18.09.2015

Every Thing Will Be Fine :: Adım Tomas Bana Komaz



Genç bir yazar olan Tomas, trajik bir araba kazası sonrasında içine girdiği vicdani döngü onu başka birine dönüştürürken, bir yandan da yazar kimliğini beslemesine yol açar. 

Yıllar içinde değişen yaşamını izlerken, yavaş yavaş olayın izlerinin silindiğini gördüğümüz hikâyede, Tomas’ın karşısına hiç ummadığı bir “hatırlatıcı” çıkacak ve gerçek bir yüzleşme yaşamadan da peşini bırakmayacaktır.


Evimde oturmuş, bir yandan kahvemi yudumluyor, diğer yandan da şu yukarıdaki 'kurumsal' tanıtım yazısını okuyordum..
Son cümle bittiği an, "Yalaaan!" diye bağırdığım doğrudur ve yanımda kıvrılmış vaziyette uyurken, bağırmamla birlikte uyanıp da ağzını sonuna kadar açarak esneyen tekir kedim de buna bizzat tanıktır..

Sayın seyirciler, bu film, ünlü bir yazar olmuş, ama pek adam olamamış, "Benim adım Tomas, lan oğlum bunlar bana komaz." tavırlı bir oğlanın, lüzumsuz hayatından bir kesit sunmakta..


Göstermelik duygusallığının sahteliğinin her bi tarafından aktığının bile farkında olmayan Tomas efendinin bu boktan hayatı bizi neden ilgilendirsin diye bana sormayın lütfen..

Bu hasbelkader hayatı yaşadığı sırada ne dostluğu, ne aşkı, ne  kavuşmayı, ne ayrılığı, ne acıyı, ne de sevinci doğru dürüst yaşayabilen, intihar girişimi bile ince hesaplı, bencil bir 'odun'un -sözde- vicdani teessürlerini hâlâ merak ediyorsanız eğer, buyrun sinemalara..


Tomas'ın aslında, bu anlattıklarımın tam tersi tıynette birisi olduğuna dair seyirciyi ikna etmeye çabalayan, ama anca sanatta yapaylığın kitabını yazabilen usta yönetmen Wim Wenders'a ne demeli peki..

Şimdi de sanki bir nevi Nuri Bilge Ceylan olmaya çalışan; lâkin, ne doğru dürüst bir şey anlatabilen, ne de herhangi bir duygu aktarabilen bu 'enteresan' yönetmen, tam bir inceleme konusu valla..


Keşke biri de, Wim'in burada yapmaya çalıştığı gibi, onun yıllar içinde değişen yönetmen kimliğini, yaşamıyla birlikte incelese..
Tomas'ınkine nazaran bunun daha renkli ve ilginç olacağı kesin gibi..

Bir zamanlar nice şaheserlerini izlediğimiz, en son Palermo Shooting adlı hayal kırıklığıyla üzüldüğümüz, yine de, 'yol kazasıdır, geçer' temennisinde bulunduğumuz; ancak, bu son filminden sonra, "Artık bu adam 'kurmaca film' çekmesin lütfen." tanısı koyduğumuz Wim emminin bu durumu içler acısı yani..  

Daha son zamanlarda, aynı adamın elinden çıkan, Pina ve The Salt of Earth gibi mükemmel belgeselleri izlemiş olmasam, bu durum umurumda bile olmaz ya.. neyse..

O değil de bu filmin bir de 3D hali varmış..
Yok yani, neyin tri disi ki bu?.

James Franco'nun pek anlamlı burnuna üçüncü bir boyut ekleyince, o anlam inanılmaz bir tepe mi yapacak, ne olacak?.

Ya bi git allasen Wimi ya!.



Every Thing Will Be Fine / Her Şey Güzel Olacak

Yönetmen: Wim Wenders
Senaryo: Bjørn Olaf Johannessen
Oyuncular: Rachel McAdams, James Franco, Peter Stormare, Charlotte Gainsbourg
Yapım: 2015, Germany | Canada | France | Sweden | Norway, 118'


  2 / 5






1 yorum:

Hayal Kahvem dedi ki...

5'de 2 öyle mi? Bırakınız filmi izlemeyi, yazıyı bile okumayayım bari..

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...