14.09.2015

She’s Funny That Way / İlişki Durumu: Kaçamak



She’s Funny That Way, iç içe geçmiş tuhaf ve eğlenceli olaylar zinciriyle izleyiciyi sürekli şaşırtan türde bir romantik komedi. 

Film aynı zamanda komedi türünde; gülünç olayların, sınıfsal farklılıkların ve abartılı hareketlerin yoğunlukta olduğu ve literatürde “Screwball” yani salon komedisi adı verilen filmlerin arasında en iyi örneklerden biri olarak şimdiden yerini aldı. 

Karakterler, durumlar ve olayların geçtiği yerler tamamen modern olsa da film, romantik komedinin Hollywood’da 30’larda ve 40’larda zirve yaptığı dönemdeki etkileyiciliğini barındırıyor. 
Bu esnada da birçok çılgın olay ve durum yaşanıyor. 

Film, oyuncu olmak isteyen Brooklyn’li eskort kız Isabella “Izzy” Patterson (Imogen Poots) etrafında geçiyor. 
Izzy’nin Manhattan’daki Barclay Oteli’nde, başarılı yönetmen Arnold Albertson’la (Owen Wilson) olan randevusu hiç de düşündüğü gibi olmayacaktır. 

Tiyatro ve sinemada büyük başarılara imza atan ve çok yakında Broadway’de bir oyun sahneleyecek olan Albertson, 30 bin dolar karşılığında Izzy’den hiç de alışık olmadığı bir şey yapmasını ister. 

Arnold ona durumu şöyle açıklıyor: “Parka gidip, sincaplara fındık veren insanlar vardır. Peki bazen de niye fındıklara sincap vermeyelim?" 


Arnold’ın bunu ilk söylediği eskort kız, yani ilk sincabı Izzy değildir.
Isabella şok olsa da teklifi kabul eder, ama bu teklifi kabul etmesiyle, sadece kendisinin değil karşısına çıkan herkesin hayatını değiştiren macera ve komedi dolu serüven başlar. 
Tuhaf tesadüfler, ilk olarak Arnold’ın karısı ve oyununun yıldızı Delta Simmons ile başrol arkadaşı ve kendisine âşık olan Seth Gilbert karakterleriyle birlikte yaşanıyor. 
Aynı zamanda Isabelle’e âşık olan Joshua Fleet, onun terapisti, daha sonra da Joshua’nın sevgilisi çıkan Jane ve Isabelle’in takıntılı müşterisi, saygın yargıç Pendergast da olaylara dâhil oluyor. 
Bu karmaşaya, Isabella’nın anne ve babasıyla yargıcın tuttuğu ve daha sonra oyun yazarı Joshua’nın babası olduğu anlaşılan gizemli dedektif de ekleniyor. 
Yaşamları tamamen değişecek olan bu karakterleri izlerken, her an sürprizlerle dolu garip ve komediyle iç içe geçmiş müthiş bir hikaye izleyeceksiniz.

Yönetmen: Peter Bogdanovich
Yapımcılar: Wes Anderson, Noah Baumbach, George Drakoulias, Logan Levy, Holly Wiersma
Türü: Komedi
Oyuncular: Owen Wilson, Imogen Poots, Kathryn Hahn, Will Forte, Rhys Ifans, Jennifer Aniston
2014



Filmin mmknmrtb notu ::

Evli ama -bencileyin- iflah olmaz bir romantik olduğundan kelli, gönlünün kaydığı güzellere -ister istemez- aşık olan bir adamın ortalığı karıştırmasıyla -tamamen yapay ve zorlama tesadüflerle- meydana gelen bir dizi olaydan ibaret She’s Funny That Way -uzaktan da olsa- Woody Allen komedilerini hatırlatıyor..

Imogen Poots'un sempatik oyunculuğu, Jennifer Aniston'ın abartılı ama eğlenceli psikiyatr tiplemesiyle vasat düzeyi yakalayabilen filme, kimin neden ve hangi delikten çıkacağı, kimin elinin kimin göt cebinde dolaşacağı belirsiz, insani trafiği de aşırı yoğun bir gülünç tiyatro türü olan 'vodvil'in sinemaya uyarlanmış hali diyebiliriz..

  2.5 / 5


SENARYO NASIL ORTAYA ÇIKTI?

Peter Bogdanovich ve eski karısı Louise Stratten, filmin hikâyesini 15 yıl önce geliştirip senaryosunu yazdılar. 
O sırada, şimdi Imogen Poots’un canlandırdığı Isabella Patterson rolünü Stratten; Owen Wilson’ın canlandırdığı Arnold rolünü de John Ritter oynayacaktı. 
Ancak John Ritter’ın trajik ve zamansız ölümünden sonra Bogdanovich ve Stratten projeyi de, senaryoyu da bir süreliğine rafa kaldırmak istedi. Yıllar sonra Bogdanovich, Owen Wilson’la arkadaş olduğunda Arnold rolünü ve senaryoyu, Wilson’nın Malibu'daki evinde arka arkaya “Breaking Bad” ve “Mad Men” seyrederken onunla paylaştı ve sonra projeyi tekrar hayata geçirmeye karar verdi.

She’s Funny That Way’in beyazperde yolculuğu için Bogdanovich ve Stratten, iki dostundan, yönetmen Wes Anderson ve Noah Baumbach’tan, sorumlu yapımcı olmasını istedi. 
Yönetmenler, senaryoyu okuyup yardım etmek istediklerine karar vermiş. 
Bogdanovich şöyle anlatıyor: “Onlar benim hayranım, ben de onların hayranıyım. Hepimiz dostuz. Filmin başlaması için çok yardımcı oldular. Onlar da aramıza katılınca Owen’ı ve Jennifer Aniston’ı da kadroya dâhil ettik. Quentin Tarantino senaryoyu, John Ritter oynayacağı zaman okumuş ve çok sevmişti. Çekimler sırasında onu aradığımda “Bir sahnede görünür müsün?” diye sordum. Ne olduğunu anlattım o da gülüp şöyle dedi: “Tabii ki oynarım. Bogdanovich filminde görünmek çok eğlenceli olur.” 
Ben de şöyle dedim: “Öbür gün oynayabilir misin?” 
Yapımcılar Holly Wiersma ve Logan Levy de, arkadaşları Christia Campbell ve Lati Grobman kendilerine projeyi anlatınca aralarına katıldı.
Campbell ve Grobman da filmden Bogdanovich’in kızı Antonia sayesinde haberdar oldu. 
Holly Wiersma şöyle diyor: “Senaryoyu okudum ve çok beğendim. Peter Bogdanovich’in büyük bir hayranıydım. Onun filmlerini izleyerek büyüdüm. Filme dâhil olan Owen Wilson ve Jennifer Aniston’ın da büyük hayranıyım. Senaryonun bilhassa şu yanını sevdim: Bana, artık pek göremediğimiz klasik, eski usul Hollywood filmlerini anımsattı. Artık bu filmlere en yakın filmleri Woody Allen çekiyor. Dolayısıyla She’s Funny That Way’in Owen ve Jennifer’ın da dâhil olduğu senaryosu bana çok heyecan verici geldi. Logan’la yapımcı olarak filmde yer almaya karar verdik.”



Bogdanovich şöyle devam ediyor: “Film bu şekilde başladı. Louise Stratten’la birlikte bir senaryo yazmaktan bahsediyorduk. Hayatımızda oldukça zor bir dönemdi. Bu yüzden neşemiz yerine gelsin diye bir komedi yazmaya karar vermiştik. Sonra filmin adını değiştirmeye karar verdik çünkü yapım süreci sırasında film, içinde romantik tonlamaları olan bir “screwball” komedisi türünden, içinde “screwball” komedisi tonları taşıyan bir romantik komediye dönüştü. Dolayısıyla ‘Fındıklara Sincap’ kavramı filmin bu versiyonuyla pek örtüşmedi. 1930’lardan kalma bir şarkı olan She’s Funny That Way daha uygun geldi. 30’ların şarkılarını genel olarak çok severim.”

OYUNCU EKİBİ VE FİLM:

OWEN WILSON: ARNOLD HAKKINDA

Filmin kadrosuna dâhil olan ilk kişi Owen Wilson oldu. 
Bogdanovich şöyle anlatıyor: “Yaptığı her şeyde o cazip karakteri ortaya çıkan ender sinema yıldızlarından biri o. Onunla konuşmayı çok seviyorum. Arkadaşı olmayı da çok seviyorum. Ona şöyle dedim: ‘Bu komedide oynamak ister misin?’ O da senaryoyu okudu. Ona abartılı gelen bazı yerler vardı. Ben de bunların çoğunu çıkardım çünkü o abartılı şeyler John Ritter için yazılmıştı. Abartılı hareketler onun yetenekli olduğu bir noktaydı. Owen’sa harika replikler buldu. Filmde oldukça komik olan birçok repliği doğaçlama çıkardı. Unutmayın, o aslında Wes Anderson’ın ilk üç filminde yazar olarak kariyerine başlamıştı.”



Bogdanovich de Wiersma da Owen Wilson’ın Arnold rolü için biçilmiş kaftan olduğuna inandı.
“Çok az sayıda oyuncu bu karakteri sevimli ve sempatik gösterebilirdi. Wiersma şöyle anlatıyor: “Bence Owen Wilson, Arnold’ın işe yaramasını sağlayacak üç özelliğe sahip: Owen içimizden biri, aradan parlayan yıldız özelliği olan ve sevilebilir biri. Arnold’ı canlandırıp günün sonunda onu
sevmenizi sağlayacak oyuncu sayısı çok fazla değil. Filmin deneme çekimlerinde, en çok Owen’la çekim yaptık. Bunu kaç oyuncu başarabilir? Arnold karısını aldatan, hatta çocukları varken diğer hatta hayat kadınları ile randevulaşan bir adam. Çoğu insanın rezillik gözüyle bakacağı şeyler yapıyor. Yine de bu adamdan nefret etmiyorsunuz,aklınızdan böyle bir şey geçmiyor. Kaç oyuncu bunu yapabilir?” 

Bogdanovich’e göreyse durum şöyle: “Onu affediyorsunuz çünkü onu seviyorsunuz. Bunu ona karşı koz olarak kullanmıyorsunuz. Owen aynı zamanda çok da çekici, ama Errol Flynn ya da Cary Grant gibi tehditkâr bir çekiciliği yok. Daha çocuksu. Seksapeli çok yok, bunun da faydası oldu. Kadınları sömürmüyor da, yardım ediyor gibi geliyor. Kendi tarzıyla kadınlara yardım ediyor.”



JENNIFER ANISTON: JANE HAKKINDA

Jennifer Aniston’a film için teklif götürüldüğünde aslında fikir, Arnold’ın oyuncu karısı Delta’yı oynamasıydı. 
Bogdanovich durumu şöyle açıklıyor: “Aniston, Arnold’un eşini oynamak istemedi ama terapist Jane’i seve seve oynayacağını söyledi. Delta rolünün hikâye için biraz daha önemli olduğuna onu ikna etmeye çalıştım, ama o Jane’i oynamak istiyordu. Ben de sonunda ‘Tamam, Jane’i oyna’ dedim. Çok da başarılıydı, rolü çok iyi canlandırdı. Rol için kendisinin ısrar ettiği bir peruk taktı. Bu çok hoşuma gitti. Yaptığı her şey benim için uygundu. Bence çok başarılıydı. Rolü onun için aslında biraz zorluydu çünkü daha önce böyle bir rol canlandırmamıştı. Tamamen cadaloz birini oynadı. Rolde onu gören seyirciler gülüyor çünkü aslında onun öyle biri olmadığını biliyor. Dinamiğin işe yaramasının bir sebebi de bu.”

Wiersma da şöyle devam ediyor: “Jennifer Aniston’ın Jane rolünde çok başarılı olmasının sebebi, daha önce oynadığı her rolden farklı bir rol olması. Buna en yakın rolü “Horrible Bosses” filmindeki rolü olabilir. Ama o rolde bile daha seksi bir karakteri canlandırmıştı. Hâlbuki She’s Funny That Way’de peruğuyla, tavrıyla her şeyini ortaya koydu.”


IMOGEN POOTS: IZZY HAKKINDA

Bogdanovich, Imogen Poots’un oyunculuğundan çok memnun kaldı.
Bogdanovich şöyle anlatıyor: “O olağanüstü bir oyuncu. Onunla tanışmadan önce onu hiçbir yerde görmemiştim. Bana gelecek vadeden kızların bir listesini verdiler. Dördünü Los Angeles’ta gördüm. Sonra New York’a geldim. Imogen onu görmek istediğimizi duymuş. Atlanta’da çekimleri vardı, uçağa atlayıp beni görmeye geldi. Plaza Oteli’nde, Palm Court’ta buluştuk. Beş dakika içinde onun aradığımız kişi olduğunu anladım. Seçmeye katılmadı. Sadece konuştuk. Acayipti, ama acayip olmaya çalışmıyordu. Rol yapmıyordu, hava atmaya ya da sevimli görünmeye de çalışmıyordu. Sadece kendi olmuştu. Zaten kendisi bir tuhaf. Bunu hemen fark ettim. 20 dakika sonra şöyle dedim: “Bak, bunu yapmamam gerekiyor ama buradan ayrılırken rolün senin olduğunu bilerek ayrıl. Detayları ben hallederim.” Bu kadardı yani. Çok da iyiydi. Başkası gibi değil, kendi gibi. Brooklyn aksanı senaryoda hep vardı çünkü karakterin uyarlandığı kız, aksanı olan Brooklyn’li bir kızdı. Imogen’a Brooklyn aksanı yapması gerektiğini söyledim. Bunun için çok çalıştı. Ses koçu tuttu. İşi ciddiye aldı ve çok başarılı oldu. Hele ki İngiliz olmasını göz önünde bulundurursak… İngilizler çok iyi oyuncular. Genel olarak söylüyorum. Çok iyi eğitimliler, bizde olmayan bir kültürleri ve gelenekleri var. Çok enerjikler. O da onlardan biri. Imogen’ın Isabella karakterine gerçeklik katacağını biliyordum. Rol gibi değil, gerçek gibi duracaktı. Acayip olmaya çalışmadan acayip olması da rol için çok faydalı oldu. Son derece çekici ve sevimli biri. Çekiciliği Ava Gardner tarzı bir çekicilik değil. Kendiliğinden çekici ve ona her baktığınızda farklı görünüyor. Her şeyi muhteşem yapıyor. Ekrana hâkim olan harika bir oyuncu. Eskilerin dediği gibi: Kamera onu seviyor.” 

Wiersma ekliyor: “Imogen’ın en ilginç tarafı bir sert yanının olması ama çok kırılgan bir yanı da var. Hem masumiyeti hem de sertliği var. Bunun bir arada olmasına çok sık rastlamayız. Çoğu oyuncu, karakterin
hikâyesindeki iki kısımdan birini canlandırabilir ama bu filmde Isabella’nın hem film yıldızı hem de fahişe olduğuna inanmalısınız."


KATHRYN HAHN: DELTA HAKKINDA

Arnold’ın karısı Delta rolüne Kathryn Hahn’ın, oyun yazarı Joshua Fleet’in rolüne de Will Forte’nin seçilmesine Bogdanovich fazlasıyla memnun. Kendisi şöyle anlatıyor: “Kathryn Hahn’ın çalışmalarına aşina değildim ama Jennifer’ın yakın bir arkadaşı kendisi. Jennifer, Jane rolünü oynamak istediğini söylediğinde ‘Delta’yı da Kathryn Hahn canlandırmalı’ dedi. İkisinin de menajeri aynı kişi. Kathryn’le tanıştım ve onu sevdim. Rol aldığı bazı işleri izleyince iyice ikna oldum. Kathryn Hahn muhteşemdi. Hiçbir filmde bu denli güzel göründüğünü sanmıyorum. Bunu kendisi de söyledi. ‘Güzel görünüyorum’ dedi. Ben de ‘Görünmelisin zaten. Başrol oyuncusu bir kadını oynuyorsun, başrol oyuncusu bir kadın gibi görüneceksin’ dedim. Onu bu şekilde çektik. Komediye doğuştan yetenekli sanki. Çok da gerçekçi… Ona yönetmenlik yapmam pek gerekmedi. O zaten yapacağını biliyordu. Bence Owen’la ikisinin evli bir çift olması da çok inandırıcıydı. Onları en sonunda ayırsam mı ayırmasam mı bilemedim. Birlikte çok iyiydiler. Birbirleriyle çok iyi paslaştılar. Her şey neredeyse doğaçlamaydı. Bunu çok güzel yaptılar.”

WILL FORTE: JOSHUA HAKKINDA

“Will Forte’yle, onun rolü için birçok olasılık vardı.” diyor Bogdanovich. “En çok onu beğendim. O, her şeyi ortada olan, iyi geçimli bir başrol oyuncusu. Üstelik oyun yazarına da benziyor. Akıllı görünüyor. Will Forte’nin rolü pek komedi rolü değil. Daha düz bir rol. Bana çok cazip geldi. Hem bir nezaketi hem de entelektüel bir yanı var. Onun bir oyun yazabileceğine inanıyorsunuz. Onunla çalışmak çok kolay ve eğlenceliydi. Aslında bu filmdeki oyunculardan hiçbiriyle çalışmak zor değildi. Wiersma şöyle anlatıyor: “Will Forte de Jennifer Aniston’ın tavsiye ettiği oyunculardan biriydi. Daha önce ikisi birlikte bir başka bağımsız filmde rol almış. Bize ondan bahsetti ve Joshua Fleet rolü için onu önerdi. Onunla tanıştığımızda rol için mükemmel olacağını düşündük. Oyun yazarı ve terapist sevgilisi rollerinde ikisi harika olacaktı. Will, “Nebraska” filmini yeni bitirmişti ve inanılmazdı. O bir yazar, akıllı, düzgün ve çok iyi biri."




RHYS IFANS: SETH HAKKINDA

“Oyunda Arnold’ın karısı Delta’yla birlikte oynayan oyuncu Seth Gilbert’ı canlandıran Rhys Ifans, kadroya dâhil ettiğimiz en son oyunculardan biriydi” diyor Bogdanovich. 
“Galiba onu filmde görünmeden bir gün önce seçtik. Daha romantik tipe sahip birini düşünüyorduk. Ama yapımcılarımızdan biri olan George Drakoulias, Noah Baumbach’ın “Greenberg” filminde Rhys’la çalışmıştı ve karakterin daha çok bir rock yıldızı tipinde sinema yıldızı olduğu düşüncesini ortaya attı. Onunla tanıştığımda müthiş olacağını düşündüm. Üstelik ertesi gün işe başladı. Seth rolünde muhteşemdi. Onunla çalışmak da çok güzeldi. Senaryoya bayıldı, role bayıldı ve en önemlisi onu tam anlamıyla anladı. Ona da pek yönetmenlik yapmam gerekmedi, her şeyi anlamıştı zaten. Rolünde çok komikti. Owen’a attığı bakışlar
muhteşemdi.”




YAPIM HAKKINDA

Çekimlerin yarısında Bogdanovich ve yapımcılar sadece Isabella’yı (Imogen Poots) anlatıcı olarak kullanmak yerine, anlatım aracı olarak bir röportajı kullanmanın çok daha iyi bir yol olacağını düşündü. 
Filmde işlenen hikâyeden birkaç yıl sonra Isabella Hollywood’a taşınmıştı ve başarılı olmasına ramak kalmıştı ve ilk röportajını veriyordu. 
Sonunda anlatıcının çok da güvenilir biri olmayabileceğini anlıyorsunuz. Herkes fikirler üretirken Wiersma daha önce beraber çalıştığı Illeana Douglas’ı önerdi. Peter da yıllar önce Illeana’yla birlikte oynamıştı. Peter tamam dedi ve Illeana Douglas kadroya katıldı.

Bogdanovich şöyle anlatıyor: She’s Funny That Way’in hikâyesini anlatmak benim için biraz karışık. Ama temel olarak eskortluk yapan bir kız ve bir dizi tuhaf olayın ardından nasıl bir sinema yıldızı olduğu anlatılıyor. Filmdeki herkesin isteyerek ya da istemeyerek onun buraya gelmesinde bir nevi payı var. Yaşadığımız olayların tesadüfi doğasıyla ilgili biraz. Tuhaf tesadüfler sonucu kızın başına birçok şey geliyor.” 





Bogdanovich filmlerinde müzik, olmazsa olmazlardandır. 
Bogdanovich şöyle diyor: “Birçok farklı türde müzik denedik. Ama hiçbiri tam oturmadı. En sonunda bir besteci kullanmaya karar verdik. Ed Shearmu’yu seçtik. Çok da başarılı oldu. İlk kez bir filmimin müzikleri baştan sona bestelendi. Bu sefer hazır şarkılar kullanmadık. Bunu daha önce hiç yapmamıştım. Bence Ed çok başarılıydı. Filmi izledi, beğendi ve ihtiyacı olanı alarak çok başarılı bir iş çıkardı. Sadece filmin başlangıcı ve sonu için birkaç hazır şarkı kullandık.”

She’s Funny That Way’de birçok konuk oyuncu da yer aldı: Aralarında Bogdanovich’in eski filmlerinde önemli rollerde oynamış oyuncular da var. Bunlardan bazıları şöyle: Tatum O’Neal, Colleen Camp ve Joanna Lumley. Michael Shannon ve yönetmen Quentin Tarantino. 
Wiersma konuyla ilgili şöyle diyor: “Filmdeki konuk oyunculuklar müthiş. New York’taydık ve filmin tam bir New York filmi olmasını istedik. Bu yüzden çekim günü ya da bir gün önceden insanları arayıp şöyle demek harika oldu: “Selam, gelip filmimizde oynayın. New York’u pazarlamamıza yardımcı olun.” 



"Bu, Broadway’le ve ünlülerle ilgili bir film. Bu yüzden bunu lehimize kullanmaya karar verdik ve konuk oyuncuları -ekranda bir şey söylemeseler de- komik insanlardan seçtik. Öncelikle Graydon Carter’la (Vanity Fair yazı işleri müdürü) başladık. Graydon, Owen Wilson’ın limuzin şoförü oldu. Kendisi Isabella’nın birkaç yıl önce New York’taki röportajına döndüğümüzde gördüğümüz ilk insanlardan biriydi. Graydon’dan daha New York’a has biri olamazdı zaten. Owen Wilson daha sonraki otele giriş sahnesinde de bir arkadaşım rol aldı. Bu kişi de California ve New York’ta yaşayan oyuncu arkadaşım, Dustin Hoffman’ın oğlu Jake Hoffman. Kendisine Bowery’de rastladık ve “gelip filmde oyna” dedik. Owen’ın daha sonra otel danışmasına doğru yürüdüğü sahnede de inanılmaz ressam ve tasarımcı Scott Campbell, Owen’ın yanından yürüyerek geçiyor. Onunla beraber Victoria’s Secret mankenlerinden Erin Heatherton da yürüyor. İlk New York sahnesini meşhur New Yorklu yüzlerle açmak istedik. Sonra birkaç kez daha konuk oyuncular eklediğimiz sahneler oldu.” diye ekliyor Wiersma. 

“Arnold’un tüm eski “sincap”larının tanınmış olmasını istedik: Ann O’Reilly, çok sevdiğim ve eskiden beri tanıdığım yetenekli oyuncu. New York’ta olacağını öğrenmişti. Biz de ondan hava alanı sahnesinde ilk “sincap” olmasını istedik. New York’ta yaşayan Jennifer Esposito bir başka sincap oldu. Diğer konuk oyunculardan bazıları şöyle: Susan Miller, astrogyzone.com adlı bir web sitesi olan ünlü astrolog, oyunun seyircileri arasında yer alıyor. Bir de eleştirmenler olarak Will Forte’nin annesi ve Roger Friedman rol alıyor. Tüm bu konuk oyuncuların olması çok eğlenceliydi.”




OYUNCULAR HAKKINDA

JENNIFER ANISTON ( JANE)

Los Angeles'da doğan ve 80'li yıllarda küçük rollerde oynamaya başlayan Jennifer Aniston, çeşitli dizi ve filmlerde rol aldı. 
En bilinen rolü Friends dizisindeki Rachel Green rolüdür. 
Dünya ve Amerikan tarihinde en çok izlenen TV dizisi olan ve çekimleri 10 sene süren "Friends" dizisi ile birlikte, adeta fenomen olan ve yıldızı parlayan Jennifer bu rolü ile bir Altın Küre ve bir de Emmy Ödülü almıştır. Gün geçtikçe popülerliği artan Jennifer Aniston, 1996’dan itibaren romantik-komedi tarzında bir dizi filmde rol alır. 
Bunlar “She’s The One” (1996), “If There Was You” (1997) ve “The Object of My Affection” (1998)’dır. 
Güzel yıldız 1999 yılında “Office Space” adlı filmdeki etkili performansının ardından Stephen Herek’in yönettiği 2000 yapımı ”Rock Star”la izleyicisine adeta dramatik rollere de uyum sağlayabildiğini kanıtladı. 2002 yılında “The Great Girl” ve Jim Carrey ile birlikte rol aldığı “Aman Tanrım” Jen’i tekrar gündeme taşır. 
Aniston’ın diğer filmlerinden bazıları ise şöyledir: “Life of Crime”, “We’re The Millers”, “Wanderlust”, “Horrible Bosses”,”Just Go With It”, “Marley and Me”.


OWEN WILSON (ARNOLD)

Owen Wilson modern sinemanın en başarılı oyuncularından biri. 
Popüler ve bağımsız filmlerdeki unutulmaz rolleriyle büyük beğeni topladı. 
2011’de Wilson, Woody Allen’ın Oscar’a aday gösterilen filmi “Midnight in Paris”nde, Rachel McAdams ve Marion Cotillard’la birlikte rol aldı. Wilson’ın senarist ve gelecek vadeden romancı Gil Pender performansı ona, Müzikal ya da Komedi Dalında En İyi Erkek Oyuncu kategorisinde Altın Küre adaylığı getirdi. 
Kendisi Zach Galifianakis ve Kristen Wiig’le birlikte Relativity’den çıkacak soygun komedisi “Masterminds”da ve Pierce Brosnan ve Michelle Monaghan’le birlikte The Weinstein Company’nin gerilim filmi “No Escape”te de oynadı. 
Wilson’ın diğer filmleri şöyle: “The Internship”, “Free Birds”,
“Are You Here?”, James L. Brooks’un romantik komedisi “How Do You Know?”, “The Big Year”, “Hall Pass”, “Marmaduke”, “Starsky ve Hutch”, “Zoolander”, “Marley and Me”, “Shanghai Noon”, “Shanghai’s Knights”,
“Armageddon”, “The Minus Man” ve “The Cable Guy”.

IMOGEN POOTS ( IZZY)

Britanyalı oyuncu Imofen Poots, İngiltere doğumlu gazeteci Fiona (Goodall) ve Kuzey İrlanda doğumlu televizyon yapımcısı Trevor Poots’un kızı. Bute House Kız Hazırlık Okulu, Queen’s Gate Kız Okulu ve Latymer Lisesi’nde okudu. 
Okulların hepsi Londra’daydı. Poots, ergenlik çağında Youngblood Tiyatro Topluluğu’na katıldı ve oyunculuğu çok sevdi. 
Poots, ilk olarak 2004 yılında, orijinali 1986 yapımı olan İngiliz sağlık dizisi “Casualty”de oynadı. 
Tanınırlığını 2005 yılında V for Vendetta'daki Genç Valerie rolüyle elde etti. 
Ardından birçok projede yer aldı. Bazıları şunlardı: “28 Weeks Later (2007), “Me and Orson Welles” (2008), “Centurion” (2010), “Bouquet of Barbed Wire” (2010),“Fright Knight”(2011), “A Late Quartet” (2012), “Greetings from Tim Buckley” (2012) ve “The Look of Love” (2013).

KATHRYN HAHN ( DELTA)

Westchester, Illinois doğumlu olan Kathryn Hahn, çocukluğunu Cleveland’ta geçirdi.
Northwestern Üniversitesi'nden tiyatro alanında lisans derecesi ile mezun oldu. 
Yale’de drama eğitimi alan Hahn, "Cabaret"de “Sally Bowles” karakterini ve Molière'in "The Misanthrope" oyununda Célimène" karakterini canlandırdı. 
Çok fazla sahne deneyimi olan Kathryn Hahn, NBC tarafından keşfedilerek Crossing Jordan” (2001) TV dizisinde “Lily” rolüyle tanındı. Hahn’in rol aldığı filmler ise şöyle: “Tomorrowland”, “This Is Where I Leave You”, “The Secret Life of Walter Mitty”, “We’re the Millers”, “Wanderlust”.




YAPIM EKİBİ

PETER BOGDANOVICH
(Yazar/Yönetmen/Aktör)

12 yıl aranın ardından SHE’S FUNNY THAT WAY, neslinin en başarılı yönetmenlerinden, Peter Bogdanovich’in uzun zamandır beklenen dönüş filmi oldu. 
Sinemadan uzak kaldığı süreçte de üç televizyon filmi ve Grammy ödüllü belgesel “Runnin’ Down A Dream: Tom Petty and the Heartbreakers”ı yönetti. 
Bunun yanı sıra çok beğenilen belgeseli “Directed by John Ford”un yenilenmiş ve daha uzun bir versiyonunu yönetti. 
“The Sopranos”da düzenli olarak oynadı, birkaç filmde rol aldı, sinemayla ilgili iki kitap daha çıkardı. 
Bunlar arasında çok satan “Who The Hell’s In It” kitabı da vardı. 
She’s Funny That Way filmiyle, Bogdanovich komedi türüne geri döndü. Zaten “Whats Up, Dock?”, “Paper Moon” gibi kariyerinde çektiği klasiklerin yanı sıra sevilen “They All Laughed” ve “Noises Off” gibi kült filmleriyle bu türe alışıktı.


1 yorum:

mithad selim dedi ki...

kimden, nerden ve nasıl bulaştı yahut içimde bir yerlerde m gizliydi bilmiyorum ama sonradan olma bir snoblukla şimdi bir kısım "entel"in arabex yahut televizyona karşı duruşu gibi "romantik komedi mi ııy" diyordum yalan yok şimdi. sonra işte bir gün bir meg ryan filmi izledim. yahut julia roberts da olabilir. yok yok juliette binoce idi eminim! neyse işte o gün bütün romantikliği ile olabildiğince komik bir şekilde ruhsal ve kılcal tüm damarlarıma zerk edildi bu tür. o gün bugündür ne vakit ayrı düşsem, bir sevgili gibi özlüyorum romantik komedileri.
peki tüm bunları niye yazdım.
gecen hafta uzun bir aradan sonra üst üste iki tane izledim. ben sevdim. belki siz ve burayı takip edenler de sever. evet. aşağıdaki filmlerden bahsediyorum.
- before we go (2014)
- 5 to 7 (2014)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...