18.05.2015

The Duke of Burgundy :: Erkeksiz Bir Evcilik Oyunu



Otuzlu yaşlardaki Evelyn, amatör bir Lepidopterist'tir. (Kelebek, güve gibi Lepidoptera sınıfındaki canlıları yakalayan, toplayan ve üzerlerinde araştırmalar yapan entomolog)

Her gün günlük ev işlerini yapmak için Orthopterist (Düzkanatlılar sınıfındaki canlıları yakalayan, toplayan ve üzerlerinde araştırmalar yapan entomolog) Cynthia’nın evine gider. 

Evelyn’den on yaş büyük olan Cynthia’nın soğuk ve merhametsiz tavırları onu daha zarif bir kadın olarak gösterirken, Evelyn’e karşı kötü davranmasının önüne geçmez. 

Cynthia’nın Evelyn’e kötü muamelesi her geçen gün artar. 
Evelyn’e verdiği görevler daha mahrem, sınırları aşan ve aşağılayan noktalara gelir; ancak Evelyn hiç itiraz etmez. 

İkilinin her gün uyguladıkları bir ritüel haline getirdikleri bu durum, her defasında Evelyn’nin cezalandırılmasıyla son bulur. 

Ancak Cynthia, Evelyn ile yaşadıkları ilişkiden bir süre sonra yorulur ve daha geleneksel bir ilişkinin özlemini duyar. 
Evelyn’nin bağımlılığı ikilinin ilişkisini kopma noktasına getirmek üzeredir.




Yüzölçümü sınırsız, sınırları belirsiz insan doğasının tuhaflıklarından biri de mazoşizmdir..
'Tuhaf' teşhisi, kendine 'normaller locası'nın korunaklı ve rahat koltuklarında yer bulmuşların yaftasıdır tabii; belki de 'sado mazo' olayı doğaldır da bundan uzak duran ya da durmaya çalışan 'normaller' tuhaftır..
Neyse bu mevzu biraz netameli ve uzun.. geçelim..


'Şiddet yanlısı' değilse de, kendini her vesileyle aşağılatmaktan, efendi  'tayin ettiği' kadın partnerine köle olmaktan haz duyan bir kadının hal-i pür-melâli üzerine olan öyküsünü, benzerine nadiren rastlanabilecek bir atmosfer dahilinde oluşturduğu stilize bir biçemle anlatan, müstesna bir eser The Duke of Burgundy..


Bir başka örneği var mıdır bilemeyeceğim ama- zamanı belirsiz, mekânı flu, öyküsü sıradışı bir aşkın tablosunu yapan bu filmin en enteresan tarafı, figüran olarak bile bir erkeğe yer vermemesi.. ki aynı şekilde, adına rağmen öyküsünde de herhangi bir dük'e rastlanmaz..
Belki, mebzul sayıda bulunan kelebek ya da danaburnunun falan erkek cinsi kadraja girmiş olabilir ki, onu da doğrusu ben tespit edebilmiş değilim..


Sonuç olarak, her çeşitten kadınların varlığını yeterli görerek, erkek cinsiyetinin gereksizliğine iman etmiş, 'aşmış' bir anlayışın ürünü olan bu eser, her türlü dayatmanın ve muhafazakârlığın sıkıcılığını ortaya koyuyor..
Aynı şekilde, arzulanan bir fantezi olmasına karşın, gerçek ve doğal olmayan her türlü davranışın getireceği mutluluğun yüzeyselliğine, sahteliğine ve de geçiciliğine yönelik yapılan vurgu da gayet ibretlik..
 


The Duke of Burgundy / Burgonya Dükü

Senaryo ve Yönetmen: Peter Strickland
Oyuncular: Sidse Babett Knudsen, Chiara D'Anna, Monica Swinn
Yapım: 2014, İngiltere, 104'

  4 / 5



Hiç yorum yok:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...