lezbiyen bir kadınla ilişkiye girer.
Kısa süre sonra, söz konusu ilişki, romantik çiftin geçmişlerindeki insanların yeniden hayatlarına girmeleriyle, karmaşaya dönüşür. 

Philip Roth’un romanından uyarlanan ve senaryosunu Buck Henry ve Michal Zebede’nin yazmış olduğu, Oscar Ödüllü yönetmen Barry Levinson’ın yönettiği  “DÖNÜM NOKTASI - THE HUMBLING”de başrolleri Oscar Ödüllü oyuncu Al Pacino ile Greta Gerwig paylaşıyorlar. 
Filmin oyuncu kadrosunda ayrıca Nina Arianda, Dylan Baker, Charles Grodin, Dan Hedaya, Billy Porter, Kyra Sedgwick, Dianne Wiest ve Mary Louise Wilson yer alıyor. 

Aralarında Analyze This “Anlat Bakalım”, Donnie Brasco “Köstebek”, Wag the Dog “Başkanın Adamları,  Sleepers “Kardeş Gibiydiler” gibi pek çok başarılı filme imza atmış Baltimore Pictures ve Dubin Media ile ortaklaşa bir yapım gerçekleştiren Millennium Films, bir Barry Levinson filmini sunar.  
Filmin yapımcılığını ise Jason Sosnoff ve Barry Levinson gerçekleştirmiştir. 
Kristina Dubin ve Ged Dickersin, Avi Lerner, Trevor Short ise filmin Yürütücü Yapımcılarıdır.




Filmin mmknmrtb notu :: 

Şu sıralar Al Pacino -kendi yaşı itibarıyla- 'yaşlı', -kendi durumu itibarıyla- 'ünlü' sanatçıların resm-i geçitini sunmaya devam ediyor ve doğrusu iyi de ediyor..

Şahsen ben bu yolda devam etmesini, bu yaşta hoplayıp zıplamaya, adam öldürmeye kalkışan bir gangster eskisini canlandırmasına tercih ederim..


Bu yıl onu önce, 'ikon' seviyesine yükselmiş, ama artık tükenme noktasına gelmiş bir pop şarkıcısı olarak görmüştük Danny Collins (2015)'de; şimdi de, en az onun kadar şöhret sahibi olan bir tiyatro oyuncusu, Simon Axler'ı canlandırıyor..
Tabii yine, hem bedenen, hem de ruhen tükenmekte olan biri..

Gerçek ile hayal ettiklerini ya da halüsinasyonlarını birbirine karıştıran ve giderek hayatı bir tiyatroya dönüşen rolünde Al Pacino, yine zirvede dolaşırken; usta yönetmen Barry Levinson da, bu 'çetrefilli' durumu -başarılı bir kurgunun da yardımıyla- perdeye yansıtmakta pek zorlanmış görünmüyor..


'Yaşlı erkek - Genç kız' fantezisinin iki kişilk kadrosunu tamamlayan Greta Gerwig, hem de lezbiyen bir genç kız olarak çok iyiyken; kocasını öldürecek adam arayan ve bu iş için de -karıncayı bile incitmekten sakınan- bizim zavallı Simon'a kafayı takan kadın rolünde Nina Arianda da bir harika..

O değil de, filmin çoğu sahnesinde Al Pacino'yu değil de rahmetli Nejat Uygur'u izler gibi olacaksınız..
ki isterseniz şaşırabilirsiniz..

  3.5 / 5



HİKAYENİN ARDINDA YATAN HİKAYE 

1959 yılında kaleme aldığı, 1969 yılında filme uyarlanmış olan Goodbye Columbus ile tanınmış yazarlar arasına giren Philip Roth’un THE HUMBLING adlı romanı bugüne kadar yazmış olduğu otuzuncu kitabı ve beyaz perdeye uyarlanan dördüncü romanıdır.

Yapımcı Jason Sosnoff : “THE HUMBLING” Philip Roth’un son romanı. Roman, 50 yıldır hayatta tek yapmayı bildiği şey olan oyunculuğu icra eden ve yaşlanmakta olan bir oyuncuyu konu ediyor.
Sonra bir anda artık bunu yapamaz hale geliyor. Sahnede donup kalıyor. O yüzden de bence film hayatınızı ve tüm gücünüzü adadığınız bir tutkunuzu ve ansızın artık bunu yapamayışınızı konu ediyor. Bu yetinizi yitirdiğiniz anda, artık bir hayatınız da olmuyor, hatta belki de uğruna yaşayacağınız bir şeyiniz kalmıyor artık” diyor.

Akademi Ödüllü ve yedi kez Oscar Ödülü’ne aday gösterilmiş olan Al Pacino, Pulitzer Ödüllü yazarın kitabı hakkındaki fikirlerini şöyle paylaşıyor: “Okuyup da filmini yapmak istediğim kitap çok nadirdir. Bu gerçekten de çok sık gerçekleşmeyen bir şeydir. THE HUMBLING bana çok ilginç ve büyüleyici geldi ve kendi hayatıma çok yakın izler taşıyordu. Şu anda yaşamakta ya da o yöne doğru gitmekte olduğum bir şey. Ben inanılmaz bir Philip Roth hayranıyım, o yüzden de bu işi yapmak benim için heyecan vericiydi.”



Sleepers “Kardeş Gibiydiler”, Toys, Wag the Dog “Başkanın Adamları” ve Good Morning, Vietnam “Günaydın Vietnam” gibi filmlerin yönetmenliğini yapmış olan Barry Levinson, 1989 yılında Rain Man “Yağmur Adam” ile En İyi Yönetmen dalında Oscar ödülü kazanmış ve altı kez Oscar Ödülü’ne aday gösterilmiştir.  

Yönetmen, Oscar Ödüllü Pacino’nun neden Simon Axler karakterini canlandıracak en doğru oyuncu olduğuna şöyle açıklık getiriyor: “Söz konusu karakter filmlerde rol almakla birlikte aynı zamanda Sheakespeare’nin pek çok klasik eserinde yer almış olan bir tiyatro sanatçısı ki bu Al’a tıpkı bir eldiven gibi oturuyor. Al, sık sık hem tiyatro sahnesi hem de beyaz perdede yer alan nadir oyunculardan biridir. Kendi hayatında yapmamış olduğu bir şeye girişmiyor. Çok rahat ve bu tüm kariyeri boyunca yapmış olduğu bir şey.”

Sosnoff bizlerle bu projenin ilk defa nasıl gündeme geldiğini şöyle paylaşıyor: “Barry ofise geldi ve şöyle dedi: ‘Al’ın tavsiye ettiği bir Philip Roth kitabını yeni bitirdim. Artık rol yapamayan bir oyuncuyu konu ediyor ve adam, erkek olmak için cinsiyet değişimi geçiren bir kadınla ilişkisini yeni sonlandırmış olan bir lezbiyenle çıkmaya başlıyor.”



Pacino ve Levinson daha önce birlikte You Don't Know Jack’te birlikte çalışmışlardı. 
Yönetmen düşüncelerini bizimle şöyle paylaşıyor : “Bence aslında biz birbirimizi harekete geçiriyoruz. Bu şöyle bir şey: Ben, şuna ne dersin? Bu ilginç mi? dediğimde o hemen: “ Evet, evet, ben de bunu merak ediyordum” diyor ve bu sonrasında bizi o anda aslında hiçbirimizin düşünmemiş olduğu başka şeylere götürüyor. Ya da yolumuza devam ederken aniden önümüze yeni bir şey çıktığında, onu deniyoruz. Al’da gördüğüm şeylerden biri de neredeyse hemen hemen her şeyi denemeye istekli oluşudur. Yakaladığı her anı acaba daha da iyisi olabilir mi diye dener. Bunu yapabilmek için sağlam bir malzemeniz olmalı. Ve ancak ondan sonra söz konusu malzemeyi zorlayabilirsiniz. “Nasıl daha iyi olabilir?” diye. “Burada başka ne yapılabilir?” diye. “Bu nasıl ya da şu nasıl?” Ve bence işin eğlenceli kısmı da burada, çünkü Al esnek. Onda o elastikiyet var. Al bir oyuncu olarak kelimenin tam anlamıyla herşeyi deneme cesaretine sahip.”

Pacino, THE HUMBLING ile ilintili olarak Levinson ile ilk yaptığı toplantıları şöyle anlatıyor: “Barry Levinson’ın bu proje hakkında neler hissettiğini görmenin ilginç olacağını düşünüyordum, çünkü daha önce onunla çalışmıştım. Birlikte yaptığımız işler vardı ve ona hayranımdır ve harika bir yönetmen olduğunu düşünüyorum. Anında ilgilendi, tıpkı projeyi anlayacağını bildiğim yazar Buck Henry gibi.”



Pacino’nun yönetmeni ile ilgili bizlerle paylaştığı görüşleri şöyle : “Barry Levinson ile çalışmayı çok seviyorum, tıpkı onun çalışma şeklini çok sevdiğim gibi. Onunla yapmayacağım iş yok. Barry’yi olduğu gibi çok seviyorum ve büyük bir sanat adamı olduğunu düşünüyorum. En başarılılarından biri bence… Bu onun için de iyi bir proje, çünkü onun da projeyi hissettiği açıkça ortadaydı. Proje onun için de bir anlam taşıyordu. Ve harika bir mizah anlayışına sahiptir,  yazarımız Buck Henry de öyle. Bunun yararı olacaktı çünkü bu eserde mizaha ihtiyaç olduğunu düşünüyordum.” 

Levinson sözü alıyor: “Bir oyuncu size özel bir anı yaşattığı anda bu size oyuncuyu tekrar zorlamak için bir başka yol bulmaya zorlar. Bence söz konusu Al olunca, kapılar ardı ardına açılıyor. Ve her birinden geçip araştırabiliyorsunuz… “Peki, ya bunu şöyle ele alsak, nasıl olur?”, “Peki, bu olursa, ne olur?”, “Bu tarafa gidersek ne olur?” Bu mümkün olabilir mi? Burada bir şey var mı? gibi…” “Oyuncu yönetmeni, yönetmen de oyuncuyu besler. Ve bu şekilde çalışırsınız. Ve ihtiyacınız olan bu tür şeylere karşılık verebilen bir oyuncu kadrosudur. Ve bence sonuç olarak ‘DÖNÜM NOKTASI - THE HUMBLING’e hayat veren de budur.”

Pacino canlandırdığı karakterle ilintili olarak görüşünü bizimle şöyle paylaşıyor: “Sanıyorum pek çok insan yaş alıp olgunlaştıkça adına her ne derseniz deyin, bu tür engellerle karşılaşıyorlar.”
“Şimdi ben ne yapacağım, ben nereye gidiyorum, niye oraya gidiyorum ve nasıl oluyor da artık bazı şeyler hakkında artık aynı şeyi hissetmiyorum?  Niye inişe geçildi? Bu ne zaman oldu? Ve niye oldu? Normalinde sorgulamaktan vazgeçmeyeceğimiz şeyleri bazen sorgulamayı bir kenara bırakmaya başlarız çünkü yörüngemiz bellidir ve o yönde ilerlemeye devam ederiz ve bizi bir yerden bir diğerine getiren de budur. Sonra apansız bu duruverir ya da sendeler ve o zaman geri dönüp manzaraya bakarız.” 



DÖNÜM NOKTASI - THE HUMBLING,  yalnızca yaşlanmakta olan bir oyuncuyu anlatmıyor, çok daha fazlası var. 
Levinson sözlerine şöyle devam ediyor: “Yaş ve hayatın buhranlarını konu ediyor. Hayatında yeni düzenlemek yapmak zorunda olan bir bireyin mücadelesini yansıtıyor.” 
Levinson sözlerine şöyle devam ediyor: “Şayet bir adam hayatının büyük bir bölümünü hayal aleminde geçirmişse ve öte yanda hayatın gerçekleri duruyorsa sonrasında birini diğerinden ayırt edemediğiniz her şeyin bulanıklaştığı bir noktaya geliniyor. O noktada ne yaparsınız? İşte tam da bu anda herşey gerçekten ilginçleşmeye başlar.”

“Roth’un kitaplarının çekimi vardır” diyen Sosnoff sözüne şöyle açıklık getiriyor: “Barry ciddiyetin ağırlığını hafifletmeyi başarır. Böylece hayatında ne yapacağını bilemeyen bir adamı anlatmakta olan aslında son derece trajik olan filmi bile karakterin hayatı alt üst olurken yaşadığı pek çok beklenmedik olayı gözler önüne sererek traji komik hale getirir.”

Yapımcı Sosnoff senaryonun gelişim sürecini şöyle anlatıyor : “Philip Roth’un romanlarını sinemaya uyarlamak oldukça zordur, çünkü Roth karakterin kendi iç dünyasındaki düşüncelere ve söz konusu bu düşüncelerin ne kadar karmaşık olabileceğine önem veren ve irdeleyen bir yazardır. O yüzden de senaryoyu toparlamak biraz zaman aldı. Senaryo yazarı Buck Henry idi ve filme uyarlanması adına senaryonun nasıl geliştirileceğini bulmak için çok uğraşıldı.” 
Sözlerine şöyle devam ediyor: “Al, karakter ve söz konusu karakterin hayatının belirli bir evresinde oluşuyla ilintili çok spesifik bir şey görmüştü. İlk başta dürüst olmak gerekirse; “Bu film nasıl bir şey olacak?” diyordum. Ve senaryo birkaç defa tekrar yazıldıktan sonra ancak işte şimdi filmi görebiliyorum noktasına geliyorsunuz. Örnekle açıklamak gerekirse, bir karakter var, Dylan Baker’ın canlandırdığı bir psikiyatrist, Al (Simon) ile film boyunca Skype üzerinden haberleşiyor ve bu da bize Simon’ın içinde barındırdığı düşüncelere ışık tutuyor. 
Bir anlamda filmin tespit  noktası oluyor.  Karakterin etrafında yaşanan tüm çılgınlıkları anlamamıza vesile oluyor. Ve söz konusu bu yazışmalara dayalı olarak karakter ne kadar çılgınlaşırsa çılgınlaşsın, onun neler hissettiğini anlıyorsunuz.” 



“Küçük, sayıca az bağımsız film ekibiyle çalışmak aslında gerçekten harikaydı. Bu sayede inanılmaz derecede hızlı hareket edebildik” diyen Levinson, sözlerine şöyle devam ediyor:  “Filmi 20 günde çektik. Ancak bununla birlikte asla acele ettiğimiz hissi uyanmadı bizde. Hiç acele etmeliyiz hissine kapılmadık. Gereken zamanı harcadık. Bu aslında insanı çok özgür kılan bir durum. Öyle bir şekilde ayarlanmıştı ki herkes için, özellikle de tüm oyuncular dahil olmak üzere, herkes bir şeyleri araştıracak ve deneyimleyecek kadar kendini rahat hissetti. Bence hangi filmi yapıyor olursanız olun, samimiyet yaratmak zorundasınız.”

Dubin, filmin yürütücü yapımcısı : “Bir kaç yıl önce bu proje şirketime finans için sunulmuş ve ben ilk günden projeye bayılmıştım ve bütçeyi finansal olarak yapılabilir bir noktada tutmakla birlikte kaliteyi korumak durumundaydık. Bu projeyi eşsiz kılan ise aslnda çok büyük bir film çekiyor olmamız. Filmin yönetmeni Barry Levinson. Başrolde Al Pacino oynuyor. Ve bir Philip Roth kitabını senaryoya uyarlayan ise Buck Henry. Bu çok büyük bir malzeme” diyor.

Pacino : “ Barry Levinson gibi bir yönetnenle çalıştığınızın siz de farkında oluyorsunuz ve onunla yapmayacağım bir şey yok, çünkü yaptığı işe fazlasıyla hakim. Ne yapmak istediğinin fazlasıyla bilincinde ve aynı zamanda bir o kadar spontan ve bu işin yapılacağından emin olmanızı sağlıyor. Gerçekten sinemayı iyi biliyor. Sinemayı onun kadar iyi bilen birinin yanında olmak gerçekten harika bir şey.”

Sosnoff : “Günümüzde film yapmak zor; program çakışmaları, film için doğru bütçeyi saptamak ve doğru oyuncuları bulmak… Ciddi bir konuya sahip bir film yapıyorsanız bütçeniz kısıtlı oluyor. O yüzden bu filmi nasıl çekeceğimiz konusunda çok akıllıca davranmamız gerekiyordu. Çekimlere başlayıp bir kaç kez durmak akıllıca olacaktı. Böylece sonbaharda çekim yaptık sonra durduk. Sonra kışın tekrar çekimlere başladık. Yeşil yapraklar, kar, yağmur ve buz, bu şekilde insanda zamanın geçtiği hissini uyandırdığı için faydalı oldu. Filmi izlediğimde gerçekten çok özel bir şey yaptığımızı biliyordum. Eşsiz bir film, hem komik hem acıklı. Performanslara bakıyorum ve “Vay, gerçekten de doğru olmuş” demekten kendimi alamıyorum” diyor. 



“Yapımcıların karşı karşıya kaldıkları en önemli kararlardan biri de Al Pacino’nun karşısında kimin oynayacağı idi” diyor ve sözlerine şöyle devam ediyor Sosnoff:   “Kimin doğru olacağı konusunda pek çok farklı senaryo üzerinde tartıştık ve sonunda Greta Gerwig’de karar kıldık, O ve Pacino’nun birlikteliğinde gerçekten de ilginç bir şey vardı. Greta yenilerin temsilcisi, Al ise duayen. Zaten hikayede de bu anlatılıyor aslında; çok farklı dünyalardan gelen insanların yolu kesişiyor.”

Levinson Pacino ve Greta’nın beyaz perdeye yansıyan kimyasını şöyle özetliyor: “İkisi daha önce asla birlikte çalışmamışlardı. Ama bununla birlikte işe yarar bir biçimde bir bağ oluşturdular çünkü ikisi de birbirini zorlayabiliyordu. Ve bu gerçekten de çok ilgi çekiciydi. Çünkü elinizde genç bir aktrist ve kendini gerçekten ispatlamış bir oyuncu var. Greta, Al’ın onu herhangi bir şekilde bir kenara atamayacağı kadar güçlü. Yere sıkı basmak istediğinde bunu rahatlıkla yapabiliyor ve bunu çok etkileyici bir şekilde yapıyor ve karakteri başarıyla canlandırıyor.”
Pacino : “Film aslında başarılı bir oyuncunun hayatına ve onu bekleyen bazı tuzaklarla bir oyuncunun gidebileceği yerlere ışık tutuyor. Seyircinin aktörleri ve rol yapmayı bugüne kadar görmeye alışkın olduklarından biraz daha farklı göreceklerini umud ediyorum. Bence hepimiz kendimize has birer oyuncuyuz, hem de hepimiz” diyor.

                                               
Yönetmen………..………… Barry Levinson 
Yazar…………………..…… Philip Roth. 
Senaryo…………..………… Buck Henry ve Michal Zebede  
Al Pacino…………………… SIMON AXLER
Greta Gerwig………………. PEGEEN
Nina Arianda……………….. SYBIL
Dylan Baker ………………. DR. FARR
Charles Grodin ……………. JERRY
Dan Hedaya ……………….. ASA
Billy Porter ………………... PRINCE
Kyra Sedgwick ……….…… LOUISE
Dianne Wiest …………........ CAROL
Mary Louise Wilson……….. MRS. RUTLEDGE
Oyuncu Seçimi…………….. Bess Fifer
Kostüm………………….…. Kim Wilcox
Yapım Tasarım………….…. Sam Lisenco
Müzik………………………. Marcelo Zarvos
Kurgu………………………. Aaron Yanes A. C. E
Görüntü Yönetmeni……..…. Adam Jandrup
Yapımcılar…………………. Jason Sosnoff, Barry Levinson
Yürütücü Yapımcılar……….. Kristina Dubin, Avi Lerner, Trevor Short, Ged Dickersin
Yardımcı Yapımcılar…….…. Andrea Iervolino, Monika Bacardi, Gisella Marengo



Hiç yorum yok:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...