15.11.2015

Tiyatro Bavul :: Beyrut’ta Bir Sene ve Yaşanmış En Büyük Aşk



Beyrut’ta Bir Sene ve Yaşanmış En Büyük Aşk, 13 Nisan 1975 yılında Beyrut'ta çıkan iç savaşın ilk senesinde geçmektedir. 

İç savaş öncesinde Erdal, arkadaşı Bişar ile birlikte Beyrut'ta çocuklara ücretsiz müzik eğitimi vermesiyle Birleşmiş Milletler tarafından barış elçisi olarak atanan Erdal'ın başından geçen olayları anlatmaktadır. 

Beyrut'a geldiği günün ertesi günü çıkan iç savaş yüzünden kaldığı otel odasında sıkışıp kalan Erdal, Beyrut'ta ki yakın arkadaşı Bişar sayesinde olan biteni öğrenmekte ve bir şekilde bu savaşı durdurup Beyrut'a barış getirmeye çalışmaktadır. 

Bir taraftan da romanını yazmakta olan Erdal, oteldeki oda hizmetini karşılayan Emine'ye aşık olmuştur ve artık Erdal için durum daha farklı bir hal almaya başlamıştır.

Yazan: Önder Sarar
Yöneten: Damla Yeşilova
Oyuncular: Önder Sarar, Tolga Kortunay, Damla Yeşilova
Kostüm: Gizem Gisten
Ses, ışık: Eda Sarar, Dilan Şahin
Asistan: Ufuk Sarar


Oyunun mmknmrtb notu ::

Bildiğimiz, aklı başında bir adam gibi konuşabildiği halde hemen peşinden tam bir geri zekalı gibi sesler çıkarıp, el kol hareketleri yapmaya başlayan, müzik sesi falan duyunca da bu acayip hareketleri iyice coşan bir Türk yazarın (evet yazar!), Beyrut'ta kaldığı bir otel odasında, kendisi için belki çabuk geçen, ama biz seyircilerin sanki hiç bitmeyecekmiş gibi hissettiği günlerinden bir demet..

Beyrut'ta Hıristiyan ve Müslüman militanlar arasında devam eden iç savaş yıllarıdır..
Neden böylesine 'tuhaf' hale geldiğini bilmediğimiz, asla da bilemeyeceğimiz Erdal'ın daha önce de buraya gelerek çocuklara 'hayrına' müzik dersi verdiğini öğreniriz..
(Ha bu arada, benim 'tuhaf' olarak nitelediğim bu davranış biçimi, yazar / oyuncuya göre belki de normaldir- bilemiyorum.)

Bu sebeple kendisine barış elçisi ünvanı verilmiş Erdal, şimdi de taraflar arasında arabuluculuk yaparak, kimsenin yapamadığını gerçekleştirmeye, bu iç savaşı bitirmeye -kendi kendine- aday olur..

Savaşan taraflarla görüşerek barış sağlamaya niyet eden; lâkin -korkudan olsa gerek- otel odasından dışarı çıkmayan, şarap içip müzik söyleyen ve dinleyen, arada sırada da masasındaki zavallı daktilonun tuşlarına rastgele basarak yazı yazdığını sanan bu adamın -biz masum seyirciler dışında- kahrını çeken iki de kadın vardır..
Biri eski arkadaşıdır ki, dışarıda olan bitenlerin bir kısmını ondan öğrenmektedir; diğeri de sonradan sevgilisi olacak olan, otel görevlisi bir kadın..


Her şeyden önce, benim pek anlam veremediğim bir durum var bu işte..
Kendi öz ülkesinde yaşanmamış savaş, terör, zulüm, işkence, en hakikisinden dram, en ağırından trajedi kalmamış bir yazar, tüm bunları bir kenarda bırakıp da neden -adeta İsviçre'de yaşarcasına bir gönül rahatlığıyla-  Beyrut'ta yaşanmış bir iç savaşa, hem de en 'suya sabuna dokunmaz' bir biçimde- bakmayı tercih eder ki?.
Hadi diyelim ki 'prodüksiyon yetersizdi', savaşı gösteremedin; daha oyununun adında iddia ettiğin o 'Yaşanmış En Büyük Aşk' neredeydi peki?.

Neden ve ne anlattığı meçhul, kötü yazılmış bir metnin nasıl anlatıldığı, daha da felaket..
Oyun sırasında devamlı içilen şaraptan olsa gerek, unutulan ya da yanlış söylenen replikler mi istersiniz; ufacık salona, kulakları sağır edebilecek şiddette boca edilen, anlamsız, işlevsiz 'Lübnan kaynaklı' müzikler mi?.

Öte yandan, biraz da 'süre dolsun' amacıyla oyuna monte edildiği izlenimi bırakan, bizzat oyuncuların bağlama eşliğinde icra ettiği 'Türkiye kaynaklı' türküler vardı ki; bu da oyunun -o sırada rol kesilmediği için olsa gerek- en rahat seyredilebilen ve en az iç sıkıntısı hissedilen bölümleri oluyordu..


Oyunu izlemek için..


4 yorum:

proje imalat Merkezi dedi ki...

Sevgili Serteli!
Iyi yorum kotu yorum ayirmaksizin oyuna gosterdiginiz alaka icin önce tesekkur ederim. Sonrasinda ise "en büyük Aşk"ne oldugu seyircinin algısına bırakılmıştır. Belki kataketlerin sectikleri bir objeye belki hayale belki de bir adama/kadına. Bu büyük bir idda fakat seyircinin algisina birakildi. Diger taraftan aksilik yasadigimizi belirtmistik bu da sahne'nin azizligine ugramamizdi. hayal perdemizde size goruntu yansitamadik mesela sahne oyuna 2 saat onceden projeksiyon bulamadiklarini belirttiler gibi gibi... bu seyirciyi tabiki ilgilendirmiyor fakat katildigim noktalar olsada katilmadigimda bir hayli cumle var. Ancak kotu yorum bizim icin kamçıdır. Alakanıza teşekkurler bir kez daha.

numan s. dedi ki...

her ne kadar haklı da olsam :) yaptığım -oldukça ağır- eleştiriyi tolere ederek verdiğiniz bu nazik yanıt benim için çok değerli..
ben de size teşekkür ediyorum..
gelecekte sunacağınız daha iyi projelerinizi övmek ümidiyle..

Anıl Akiş dedi ki...

Harika bir oyun, sayenizde izleme fırsatı buldum. Çok teşekkürler. Tiyatro Kursu İzmir

Söz Konusu Sanat dedi ki...

Maalesef ki çok geç haberim oldu. Ancak bundan sonra sürekli sitenizde takipteyim, iyi çalışmalar. Tiyatro Kursu İzmir / Tiyatro Dersi İzmir

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...