5.05.2016

The Other Side of the Door / Kapının Diğer Tarafı



The Other Side of the Door / Kapının Diğer Tarafı, sessiz sakin bir hayat yaşayan ailenin trajik bir kaza sonucu genç oğullarını kaybetmesinin hikayesi.

Bir türlü teselli bulamayan anne, kaybettiği oğlunu geri getirecek bir ritüel olduğunu keşfeder ve ona son kez veda edebilmek ister.

Bunun için eski bir tapınağa gider, bu tapınağın kapısı iki dünya arasındaki geçiş olarak kullanılmaktadır.
Ama kadın, kapıyı ritüel bitmeden açmaması gerektiği uyarılarına uymamıştır ve sonucunda ölüm ve yaşam arasındaki dengeyi bozmuştur.

Yaşam ve ölüm arasındaki ince çizgi, yazar-yönetmen Johannes Roberts’ı uzun zamandır büyülüyordu.
Kendisi, kapının diğer tarafında yaşamış “ruh” kavramını hisseder ve araştırmaya koyulur.
“Yasaklanmış şeylerle ilgili hikayeleri seviyorum. Çatı katına çıkma, gece yarısından sonra yaratıkları (Gremlin) besleme - neyin ne zaman nerede olacağını merak ediyorsunuz. ”



STORAGE 24’ün elinden çıkan filmin Hindistan’da bulunan Medient Stüdyoları ile ortak finanse edilmesi, Roberts’ın filmini Hindistan’da çekmek istemesine sebep olur ve Hint kültürünü araştırmaya başlar.

Robert terk edilmiş bir Hint kasabası olan Bhangarh’da geceleri ziyaret edilmemesi istenen bir tapınak olduğu duyumunu alır.
Bu ona ilham kaynağı olur.
“Kapıda uyarılma hissi ve gün batımından sonra ölülerin yürüdüğü bir kasaba fikri çok hoşuma gitti” diyor Roberts.
Bu sırada partneri Ernest Riera ile senaryo çalışmalarına başlıyor.


“Johannes bana, çocuğunu kaybetmiş ancak onunla bir tapınağın kapısı vasıtası ile konuşan bir anne fikri ile bana geldi.” diyor Riera. “Aylarca geçen peçetelere ve kahve kağıdına yapılan karalamalar sonunda özel birşey oluşacağına emindim.”

“Korkularımla yüzleşmeyi, günlük yaşantıdan kaçmayı ve tecrübe etmeyi seviyorum” diyor, bir zor ölüm tarzı hayranı olarak Roberts.
Riera ve Roberts senaryoyu yazarken, kendilerini bir anda kendi hayalet hikayesinin içine çekilirken bulmuşlar.
“Yazmak bir korku filmi gibi. Yazmaya başlarken saplantı haline getirdiğimiz hikaye bitirdiğimizde bizi esiri altına almıştı” diye ekliyor Roberts.



Roberts Hindistan’a gitmeden önce seyircilerinin bu tarzı başka bir kültürün objektifinden görmesini istiyordu.
“Mumbai’yi ziyaret ettikten sonra, etkileyici ve karanlık bir şehir keşfettim. Bu rahatlatıcı olmayan ‘Marigold Oteli’ versiyonu gibiydi. Bu fikir çok hoşuma gitti” diyor Roberts.

“Film setimizin uzak bir ülkede ve farklı bir mekanda olmasını istedik” diye ekliyor Riera.



AİLE

Filmin en önemli ve merkez karakteri Maria, güçlü ve hoş bir kadın. Her istediğine, hatta sadık bir kocaya ve iki çocuğa sahip, ideal Amerikan orta sınıf kadınını temsil ediyor.

“Maria her şeyden öte çocuklarını çok seven ve onlar için her şeyi göze alabilecek bir anne.” diyor Riera.
“Lüx bir evde, egzotik bir hayat yaşıyor ancak oğlunu kaybetmesi her şeyi değiştiriyor.”



Bu yıkıcı olaylardan önce, iş Maria’nın kocası Michael’ı Hindistan’a getirir.
Çift burayı çok severler ve bir aile kurmaya karar verirler.

Micheal’ı canlandıran Jeremy Sisto, çiftlerin ülke dışında yaşamaları ile ilgili bir araştırma yaparlar.
“Sarah ile kendininkinden tamamen farklı bir kültürde yaşamayı seçmenin ne demek olduğunu çok fazla tartıştık”






Hiç yorum yok:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...