7.09.2015

Robinson Crusoe ve Cuma :: Biz geldik abijim!.



Issız adaya düşüşünün 15. yılını kutlayan Robinson Crusoe ve Cuma, yaşadıkları yalnızlığa dair sıkıntıları ayyuka çıkmışken ada sahiline yanaşan bir gemi görürler. 

Bu yelkensiz ve direksiz gemiden Viktor isminde maceracı bir adam iner. 
Gemisine doldurduğu hayvanlarıyla yozlaşan dünyanın kötülüklerinden kaçmış ve yaşayabileceği yeni bir dünyanın arayışına girmiştir. 
Üstelik bu adaya yalnız da gelmemiştir. Biri öz, biri evlatlık iki güzel kızı da onunla birlikte bu seyahate çıkmışlardır. 

Viktor’un kızları Donelya ve Yanarin manastır terbiyesiyle yetişmiş, genç ve güzel iki kızdır. 

Robinson ve Cuma bu konuklarını memnuniyetle adalarına kabul ederler ve yalnızlık içinde geçen o sıradan yaşamları böylelikle birden renklenmeye başlar. 
Kısa sürede Viktor’un kızlarına hayranlık derecesinde aşık olan ikili, vuslata erebilmek için türlü yollar denemeye başlarlar. 

Ancak kıskanç bir kız babası olan Viktor, muhafazakar tavırlarıyla onlar için önemli bir engel olur. 
Robinson ve Cuma ise aşkları uğruna azimle mücadele etmeye devam ederler..



Bir Daniel Defoe klasiği olan Robinson Crusoe romanını ve tabii kahramanlarını oldukça özgür bir dil ve ruhla yorumlayarak, hatta Türkleştirip komikleştirerek çizgiye döken Gürcan Yurt'un beklenen hamlesi gerçekleşti..
Karşınızda Robinson Crusoe ve Cuma..

Allahın siktir ettiği bir ıssız adada takılıp kalmaktan canı burnuna gelmiş, bencilliğin, öküzlüğün, hoyratlığın ve edepsizliğin kitabını yazmış Robinson ile esir olarak kullandığı için onun elinden çok çeken, ama yine de bi şekilde bu herife haddini bildiren Cuma'nın, 'kızlı' maceraları -belli ki sinemanın güncel trendinin gazına gelinerek girişilmiş bir yapımla- beyaz perdede..


Yalnız hemen söyleyeyim; bu girişim hiç de kötü netice vermemiş..
Hatta komedi yapımlarımızın genel halinin perişanlığını düşünecek olursak, filmi 'başarılı' bile bulabiliriz..

Sonuç olarak, Robinson Crusoe ve Cuma için, eldeki öyküye ve tiplemelere 'oldukça' sadık kalınarak, falsosu az, eli yüzü düzgün bir beyaz perde uyarlaması denebilir..


Hatta bu sadakat öyle güçlü ki (tabii bu durum mevzuya hakim olanlar için geçerli) bazı sahnelerde, aklınızda yer etmiş o çizgi romanın karelerini tek tek okur gibi oluyorsunuz..

Bu başarıda, olayın yaratıcısı Gürcan Yurt'un duruma tam hakimiyeti kadar, 'abijim' Robinson ile Cuma'yı canlandıran oyuncular olan Serhat Kılıç ve John Nyambi'nin de payı önemli..


Çizgi diziyle ilgili bir aşinalığınız yoksa eğer, alacağınız zevkin oldukça sınırlı olacağını düşündüğüm filmin en büyük kusuru, dilini ve görselliğini -bi inceden- sansürlemesiydi..
Bu sansür yemiş 'usturuplu' edepsizliğin nedenini ve duyulan endişeyi falan anlıyorum; ama, Robinson Crusoe ve Cuma'nın esas ruhu da budur be abijim..

Filmin bir handikapı da iki başrol dışındakilerin oyunculuk problemiydi..
Özellikle, Donelya ve Yanarin'i canlandıran kızların, 'tutarsız' halleri can sıkıcıydı..


Uzun bir süre boyunca iki kelam etmeyerek ölü gibi ortalıkta dolaşan kızların, sonradan ve en nihayet 'replik hakkı' tanındığında coşup da canlanmalarından bahsediyorum..
Meğer, kızların bunda hiç suçu yokmuş..
Bütün bu tuhaflık -oyuncu yönetimi ile birlikte- rol ve replik dağıtımındaki yönetmen zafiyetinden kaynaklanıyormuş..

Sözün özü -kullanılan öyküden bağımsız olarak düşününce- bu malzemeden belki 'daha iyi' değil ama, daha göz doldurucu bir iş elbette çıkabilirdi..
Bu fark da, ancak daha büyük bir prodüksiyon ve daha tecrübeli bir yönetmenle gerçekleşebilirdi..

Bu bir seri olacaksa eğer, Gürcan Yurt'a -naçizane- tavsiyem, bu pek kıymetli çocuğunu, daha tecrübeli ya da daha usta bir yönetmene -elbette kendi süpervisorluğu altında- teslim etmesidir..




Robinson Crusoe ve Cuma

Senarist - Yönetmen: Gürcan Yurt
Oyuncular: Serhat Kılıç, John Nyambi, Beyti Engin, Damla Debre ve Ebru Yücel 
Yapım: 2015, Türkiye, 98'

  2.5 / 5



Hiç yorum yok:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...