19.09.2015

The Look of Silence :: Sessizliğin Haykırışı



The Act of Killing’de, 1960’larda Endonezya’da yüzbinlerce insanı öldüren katillerle bizi çok yakından tanıştıran Joshua Oppenheimer, The Look of Silence’da ise bizi o günlerde abisini kaybetmiş Adi ile tanıştırıyor. 

Ağabeyinin ölümünün detaylarını The Act of Killing’in çekimleri sırasında öğrenen Adi, bugün hâlâ iktidarda olan katillerle yüzleşmeye karar veriyor. 
Kuşkusuz çok cesur bir karar bu. 
Bazı sorular nasıl sorulur ki? 
Ama bir o kadar da sessiz bir onur var Adi’nin yüzleşmelerinde. 
Amacı suçlamak değil, anlamak. 
Adi, söze gelmeyecek kadar korkunç bir travmaya bir kapanış cümlesi arayan, kolektif bir kabusun özrünün ve dolayısıyla şifasının peşine düşmüş bir savaşçı.

Her gelişmemiş -özellikle de Müslüman- ülkede faaliyete geçen, ABD liderliğindeki Emperyalizm'in -standart özellikli- karanlık propaganda araçlarıyla halk kesimlerini birbirine düşürerek, o memleketi nasıl da kapkanlı bir dehşetin içine kolayca yuvarlayabileceğinin bir belgesi..


O gelişmemiş ve Müslüman ülkelerden biri olduğumuza göre, bu belgesel bize öyle açık deliller sunuyor ki; yakın tarihimiz boyunca yaşanan sayısız suikast, iç savaş, toplu katliam, hatta soykırım hadiselerine bu pencereden bakarak, her şeyi gayet net görüp anlayabilirsiniz..


Bir insanın -maalesef- fıtratında az ya da çok bulunan canavarca hislerle, hem de güle oynaya, diğer 'masum ve savunmasız' insanları öldürebileceğini; çok fazla adam öldüren bu yaratığın -delirmeme bahanesiyle- kurbanlarının kanlarını bardaklara doldurup içebilecek kadar da iğrençleşebileceğini ve tüm bu eylemlerini, dindarlığının bir gereği olarak ve de allah adına yapabileceğine tanıklık edince midemiz biraz bulanıyor gerçi ama, hiç de şaşırmıyoruz..
Şaşıracak taraflarımız artık çoktan işlevini yitirmiş, körelmiş; sadece üzülüyor, kahroluyor ve ağlıyoruz..


The Look of Silence, katliamı uygulayanların, muhtelif bahanelere sarılarak, cahilce bilgilerle oluşan şartlanmalara dayanarak, pişmanlığı akıllarına bile getirmemelerini; katil ve kurban olmayan, ama tüm bunlara tanıklık edenlerin umursamaz suskunluğunu; kurban yakınlarının -mesela- oğlu korkunç bir işkence sürecinde parçalanarak öldürülen ve nehre atılan bir annenin tarifsiz acısını ve de yürek parçalayan çaresizliğini, mükemmel bir biçimde kurgulayarak, görüşlerimize sunuyor..
Ve bunu adeta bir saygı duruşu sessizliğinde ve -tıpkı belgeselin kahramanı Adi gibi- vakur duruşunu -her şeye rağmen- asla kaybetmeden gerçekleştiriyor..


Özellikle Adi’nin giriştiği, 'yüzleşme' görüşmeleri sırasında, sözün bittiği -masum ya da katil- herkesin susup da sadece bakıştığı -belki bir kaç saniyelik ama yıllara bedel- o anlar yok mu, o anlar..
Aman allahım!. Sessizliğin, adeta haykırdığı anlar..
Ve belgeselin asıl metninin beynimizde tekrar tekrar dile geldiği, müthiş gürültülü bir sessizliğin fonunda büyüyen, can yakıcı o bakışmalar..



The Look of Silence / Sessizliğin Bakışı

Yönetmen: Joshua Oppenheimer
Yapım: 2104, Denmark | Indonesia | Finland | Norway | UK | Israel | France | USA | Germany | Netherlands, 103'

  4.5 / 5



Hiç yorum yok:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...