1.08.2015

How to Make Love Like an Englishman / İki Aşk Arasında



How To Make Love Like An Englishman, Pierce Brosnan, Salma Hayek, Jessica Alba, Malcolm McDowell ve Ben McKenzie rol aldığı; aşkın ve aile bağlarının harmanlandığı romantik komedi tarzında bir film. 

Richard Haig (Brosnan) Cambridge’de ünlü Trinity Üniversitesi’nde başarılı ve tutkulu bir edebiyat profesörüdür. 
Uzmanlığı ise 18’inci yüzyıl romantik şiiridir. 
Gündüzleri Üniversite’deki görevini başarıyla sürdüren Haig, geceleri ise romantik fantezileriyle meşgul olmaktadır. 
Kendisine Byron’dan alıntı yapan ve onun için soyunan güzel üniversitelilerle gönül eğlendirmektedir. 

Richard, çapkınlığı babası Gordon’dan (Malcolm MacDowell) öğrenmiştir. O da eski bir İngiliz edebiyatı profesörüdür ve hâlâ aşkın özgürlüğüne inanan bir zamane çapkınıdır. Ama Richard her zaman daha fazlasını aramaktadır. 
Tam da bu sırada, Richard’ın bronz, sportif, 25 yaşındaki Amerikalı sevgilisi Kate (Jessica Alba) hamile olduğunu söyleyince, baba olma fikri Richard’ı çok heyecanlandırmıştır. 

Tek sorun, Kate’e âşık olmamasıdır ve hesapta Kate’in ablası Olivia’ya (Salma Hayek) âşık olması yoktur. 
Ancak Olivia’nın karşı konulmaz cazibesi ile ona sırılsıklam aşık olur ve işler bir andan karışır.

Baba olmakla, aşık olduğu kadın arasında bir tercih yapmak ise hiç de kolay olmayacaktır; çünkü artık Kate’le evlenmek için tüm hazırlıklar tamamlanmıştır. 
Ama olaylar onun kontrolü dışına çıkmıştır ve bir çok sürpriz de onları beklemektedir. 




Filmin mmknmrtb notu ::

'James Bond eskisi' Pierce Brosnan'ın ne kadar yakışıklı, ne kadar seksi olduğunu yeniden anımsatarak, bizcileyin erkek müsveddelerini komplekse sokmaya çalışan, etkilenmeye teşne 'masum' kadınlarımızı da yoldan çıkmaya teşvik eden 'muzır' bir film bu..

Bu nedenle, erkek güzeli bu İngiliz'i görünce -hele bir de memleketlerindeki erkeklerle karşılaştırınca- dibi düşen, biri çıtır, diğeri olgun, ama her ikisi de bizim Englishman'ın ağzına lâyık, Meksikalı abla-kardeşin düştüğü durum ne kadar da ibretliktir.. öyle değil mi a dostlar?.

Şakası, makası bi yana; yaşlı ama yakışıklı bir adam ile iki adet Latin güzeli kadın arasında cereyan eden 'hafif mi hafif' bir 'make love' ilişkisini, güzel kadınlar-güzel ortamlar ve güzel manzaralardan oluşan bir görüntü cümbüşünde anlatmaya soyunan How to Make Love Like an Englishman, sonuç olarak, ne romantik, ne de komedi olabilen,  'kötü bir romatik-komedi' nitelemesiyle, sinemalarımızdan geçip gidiyor..
Sıradaki gelsin!.

  2 / 5




FİLM HAKKINDA

Pierce Brosnan, Salma Hayek, Jessica Alba, Malcolm McDowell ve Ben McKenzie oynadığı, yönetmenliğini Tom Vaughan'un yaptığı, yapımcılığını da Southpaw Entertainment'tan Richard B. Lewis ve Irish Dream Time Productions'tan Beau St. Clair'in üstlendiği seksi ve keyifli İngiliz/Amerikan romantik komedisi olan filmin senaryosunu Matthew Newman yazdı. 

Southpaw Entertainment'tan Richard B. Lewis'in eline, âşık olunca küstah babasını ve daha güvenli bir hayatı geride bırakıp, Londra'dan Los Angeles'a taşınan çapkın bir İngiliz hakkında yazılmış bir senaryo geçer. 
Lewis şöyle diyor: “İlgimi çeken, hikâyenin özüydü. Dede-baba-oğul hikâyesi çok evrenseldir. Nesilden nesile geçen bir çapkınlık söz konusu. Pierce Brosnan'ın canlandırdığı Richard Haig, ortada kalmış ve bu döngüyü kırmaya çalışan ve bocalayan bir karakter. Bu gerçekten çok eğlenceli ve dokunaklı.” 

Lewis, Beau St. Clair'le, Pierce Brosnan’ın Irish Dream Time'daki ortağıyla görüştü. 
St. Claire şöyle diyor: “Pierce'ın ideal olduğunu düşündüler. Ben de İngiliz edebiyatı okuduğum için bu hoşuma gitmişti. İngiliz şiir profesörleriyle çok vakit geçirmiş, modern edebiyatla çok uğraşmıştım. Akademisyenliği çok sevmiştim. Edebiyatın fildişinden kulesi gibi.” 

St. Clair konuyu şöyle anlatıyor: “Bu, sefa içinde yaşayan ve büyümeyi reddeden, yoldan çıkmış bir edebiyat profesörünün hikâyesi. Profesör Haig’in uzmanlığı, 18'inci yüzyıl romantik edebiyatıdır. Profesör, orta yaşlı olmasına rağmen, hayatını romantik dönemin şairlerinden biriymiş gibi yaşar. Bir dizi aksilik yüzünden, hayatının elinden kayıp gittiğini fark eder ve gerçekten bir risk almazsa - derslerinde anlattığı yazarların aldığı riskler gibi - hayatı elinden uçup gidecek ve hayatının sonunda boş, sığ bir insan olacaktı.”




SENARYO HAKKINDA

Senarist Matthew Newman hikâyeyi oluştururken ve karakterleri yaratırken kendi deneyimlerinden faydalanmış. 
Bazı zorlayıcı kişisel deneyimler de tetikleyici olmuş.
 Kendisi anlatıyor: “Aklından ne geçerse onu söyleyen ve kendini mahvetmekten hiç korkmayan bir karakter hayal etmeye başladım. Bu, doğru olanı yapmaya çalışan, hatta bir anlamda romantik olanı yapmaya çalışan bir adamın hikâyesi.” 

Pierce Brosnan anlatıyor: “Matthew Newman'ın yazımına bayıldım. Bence temeli çok sağlamdı. O bir İngiliz. Bu tarz dram ve komedi türlerini ve Richard gibi bir adamın yaşam tarzını belirli bir şekilde ele alıyor.” 

Yapım ekibi ve prodüksiyon personeli şekillenince, How To Make Love Like An Englishman, Working Title’dan çıkan “Title’s Notting Hill ve Love” gibi İngiliz filmlerine benzer bir hâl almış.
 Lewis şöyle diyor: “Tom Vaughan, Britanyalı bir yazar ve yönetmen. İrlandalı bir oyuncumuz var, Malcolm McDowell da bir İngiliz. David Tattersall da İngiliz. Bence hepsini çeken şey, hikâyenin gerçekçiliği oldu. Yine de bir Amerikalı olarak hikâyede kendimi bulabildim. Komedi, Richard'ın dokunaklı hâlinden kaynaklanıyor - babası için yeterince iyi değil, babasının gölgesinde yaşıyor ve kopup gitme arzusu var.”





PIERCE BROSNAN FİLM HAKKINDA NE DÜŞÜNÜYOR?

Pierce Brosnan senaryoyu okuyunca çok heveslenmiş. Brosnan; “Richard Haig karakterini çok sevdim. Kendisi Cambridge'de profesör. Çocuksu bir adam, tam olarak da büyümemiş. Güzel ve genç kızların kollarında, romantik günler geçiriyor. Bir de hayranlık ve saygı duyduğu bir babası var.” 

Senaryo için iki de başrol kadın oyuncusu gerekiyordu. Kate, Richard'la yaşayan genç Amerikalı bir üniversite öğrencisidir, Richard'ın Los Angeles'a gitme sebebi de Kate’dir. 
Olivia da onun ablası ve Richard nihayetinde ona âşık olur. 

Filmin adı, How To Make Love Like An Englishman, herkesin hayal gücüne hitap etmiş. 
Hem kışkırtıcı olduğu için hem de 1967 yapımı “How To Succeed In Business Without Really Trying” ve Jack Lemmon'lı 1965 yapımı “How To Murder Your Wife” gibi klasik filmler gibi eğlenceli olduğu için. 

Pierce gülerek anlatıyor: “ How to Make Love Like an Englishman deyince hep kıkır kıkır güldük.” 

Proje onaylanmadan önce 5 yıl boyunca aralıklı olarak devam etmiş. Pierce şöyle diyor: “Beau, Richard ve ben bu projeyi hiçbir zaman aklımızdan çıkaramadık. Ben o dönemde başka projelerde çalıştım, onlar 'tamam, az kaldı' derlerdi ve sonra başka bir şey olur ve proje yine askıya alınırdı. Onların projeye olan tutkuları sayesinde devam edebildik.”





YAPIM HAKKINDA

Yapımcıları, kadroyu ve yapım ekibini heyecanlandıran şeylerden biri de harika görüntü yönetmeni David Tattersall'ın projeye dâhil olmasıydı. 
Tattersall ilk Star Wars filmlerinde, I: The Phantom Menace, II: The Attack of the Clones ve III: Revenge of the Sith 'nda görüntü yönetmenliği yaptı. 
Bond filmi “Die Another Day” ve “The Matador” filmlerinde Pierce'la beraber çalıştı. 

Tattersall anlatıyor: “Eski dostum Beau St. Clair aradı ve güneşli Malibu'da Pierce, Salma, Jessica ve Malcolm'la romantik komedi çekmek isteyip istemediğimi sordu. Nasıl hayır diyebilirdim ki? Pierce'la daha önce iki kez çalışmıştım ve Londra'da da Mexico City'de de çok eğlenmiştik. Tekrar bir araya gelmek için can atıyordum.” 

Richard Lewis anlatıyor: “David'le eski firmam Trilogy Entertainment Group'ta tanışmıştım ve Moll Flanders'ın yapımcılığını üstlenmiştim. Görüntü yönetmenliği muazzamdı. Onunla çalışmak çok keyifli. How To Make Love Like An Englishman için doğru görüntü yönetmeni arayışımızda David listenin tepesindeydi. Pierce ve Beau onunla uzun süreler Matador filminde çalışmıştı. Daha sonra David'in Los Angeles'ta yaşadığını öğrendik. Bu filmin görüntüsünü ve hissiyatını yakalamak için Los Angeles'ta yaşayan bir İngiliz'den daha iyisi mi olurdu?”

Beau St. Clair anlatıyor: “David bizim çok iyi arkadaşımız. Bond filmlerinde çalıştı, Matador filminde yapım öncesinde gelip Mexico City'de bizimle vakit geçirdi ve ona harika bir görsel tarz verdi. David harika bir sanatçı, harika bir sinemacı. Çok olumlu etkisi var ve müthiş bir görüntü yönetmeni. Onun gelmesine çok sevindik. Onu çok seviyoruz.” 



Tattersall ve yönetmen Tom Vaughan arasındaki sıcak ilişki, bütün çekimleri olumlu etkilemiş. 
Beau şöyle devam diyor: “David ve Tom kardeş gibi. Tom'un böyle bir desteği olmasını istedik.” 
Lewis ekliyor: “Hemen kaynaştılar. İkisi de Amerika'da yaşayan İngilizler ve çok pozitif bir yapıya sahipler. “ 

Yağmurlu, kapalı Londra'yla güneşli Kaliforniya arasındaki kontrast, sahnelerin güzelliği ve zenginliğiyle iyice ortaya çıkıyor. 
Dramatik kültürel farklılıklar da Richard'ın duygusal çatışmalarını yansıtıyor. 
Tattersall anlatıyor: “Tom'la ilk buluşmamda filmdeki karakterler ve mekânlar arasındaki farkların, sinematografi ve yapım tasarımıyla altını çizmemizin ne kadar güzel olacağını belirtti. Karakterlerin seçeceği beklenmedik durumların ve birbirleriyle etkileşimlerinin sonuçlarının altını çizmek için.” 

Pierce Brosnan şöyle diyor: “Sudan çıkmış balık hikâyeleri daima ilgi çekicidir çünkü yabancı topraklarda olmak, yurt dışına gitmek, lehçeyi anlamamak ve nasıl uyum sağlayacağını bilmemek komediyi yaratıyor. Bence her seyirci bunda kendini bulacak.” 

Tattersall devam ediyor: “Bunları düşünerek, zıtlarına göre, kontrast mimari özelliklere, renklere ve ışık özelliklerine göre mekânları seçtik.” 

David şöyle diyor: “İkinci yaratıcı toplantım Tom'laydı. Fotoğrafik görünümü konuştuk. Santa Monica'daki Kings Head'de buluştuk. Bir şeyler içtik, fotoğraf kitaplarına ve dergilerine baktık. Eminim ana planı da o zaman oluşturduk.” 

Tattersall How To Make Love Like An Englishman'i çekmek için oluşturduğu tekniği de anlattı: “Yaklaşımımızı belirlemedeki ilk aşama, dijital çekim yapmaya karar vermek ve Zeiss Master Prime objektiflerinin güzelliğini Arri Alexa kameralarıyla harmanlamaktı. Amaç, fotoğrafik havaları set ışıklandırması ve kamera filtreleriyle yaratmaktı. Bir tek 60'lara geri dönüşlerde istisna yaptık. Bu sahnelere kendi belirgin görünümlerini vermek için daha sonra biraz oynama yapıldı.”





YÖNETMEN HAKKINDA

Matthew Newman'a göre Tom Vaughan ve ekiple çalışma tecrübesi kariyerinin en önemli anıydı. 
Kendisi anlatıyor: “Bir projenin son yazarı olmak istersiniz. Ben tek yazar olduğum için kendimi şanslı ve ayrıcalıklı sayıyorum. Muhteşem bir oyuncu kadrosunun, muhteşem bir yönetmenle kelimelerimin hayat bulduğunu görünce hayalim gerçek oldu. 25 günlük çekimler bitince üzülmüştüm.” 

Vaughan; “Tüm gün çekim yapıyorduk” diye gülerek anlatıyor. 
“İyi haberse, oyuncular için zor olsa da bunu anlayabilmeleriydi.” 
Ben McKenzie setteki olumlu ortamdan çok memnunmuş. 
Kendisi anlatıyor: “Harikaydı. Herkes çok dost canlısı, çok profesyoneldi. Temiz hava almak gibiydi. Herkesin eğlendiği bir sette olmak çok güzeldi. Malibu'da olmak, güneyde çekim yaparken buradaymış gibi davranmak yerine sahiden Los Angeles'ta çekip yapmak çok güzeldi, her şey çok daha gerçekçiydi.” 

Salma Hayek de aynı fikirde: “İlk olarak Matthew gibi bir yazar olduğu için çok şanslıyım. Pierce, sevgili kardeşim Jessica, Ben ve Malcolm'ın olması da cabası. Oyuncu kadrosu harika. Kimyamız harikaydı.” 

Richard Lewis gülerek anlatıyor: “Malibu'da plajda olmak gerçekten çok zordu. Hele bu inanılmaz yakışıklı, güzel ve yetenekli insanlarla çalışmak cidden çok zordu.” 
Malcolm McDowell da “Dedikleri kadar da zor değildi” diyor.

Tom Vaughn anlatıyor: “Ekip muhteşem, bir nevi A takımı gibi. Komedinin doruk noktası. Umarım insanlar bunu komik, romantik, seksi ve her açıdan eğlenceli bulur. Ayrıca filmin bir zenginliği olduğunu da görürler. Umarım dokunaklı, duygusal bir etkisi olduğunu da anlarlar. Böyle bir şey olması altın madalya kazanmak gibi olur.”

MÜZİKLER HAKKINDA

Richard Lewis anlatıyor: “Şarkıcı ve şarkı yazarları Chris Trapper ve Ben Rector’ın çalışmaları çok farklı yollardan How To Make Love Like An Englishman soundtrack'ine girdi.” 

Trapper'ın “August Rush” adlı Oscar ve Grammy ödüllerine aday gösterilen filmde bir hit şarkısı vardı. 
Adı da “This Time”dı. 
August Rush'ta, Robin Williams ve Jonathan Rhys-Meyers oynamıştı, yapımcılığını da Lewis üstlenmişti. Şarkıyı filmde Rhys-Meyers söylüyor.






KAST HAKKINDA

PIERCE BROSNAN

Genç ve yakışıklı aktör Brosnan'ın ilk çıkışı, oyun yazarı Tennessee Williams'ın onu İngiliz yapımı “Red Devil Battery Sign”da McCabe'i canlandırması için seçmesiyle gerçekleşti.

Londra Drama Merkezi'ndeki çalışmalarından 4 yıl sonra sahneden ayrılarak, ilk filmi “The Long Good Friday”de rol aldı. 
Amerika, oyuncuyu ilk kez “The Manions of America” adlı dizi filmde Rory O'Manion olarak tanıdı. 
Bu başarılı çıkış, Brosnan'ın yıllarca popüler bir dedektif dizisi olarak ekranlara gelen “Remington Steele”de de başrol almasının yolunu açtı. Sinema aktörlüğüne geçişi kolay olmadı; ancak düzenli olarak dizilerde ve TV filmlerinde oynama şansı buldu. 
Remington Steele'in ratingleri alt üst etmesi televizyon için Brosnan'ın hep popüler kalmasını sağladı. 
1984 yılı başında Pierce'ın, Roger Moore'dan sonraki James Bond
olarak rol alabileceği dedikoduları yayılmaya başladı. 
1986 yılında kendisine bu teklif götürüldü. 
Ama dizi sözleşmesi nedeniyle teklifi geri çevirmek zorunda kaldı. Haziran 1994'te Londra'da Pierce Brosnan büyük bir basın toplantısı ile beşinci 007 olarak açıklandı.
Popüleritesini çevirdiği ilk Bond filmi olan Altın Göz ile yeniledi. 
Onu takip eden blockbuster filmleri olan Yarın Asla Ölmez ve Dünya Yetmez ile de yeni filmlerine kapı açtı. 
Son olarak rol aldığı Başka Gün Öl filminde ise başrolleri Oscar Ödüllü sanatçılar Halle Berry ve Judi Dench ile paylaştı. 
Oynadığı Bond ve Steele rollerinin yanı sıra, Pierce'ın çok değişik alanlarda, geniş bir film ve televizyon kariyer geçmişi var; arkeologdan katile kadar birçok farklı rol üstlendi, Chris Columbus'un komedi filmlerinden Merchant Ivory'nin dramalarına kadar... 

Aynı zamanda yönetmen John McTiernan'ın ilk nitelikli filmi olan “Nomads”da da oynadı. 
Nancy Astor'un prodüksiyonunu üstlendiği BBC Masterpiece Tiyatrosu'nda Robert Gould Shaw'u canlandırmasıyla 1984 yılında Altın Küre Ödülü'ne layık görüldü. 
1996'da “Altın Göz” filmindeki James Bond rolü ile Aksiyon Filmlerinin En iyi Aktörü olarak Blockbuster Ödülü'nü aldı. 
Brosnan iyi bir oyuncu olduğunu her türden rolü kabul ederek ve başarı ile canlandırarak kanıtladı. 
The Mirror has Two Faces, Mrs. Doubtfire ve Çılgın Marslılar gibi komedi filmlerinin yanında aksiyon ve gerilim filmlerinde de adını duyurdu. 

Bruce Beresford’un yönettiği drama filmi olan Mr. Johnson, Michael Caine ile paylaştığı The Fourth Protocol, bir bilim kurgu gerilim filmi olan
Lawnmower Man ve Nicholas Myer’ın yönettiği The Deceivers rol aldığı diğer filmlerine örneklerdir.



SALMA HAYEK

1993 yılında yönetmen Robert Rodriguez tarafından keşfedildi. Hayek’in güzelliğinden çok etkilenen Rodriguez ona, Antonio Banderas’ın başrolde olduğu “Desperado” filminde bir rol verdi. 
1995 yılında Desperado vizyona girdi ve büyük bir başarı yakaladı. Desperado’daki başarısının ardından, bir vampiri canlandırdığı “From the Dusk Till Dawn” filminde yer aldı. 
1999 yılında, Kevin Smith’in “Dogma” filminde ve Will Smith’in başrolde olduğu, Barry Sonnenfeld’in yönettiği “Wild Wild West” filminde yardımcı oyuncu olarak yer aldı. 
2000 yılına gelinirken, kendi yapım şirketi olan “Ventanarosa” yı kurdu.
Yapımcılığını ilk üstlendiği film “El Coronel No Tiene Quien Le Escriba” oldu. 
Yönettiği “The Maldonado Miracle” yapımıyla Emmy kazandı.
2002 yılında, birçok ünlü isimin de yer aldığı “Frida” filmiye, En İyi Kadın Oyuncu dalında Oscar’a aday gösterildi. 
Hayek ayrıca üç ayrı filmde söylediği şarkılarla izleyici karşısına çıktı.
Desperado’da Quedate Aquil’i, Frida’da Los Vega grubuyla birlikte bir Meksika folk şarkısı olan La Bruja’yı ve Once Upon a Time in Mexico filminde de Siente mi Amor şarkılarını seslendirdi.

JESSICA ALBA

İlk film deneyinimini Gail adlı küçük bir rolle 1994 yapımı Camp Nowhere adlı film ile yaşadı. 
1999 yılında Randy Quaid ile beraber başrolünü paylaştığı P.U.N.K.S. adlı filmde yer aldı. 
Alba, 1999 yılında Drew Barrymore'un başrolünü oynadığı bir lise filmi olan Never Been Kissed isimli filmde oynayarak Hollywood'un ilgisini çekti. 
Ardından yer aldığı komedi-korku türündeki bir film olan Idle Handsde Devon Sawa ile karşılıklı oynayarak dikkatleri üstüne çekmeye devam etti. 
Fakat, film sektöründeki en büyük parlamasını, James Cameron'ın yönettiği Dark Angel adlı dizi ile yaptı. 
Alba'nın yer aldığı en önemli filmler bir dansçı ve aynı zamanda dans koreografını canlandırdığı Honey,dansçı Nancy Callahan'ı canlandırdığı Sin City ve Marvel'in bir çizgi romanı olan Fantastik Dörtlü'nün sinemaya uyarlandığı Fantastik Dörtlü filmleridir. 
Ayrıca 2006 MTV Film Ödülleri'nde (MTV Movie Awards) King Kong, Görevimiz Tehlike 3, Da Vinci Şifresi gibi filmler ile ilgili komedi türünde skeçlerde oynadı. 
Şu anda planlanma aşamasında olan yapımları arasında The Eye and Sisters filmi vardır. 
“İyi Şanslar Chuck” filminde başarıyla rol almıştır.


DAVID TATTERSALL - Görüntü Yönetmeni

David Tattersall, George Lucas'ın görsel şölen niteliğindeki hitleri Star Wars: Episode I – The Phantom Menace, Star Wars: Episode II – Attack of the Clones ve Star Wars: Episode III – Revenge of the Sith filmlerinde görüntü yönetmenliği yapmıştı. 
Kendisi, 1999'da Oscar'a aday olan The Green Mile, 2001 romantik komedisi The Majestic 'te ve ABC dizisi The Young Indiana Jones Chronicles'da Frank Darabont'la işbirliği yapmıştı. 
Bu diziyle Tattersall, Emmy® ödülü ve Amerika Görüntü Yönetmenleri Derneği ödüllerine aday gösterildi. 
İkili beğenilen “The Walking Dead” ve “Mob City” dizilerinde yine birlikte çalıştı. 
Tattersall çok yönlülüğü ve hem film hem de dijital fotoğrafçılık konusunda uzmanlığıyla tanınıyor. 
Kendisinin yer aldığı filmler şöyle: Lee Tamahori’den Die Another Day ve XXX: State of the Union, Simon West’ten Con Air, Martin Campbell’dan Vertical Limit, Jan De Bont’tan Lara Croft: Tomb Raider: The Cradle of Life, Wachowski Speed Racer, Journey 2: The Mysterious island, The Day the Earth Stood Still, Gulliver’s Travels, Tooth Fairy, The Matador, The Hunting Party ve Moll Flanders. 
Tattersall, Goldsmith King's Christmas filmi 1987 yılında BAFTA'ya aday gösterildi. Metropolis Apocalypse ise 1988 yılında Cannes'da gösterildi.

LIZZY GARDINER –Kostüm Tasarımcı

25 yaşındayken The Adventures Of Priscilla filmindeki çalışmalarından ötürü Oscar ve BAFTA ödülleri kazandı. 
Gardiner, Oscar ödülünü alırken giydiği 280 altın Amerikan Express kartından yapılmış elbisesiyle hafızalarda yerini aldı. 
Lizzie'nin geniş bir kariyer portföyü var ve birçok uluslararası ödül kazandı. 
Kısa süre önce “ The Adventures Of Priscilla”nın Broadway müzikali versiyonuyla Tony ödülü kazandı. 
Diğer çalışmaları şöyle: “The Ruins”, “The Railway Man”, “How to Make Love Like an Englishman”, “The Moon and The Sun”.






DAVID NEWMAN – Besteci

İlk çalıştığı film Tim Burton'ın kısa filmi, 1984 yapımı Frankenweenie'ydi. 1987'de Danny DeVito'lu “Throw Momma from the Train” filminde çalıştı. 
Bu, DeVito'yla birlikte ilk çalışmasıydı. Ardından onun yer aldığı hemen tüm filmlerin müziğini yaptı. 
Bunlar şöyle: “The War of the Roses” (1989), “Other People's Money” (1991), Hoffa (1992), Matilda (1996) ve “Death to Smoochy” (2002). Newman şu komedilerin de müziklerini yaptı: “The Flintstones” (1994), “The Mighty Ducks” (1992), “The Nutty Professor” (1996), ile “Bill & Ted's Excellent Adventure” (1989). 
Animasyon filmi Anastasia'nın müzikleriyle Oscar'a aday gösterilen besteci, filmin 1956 yılındaki canlı aksiyon versiyonunun müziklerini yapan babasının izinden gitti. 
Fakat ödülü “The Full Monty” filmiyle Anne Dudley'ye kaybetti. 
Diğer film müzikleri şöyle; “The Phantom”, “The Brave Little Toaster”, “Malone”, “Ice Age”, “Serenity”. 
1997 yılında Newman Sundance Enstitüsünde müzik direktörlüğü görevine başladı ve dört yıl buna devam etti. 
Bazı etkinliklerde de Los Angeles Filarmoni Orkestrası'nın maestroluğunu yaptı. 
O yıl babası Alfred'in bestelediği Twentieth Century Fox giriş müziğini yeniden kaydetti. 
Şubat 2007'de Film Müzikleri Derneğinin başkanı seçildi. 21 Mayıs 2009'da Newman'a, BMI Film ve Televizyon Ödülleri Töreni'nde Richard Kirk ödülü verildi. 
Bu prestijli ödül, her yıl, film ve televizyon müziklerine büyük katkılarda bulunan bestecilere veriliyor.

Yönetmen: Tom Vaughan
Yapımcılar: Richard Barton Lewis, Beau St. Clair, Kevin Frakes
Türü: Komedi, Aşk
Oyuncular: Pierce Brosnan, Salma Hayek, Jessica Alba, Malcolm Mcdowell, Ben Mckenzie
Yapım Yılı: 2015
İthalat/Dağıtım: Pinema
Vizyon Tarihi: 24 Temmuz 2015



Hiç yorum yok:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...