4.05.2016

Zoolander



Erkek modeller Derek (Ben Stiller) ve Hansel’ı (Owen Wilson) son gördüğümüzde çocuklar için açtıkları merkezin ve parmaklıklar arkasındaki Mugatu’nun (Will Ferrell) maceralarının keyfini çıkarıyorlardı.
Sonrasında beklenmeyen bir felaket, bu merkezi vurmuş ve ikilinin inzivaya çekilerek dünyayla ilişkilerini kesmelerine neden olmuştu.

İki model de antik ve gizemli şehir Roma’daki büyük bir dünya moda olayında görev almak üzere özel bir davet aldıklarında eski ihtişama ve medeniyete dönmenin cazibesine karşı koyamazlar.
Roma’ya vardıklarında Derek ve Hansel, yeni moda imparatorluğunun ardındaki tuhaf ve eksantrik tasarımcılarla tanışırlar.
İkili bir zamanlar bildikleri moda dünyasının inanılmaz bir biçimde değiştiğini, kendilerini de tuhaf bir şekilde çekerek tekrar spot ışıklarının altına sürüklediğini fark ederler.

Bu yeni ve garip, bloglar ve video bloglardan oluşan moda karşıtı dünyaya uyum sağlamaya çalışırken, durdurulmazsa moda dünyasının saygınlığını ve yeniden ünlü olma umutlarını sonsuza dek yok edecek ölümcül bir planı durdurmaya yardım etmekle görevlendirilirler.
MODAYI KURTARMA gücüne sadece Derek ve Hansel sahiptir.

Paramount Pictures sunar: bir Red Hour / Scott Rudin Yapımı— ZOOLANDER 2.
Filmin yönetmeni Ben Stiller, senaryo yazarları Justin Theroux ve Ben Stiller & John Hamburg ve Nicholas Stoller.
Stiller, Owen Wilson, ve Will Ferrell, ilk filmdeki rollerini tekrarladılar. Penélope Cruz ve Kristen Wiig yıldızlarla dolu oyuncu kadrosuna katıldılar.
Filmin yapımcıları Stiller, Stuart Cornfeld, Scott Rudin, Clayton Townsend, ve Jeff Mann.
Görüntü yönetmeni Dan Mindel.
Yapım tasarımcı Jeff Mann.
Kostüm tasarımcı Leesa Evans.
Filmin editörü Greg Hayden.

FİLM HAKKINDA: BLUE STEEL’İN DÖNÜŞÜ

Kendine özgü bakışı moda dünyasını ve izleyicileri kalplerinden yakalamış ve kültürel sözlüğün bir parçası haline dönmüştür. Hashtag’lerin varlığından önceki bir hashtag.

Drake Sather ile Ben Stiller’ın fikri olan ilk konsept, 1996 VH1 Moda Ödülleri için yapılan bir skeç olarak ortaya çıkmış.
Fikir, bir moda çekiminin ve o dünyada yer alan efsanevi karakterlerinin kamera arkasına bakış olarak işlenmiş.

“Drake, erkek model olmak isteyip istemediğimi sordu. Saçma olduğunu düşündüm. Onun yapmak istediği de buydu.” diyor Stiller.

“Drake modayı çok sevdi ve inanılmaz zeki ve korkusuz bir komedi düşünürüydü. Sonunda iki yıl üst üste yaptık.”
Skeç o kadar iyi tepkiler almış ki sinema filmi yapılması fikri üzerine araştırmalara başlanmış.

Derek ve Hansel’in beyaz perdeye dönüş yolu, uzun, virajlı, 15 yıl süren ve birkaç kez vücut bulan bir yol olmuş.

Yazar/yönetmen/oyuncu Stiller şöyle anlatıyor; “Filmin yapımı uzun zaman aldı. Muhtemelen filmin çıkışından bir yıl sonra devam filmi yapardık. Ama ilk filmi izlemek için kimse sinemaya gelmedi. Bu yüzden kimse yapmak istemedi.”

Eylül 2001’de, 11 Eylül sonrasındaki üzüntülü bir dönemde vizyona giren ilk filmin gişe hasılatı başarısız olmuş.
Ama DVD’nin çıkışıyla birlikte film yeni hayran kitleleri bulmuş ve zaman içinde kült klasikler arasına girmiştir.
Filmde rol alan ve serinin bu bölümünde yazar olarak görev alan Justin Theroux şunları söylüyor; “Film, elden ele dolaşan ve yeraltı stüdyo filmi gibi düşünülen bir şey oldu. Adeta eski bir plak bulmak gibiydi. İzleyiciler filmi kendi özel keşifleri gibi gördüler ve sahiplendiler.”

Filmdeki karakterler ve absürt deyişler izleyicilerle bağ kurdu ve ortak kültürel paydanın bir parçası oldu.
Sosyal medyanın ve çok sayıdaki platformunun doğuşuyla birlikte deyişler hashtag’lere ve esprilere dönüştü ve tüm dünyadan yeniden yaratıldı.
Owen Wilson şöyle anlatıyor; “Yıllar içinde ister Avrupa olsun, ister Meksika veya Güney Amerika olsun beni gittiğim her yere takip eden kült karşısında çok şaşırdım. İnsanlar bana gelip benim karakterim olmayan Blue Steel bakışımı yapmamı istiyorlar. Komedilerin her zaman kültürler arası tercüme edilmesi gerekmiyor. Ama Derek ve Hansel karakterleri, insanların takdir ettiği bir saçmalık düzeyine sahipler.”

Sonraki 15 yılda bir devam filmi beklentisi çeşitli noktalarda devreye girmiş.
Bu arada Stiller çok sayıda saygın yazarla çalışmış. Aralarında ilk ortağı John Hamburg, yazar/yönetmen Nicholas Stoller ve Stiller’ın Tropic Thunder’da birlikte çalıştığı Justin Theroux da bulunuyor.
Stiller şunları söylüyor; “Bir süre sonra hiçbir zaman yapmayacağımıza ikna olmuştum. Ama bir şekilde bir noktada bütün unsurlar bir araya geldi ve ‘Tamam, bunu gerçekten yapacağız’ dedim.”

Zoolander devam filminin uzun gebelik dönemi Stiller ve yaratıcı ekibine hikayeyi ve karakterleri, izleyicilerin ilk başta bağ kurdukları hallerine övgüler sunacak şekilde geliştirme fırsatı vermiş.
Stiller şöyle söylüyor; “İlk filmi ve onu sevenlerin beklentilerini yaşatmaya çalışacak bir film yapmak istedik. Filmi o kadar çok seven insan olduğu için çok şanslı hissediyorum ve onları yüzüstü bırakmak istemiyorum.”



DEREK, HANSEL VE MUGATU HALA ÇOK HOŞLAR: MÜKEMMEL ÜÇLÜNÜN DÖNÜŞÜ

Geliştirme sürecinde her yeniden yaratıda, Derek, Hansel ve Mugatu üçlüsünün dönüşü sarsılmaz, sürekli ve her zaman hikayenin odağı olmuş.
 Moda sektörünün erkek modellerininki gibi frapan bir dünyada çalışırken filmi gerçekçi kılan karakterlerin gücüdür ve Stiller da merkezdeki üçlünün dönüşünün en önemli unsur olduğunu biliyordu. Stiller şöyle söylüyor; “Günün sonunda insanlar karakterlerle bağ kuruyor. Biri bana Zoolander’ı sevdiğini söylediğinde bunun anlamı karakterleri ve Derek, Hansel ve Mugatu’yu sevdiğini anlatır. Çünkü filmi film yapan onlardır.”

Stiller için böyle uzun bir aradan sonra tekrar Derek’in (zengin) karakterine bürünmek biraz zor olmuş.
Şöyle anlatıyor; “Derek çok benzersiz bir kişilik. Çok samimi ve kendine inanılmaz değer veriyor. Hepsi çok saf ve masum bir yerden geliyor. Doğru yaptığımdan emin olmak için ilk filmi tekrar izledim. Birkaç hafta sonra daha doğal gelmeye başladı ve sonra eğlenceli oldu.”

Pop kültürün tek isimli ikonlarının prestijli sıralarından birinde yer alan Owen Wilson’ın Hansel’i kitleleri hayran bırakan bohem rock yıldızını kusursuz yakalıyor.
Wilson şunları söylüyor; “Yıllar içinde bazı iyi karakterleri oynama şansına sahip oldum. Hansel’in de Madonna ve Sting gibi isimler tarafından biliniyor olması ne kadar unutulmaz bir karakter olduğunu yansıtıyor.”

Stiller şunları söylüyor; “Owen, eşsiz bir mizah karakteri ve onun büyük bir hayranıyım. Çok belirgin bir hassasiyete sahip ve bir alanda doğaçlama yaparken rahat hissediyor ve size hayal edemediğiniz şeyler sunuyor. Ayrıca karakteri gibi inanılmaz yakışıklı biri. Hansel’i nasıl canlandıracağını hatırlamasını izlemek benim için keyifliydi. İlk hafta çöle bakan bire yerde bulunduğu bir sahneyi çekiyordu ve Hansel’in dudak büzme hareketini buldu ve bir daha da bırakmadı.”

Gölgesinden bile tanınacak kadar ikonik bir karakter olan Jacobim Mugatu, sinema tarihinin en saygın ve en çok hakarete uğratmış kötü karakterlerinden bazılarının yanında yer alır.
Şaşırtıcı kıyafetler, küçük köpekler, latte püskürtmeleri gibi kötü özellikleri ve şu anda hoş olan kişiyi belirleme yeteneğiyle Mugatu gerçekten benzersiz bir karakterdir.
 Orijinal film sırasında yeni bir oyuncu olan komedyen Will Ferrell böylesi absürt bir karakteri sıfırdan yaratma fırsatını kabul etmiş.
Ferrell şunları söylüyor; “Moda dünyasındaki bütün bu karakterler çok eğlenceli çünkü çok verimli bir alan. Mugatu benim için önemli bir karakter çünkü ilk kez insanlarda iz bırakan büyük bir karakteri canlandırma fırsatını yakalamıştım.”

Stiller da şunları söylüyor; “Will, şu anda yaşayan en komik insan olabilir. Çok komik biri. Mizahının ve karakterlerinin komik olduğu kadar aslında tanıyabileceğiniz en gerçekçi insandır. Hatta bazen kendisiyken bir karakteri, sıradan Will Ferrell karakterini canlandırdığını düşünürsünüz.”

Ferrell için kötü peruğu 15 yıl kadar sonra tekrar takmak ilginç bir deneyim olmuş.
Şunları söylüyor; “Başta karaktere ve kıyafetlere yeniden bürünmek tuhaftı. Sonra artık tuhaf gelmemesi tuhaf geldi. Mugatu’nun ne kadar yoğun olduğunu unutmuştum. O hiçbir zaman sakin değildir. Her zaman birine bağırır çünkü hiçbir şey doğru değildir. Ama bunlar canlandırması çok eğlenceli özellikler.”

Monitörlerin ardında ön sırada oturan Stiller, Mugatu’nun hayata dönüşüne şaşkınlıkla tanık olmuş: “İlk filmden sonra birlikte çalışmadık. Bu yüzden yeniden karaktere bürünmesini izlemek çok eğlenceliydi. İlk gün Todd (Nathan Lee Graham’ın canlandırdığı) ile birlikte oynadı ve sanki aradan hiç zaman geçmemiş gibiydi. Karakterini canlandırmasını saatlerce izleyebilirdim. İlk çekimden itibaren çok gülüyordum.”



YARDIMCI KARAKTERLER: OYUNCU KADROSUNU YENİ VE ESKİ BİR ŞEYLERLE TAMAMLAMAK (AMA O ŞEYLER HALA İYİ GÖRÜNÜYOR)

İzleyiciler Zoolander dünyasını son bıraktıklarında, Derek ve Hansel yeni açılan “Okuyamayan ve Başka Şeyleri de Yapmayı Öğrenmek İsteyen Çocuklar İçin Derek Zoolander Merkezi”ni kutluyorlardı ve Mugatu parmaklıklar ardındaydı.
O zamandan bu yana çok kötü bir felaket yaşandığını ve Derek ile Hansel’in kırmızı halından, paparazzilerin flaşlarından ve podyumlardan çok uzakta, yalnız yaşamalarına neden olduğunu kısa sürede anlıyoruz.
Derek her şeyi kaybettikten sonra keşiş yengeç olarak yalnız bir hayat sürdürmeye yemin eder.
Yüzünde bir iz kalan ve maske giyen Derek de çölde kilden bir kulübede yaşar.
Yıllar süren inzivadan sonra ikisi de yakında Alexanya Atoz (Kristen Wig) tarafından ev sahipliği yapılacak olan büyük moda organizasyonuna katılmaları için hiç beklemedikleri bir davet alır.
Eski ihtişama dönmenin cazibesini reddedemeyen ikili ayrı ayrı teklifi kabul eder ve Roma’ya doğru yola çıkar.

Roma’ya vardıklarında Derek ve Hansel, bir zamanlar bildikleri dünyanın artık olmadığını hemen fark ederler.
Özel kıyafetler, podyum yürüyüşleri geçmişte kalmıştır.
Sektör artık video blogları olan, twitler atan ve ironik biçimde modadan nefret etmekten hoşlanan blog yazarları, internet ünlüleri tarafından yönetilmektedir.
Derek ve Hansel,  bazılarının dediği gibi Steve Jobs sonrası dünyada sosyal medya ve teknoloji partisine geç kalmışlardır.
Stiller şöyle anlatıyor; “İlk filmdeki esprilerimizden biri Derek’in inanılmaz küçük telefonuydu ve tabii ki şimdi bunun tam tersi. Sosyal medya yüzünden dünya değişti ve herkesin ekranlarına yapışık olması gerçeğini yadsımak çok zor.”

Yapımcı ve yapım tasarımcı Jeff Mann şunları söylüyor; “İşlerin ne kadar radikal bir şekilde değiştiğini fark etmelerinde biraz moda dünyasındaki buzları çözülmüş mağara adamı yaklaşımı var. Anti-moda moda olmuş ve çabalamamak ödüllendiriliyor, bu yüzden eskiden onlar için önemli olan bazı şeyler artık yok.”

Roma’ya gelmelerinden kısa bir süre sonra Derek ve Hansel’e, Interpol’ün Küresel Moda Bölümü’nde çalışan güzel, özel ajan Valentina Valencia ulaşır.
Pop starların öldürülmesiyle ilgili bir soruşturmayı çözmeye yardım etmeleri için onları görevlendirir.
Bütün cinayetlerde, olayı çözecek tek bir ortak, göz kamaştırıcı özellik bulunmaktadır.
Ölüm anlarında MAVİ ÇELİK bakışıyla çekilmiş bir öz çekim. Bu bakışı yorumlayabilecek tek bir kişi olduğuna inanan Valentia ve ortağı moda dünyasının içine sızarak davayı çözmek üzere Derek’ten yardım ister.

Stiller şöyle anlatıyor; “Valentia inanılmaz güzel, seksi bir Latin polis memuru. Seksapelini kullanır ama sadece iş için. Tek istediği bu pop starları kimin öldürdüğünü çözmektir.”

Yazım süreci boyunca Stiller’ın akıllı ve süper seksi dedektif rolü için aklında tek bir oyuncu varmış; kıyaslanamaz Penelope Cruz.
“Başından beri hep Penelope vardı. Yazarken onun kendi aksanıyla replikleri söylediğini hayal etmek hoşuma gitti. Aradığım ilk oyunculardan biriydi ve hemen kabul etti. Çok mutlu oldum çünkü başkasının oynamasını gözümde canlandıramıyordum.”

Cruz şunları söylüyor; “Ben’den bir telefon aldım ve Zoolander’dan söz ettiğinde ona ciddi olup olmadığını sordum. Çünkü ilk filmi çok sevmiştim. Beni bu projenin bir parçası yapmak istediği için gerçekten heyecan duydum.”

Cruz, Valentina’nın şaşırtıcı karmaşıklığına çekilmiş.
“Bu karakteri sevdim çünkü birçok rengi ve yüzü var. Akıllı ve verimli biri ama aynı zamanda içinde uyumsuz bir yanı da var. Başından beri o uyumsuz yanın ne olduğunu ve Derek’e paralel bir şekilde nasıl tuhaf biri olduğunu bulmam gerekiyordu.”

Bazı senaryoların ve şartların absürtlüğüne rağmen Penelope karaktere inanılmaz bir dikkat ve önemle yaklaşmış.
Bu da Derek’in kaygısız ve akılsız doğasını tamamlamış.
Stiller şunları söylüyor; “Penelope, Valentina’nın geçmiş hikayesine, nereden geldiğine gerçekten önem verdi ve çok ciddiye aldı. Kendine sürekli Valentina bu sahnede ne düşünürdü, Derek’le nasıl bağ kurardı diye sordu. Bu çok hoşuma gitti. Çünkü absürt bir filmde oyuncu ne kadar ciddiye alırsa izleyici de filmin gerçekliğine o kadar benimser.”

Zoolander’ın şaşırtıcı dünyası izleyicilerin tuhaflıkları yüzünden sevdiği ve kucak açtığı ikonik karakterler yaratmıştı.
Ne kadar şaşırtıcı ve efsanevi olursa o kadar iyidir.
Stiller ve ekibi orijinal karakterlerin ruhunu ve hevesini sürdürürken bir yandan da öncülerine eş değer yenilerini yaratmayı planlamışlar.
Stiller şunları söylüyor; “İlk filmde çok risk aldık ve bazı esprilere ve bu gerçekliğe çok güvendik. Bu filmde de en az eskisi kadar çok risk almaya karar verdik. Bu dünyada var olabilecek yeni karakterler yaratmayı planladık ve eskilerle yeniler arasındaki doğru dengeyi korumaya çalışamaya devam ettik.”

Mugatu, parmaklıklar ardındayken moda dünyası lidersiz kalmış. Moda ikonlarından oluşan bir millet, kendileri için neyin tarz olduğuna kendileri karar vermek zorunda kalmış.
Neyse ki boşluk, modanın yeni kraliçesi, eşsiz Alexanya Atoz tarafından epik oranlarda doldurulmuş.
Öyle çok sevilen ve saygı duyulan bir moda ikonu olan ve yürümek yerine adeta süzülen (yürümek çok sıradan) Alexanya, modayla ilgili her şeyi; hangi trendlerin takip edileceğini, hangi modellerin giyileceğini dikte eder ve güzellik için son standartları belirler.
Derek ve Hansel, Alexanya tarafından kendi himayesinde Don Atari’nin yeni şovunda yer almaya davet edildiklerinde bu davetin büyüklüğü kendilerine hissettirilir ve podyuma büyük dönüşlerini yapmaları için hazırlanırlar.

Abartılı bir tasarıma sahip olan Alexanya Atoz, yürüyen bir sanat donanımıdır.
Alexanya sadece kıyafet giymez. Görünüşünün her yönünü dikkatle yaratır ve bir açıklama yapmak için her fırsatı kullanır.
Her an sonsuz güzellik arayışında olan Atoz, yaşlanma sürecini tersine çevirmek için her türlü çabayı göstermiştir ve sonuç, toplumun gençlik ve estetik operasyon takıntısına onay veren şişirilmiş, enjekte edilmiş, gerilmiş ve bronzlaştırılmış bir yüz olmuş.
Justin Theroux şöyle söylüyor, ”Alexanya sonsuz gençlik ve güzellik arayışında bir plastik cerrahi felaketi. O kadar fazla enjeksiyon ve Botoks yapılmış ki konuşmakta zorlanıyor.”

Rol için ünlü oyuncu ve Saturday Night Live’dan Kristen Wiig seçilmiş ve karakteri tanımlamak için Alexanya’nın fiziki tuhaflıklarını kullanmış.
Şunları söylüyor; “Daha önce hiç böyle birini canlandırmamıştım. Bir tür kötü kraliçe gibi. Senaryo karakteri fiziki olarak konuşmasını engelleyecek derecede aşırı estetik operasyonu geçirmiş biri olarak tarif ediyor. Diyalogları fonetik olarak yazılmıştı. Ben sanki Rus aksanıymış gibi okudum ve sonunda sözcükleri doğru telaffuz edip etmediğini umursamadığı görüşünü benimsedik.”

Alexanya’nın aşırı görünümünü yaratmak için ünlü makyaj sanatçısı Mark Coulier ve ekibi, uzun zaman alan bir süreçte protez uzantılar kullanarak çılgınca benzersiz bir görünüm yaratmışlar.
Abartılı peruğu, saçları ve karmaşık gardırobuyla bu süreç dört saate kadar uzamış.
Wiig şöyle diyor; “Bir süre meditasyon yapmanız gerekiyor. Daha önce hiç böyle protezler takmamıştım. İnanılmaz. Çok tuhaf, aynada kendine bakıp gözlerini görüyorsun ama senin yüzün değil.

Dönüşüm inanılmaz olmuş.
Stiller şöyle anlatıyor; “Makyajının yapılmasını ve bunun ona ilham verişini izlemek çok keyifliydi. Süreç tamamlandıktan sonra karaktere büründü ve tırnak uçlarına kadar oynadı, parmaklarıyla rol yapmaya başladı. Gördüğüm en başarılı parmak çalışmalarından biriydi.”

Wiig şunları söylüyor: “Yüzünde ve parmaklarında çok iş var. Uzun tırnakları çok sevdim. Bana çok fazla pençe hareketini hatırlattı ve daha kötü olduğunu hissettirdi. Kostüm tasarımcı Leesa Evans, en çılgın, en detaylı, güzel, tuhaf ve ürkütücü kostümleri buldu. Bu yüzden yüzü, perukları, tırnakları ve kostümü inanılmazdı. Çok eğlenceliydi.”

Wiig’in rol arkadaşları performansından ve karakteri benzersiz yorumlamasından çok etkilenmiş.
Oyuncu Will Ferrell şunları söylüyor; “Kristen muhteşem, seçme, garip ama olağanüstü tercihler yapıyor ve günümüzde çalışan komedyenler arasında kesinlikle favorilerimden biri. Bu karakteri, bu bir tür kedi kadını yarattı ve söylediklerinden tek kelime anlamıyorsunuz. Aynı zamanda komik, güzel, seçkin ve acayip biri.”

Wiig ve Ferrell, sahnede özel bir anı paylaşıyorlar. Kesinlikle beyazperdedeki yılın en unutulmaz öpüşmelerinden biri olarak hatırlanacak.
O gün, Stiller, öpücükle ilgili çok az talimat vermiş ve iki güçlü komedyenin ne kadar ileri gittiğine şaşırmış.
 Wiig gülerek şunları söylüyor; “Önceden nasıl yapacağımız hakkında konuyu biraz konuştuk. Ona genel olarak ‘İstediğini yap. Yala geç, çünkü bu benim gerçek cildim değil dedim. Ben’in ne yapacağımızı fark ettiğini sanmıyorum çünkü ilk seferinden sonra biraz şaşkın görünüyordu. Gerçekten yaptık.”

Stiller şöyle anlatıyor; “Onlara hiçbir talimat vermedim. Will ve Kristin’in birbirlerine güveni çok fazla tanıdığım en komik insanlar. Yaptıkları da gördüğüm en çılgınca şeylerden biriydi. Filmdeki en komik anlardan biri.”

Derek ve Hansel, Roma’ya geldiklerinde modanın ve genel olarak dünyanın ne kadar değiştiğini fark etmeye başlıyorlar.
Anlamadıkları bir dünyaya, hashtaglerle, Twitlerle, vloglarla dolu bir dünyaya dönüyorlar.
Güzellik yarışmaları, özel görünümler ve en küçük çabaları kutlanan tasarımcılar yok.
Modanın en popüler tasarımcısı Don Atari (Kyle Mooney) saygın bir hipster ve şehirli, havalı çocuk olma özentisi, modanın yeni çocuğu. Atari, banalliği sanatsal bir ifade olarak öne çıkararak ve geleneksel moda standartlarını eleştirerek kendine bir isim yapmış.
Modanın yaramaz çocuğu olan Atari güzelliğin çirkin, havalı olmamanın havalı ve gerçekten hoş olmayanın çok hoş olduğunu ilan etmiş.
Yapımcı Jeff Mann şöyle anlatıyor; “Don Atari aynı cümlede hem cesaretlendirip hem de kovabilir. Kötü olan güzeldir çünkü berbattır. Derek ve Hansel için Don Atari’nin konuşmasını duymak kendi sözlerini iptal eden ifadeleriyle bir tenis maçına benziyor.”

Saturday Night Live’dan gelenler listesinde ayrıca son derece ikonik karakteri canlandırmak üzere gelen komedyen Kyle Mooney bulunuyor.
Projenin bir parçası olduğu için heyecan duyan Mooney, karakterin şaşma ve aşırı doğasını sevmiş.
“Don Atari modern, popüler kültürü, hipsterların en kötüsünü temsil ediyor. Karşıt ifadeler ve referanslarla kendiyle sürekli zıt düşüyor. Abartıda çok fazla eğlence var.”

Stiller, Mooney’nin karaktere kattığı enerjiden çok memnun. Zoolander dünyasına büyük bir katkısı olmuş. “Kyle genç bir yetenek. Çok fazla film yapmamış. Son derece eşsiz ve kendine has titreşimi ve enerjisi var. Onu bu ortama koymak ve yeni bir yüze ve bakış açısına sahip olmak eğlenceliydi.”

Derek’in saklanmaktan vazgeçme kararının bir nedeni de uzun zamandır kaybettiği oğlu Derek Jr’la yeninden bir araya gelmekti.
Derek’in keşiş yengeç olarak inzivaya çekilmesinden beri bir İtalyan yetimhanesinde yaşamaktaymış.
Derek, oğlunun dünyanın en önemli erkek modelinin çocuğu olarak kendi özelliklerini taşımamasına şaşırıyor.
Gerçekten inanılmaz yakışıklı, Derek Zoolander tarzı saçları olan bir çocuk bulmayı beklerken yüz ifadesini çalışmak yerine kitap okuyan ve karın kaslarını üstün bir özellik olarak saymayan bir çocuk buluyor.
Stiller, Derek Jr rolü için genç oyuncu Cyrus Arnold’ı bulmuş. Cyrus, Zoolander’ın garip ve saçma dünyasına katılacağı için çok heyecanlanmış.

“Gerçekten güçlü bir oyuncu olan ve çok akıllı ve normal biri olduğu için Derek ile Hansel’in karşısında çok sağlam durabilecek bir çocuk bulmak istedim. Cyrus çok akıllı bir çocuk. Doğal bir mizah anlayışına sahip. Bir sahneye kendini tam olarak vereceğine her zaman güvenirim.”

Moda dünyasına saygılarını sunan ünlü oyuncularıyla film adeta moda dünyasının kim kimdir listesini oluşturuyor.
İlk filmdeki kendilerine görevli olarak katılımlarından biraz farklı olarak devam filminde modanın gerçek dünyasından hevesli, esprilere hazır ve filmde yer almaya istekli hayranlar bulunmuş.
Stiller şunları söylüyor; “Film artık moda dünyasının bilincinde yaşıyor. Biz de bu kez filmde yer almaya hevesli insanları bulduk. Bu çok güzel çünkü onlar da büyük oranda hikayenin bir parçası oldular. Bence saçma bir komedi filmi olmasına rağmen bu filme bir gerçeklik katıyor. Bu keşişime sahip olmak gerçekten heyecan verici.”



PARİS DUYURUSU: DEREK & HANSEL’İN PODYUMA BAŞARILI DÖNÜŞÜ

Modada bir dakika hoşsanız, sonrakinde hoş olmayabilirsiniz.
Popüler olursunuz, sonra değilsinizdir. Trendlerin bir göz açıp kapayıncaya kadar sürede gelip geçtiği, kısa dikkat aralığı ve ani iniş çıkışlarıyla moda sektörü gerçekten anda yaşar.
Tasarımcılar ve trendler ya zirveye çıkar ya da podyumda nasıl karşılandıklarına göre bir mevsimde bir köşeye çekilirler.

Uzun zamandır beklenen yapımın başlangıç tarihi belirlendiğinde dünyanın en büyük erkek modellerinin geri dönüşü, bekleyişe değen bir bildiriyle çağırılır.
15 yıllık boşluktan sonra (bir süper modelin son kullanma tarihinden çok uzun bir süre) yeninden lansman için podyumdan daha iyi bir yer neresi olurdu?
Gerçekle hayal arasındaki sınırı zorlayarak bir fikir oluşmuş, Derek ile Hansel’in dönüşleri Paris’teki moda haftasındaki büyük defilelerden birinde yürüyerek olmalıymış.
Olayı çok daha fazla gerçek üstü yapmak için medyaya, katılan izleyicilere ve defilede yer alan modellere haber verilmeyecekti.
Stiller şöyle açıklıyor; “Filmi, filmi ilan etmeden duyurmayı ve Derek ile Hansel’in sadece bir moda defilesinde görülmesini ve bu konuda hiçbir şey söylememelerinin daha ilginç olacağını düşündük. En azından o gün gelinceye kadar eğlenceli gibi göründü. Sonra ‘ne düşünüyorduk ki?... bu işin sonu kötü olabilir’ dedik.”

İşbirliği yapmak için, sahnesini paylaşmayı ve biraz eğlenmeyi isteyecek doğru tasarımcıyı bulmak çok önemliymiş.
Kendini çok ciddiye alan bir sektörde önemli bir rica.
“Gerçek moda defilesini almayı ve bizim de bir parçası olmamızı isteyecek bir ortak bulmalıydık. Bu da zor bir işti çünkü bu defileler son derece önemlidir ve onların dünyası için çok önemlidir. Sonunda Men’s Warehouse defilesinde falan yer alacağımızı düşündük. Çünkü bu tarz bir espri anlayışına kim gerçekten sahip olacaktı ki?”

Yaratıcı ve kültürel açıdan bir markaya uyması ve aynı zamanda Moda Haftası’nın zamanlaması gibi çeşitli ön koşullarla birkaç seçenek düşünülmüş.
Jeff Man şöyle açıklıyor; “Bizim dünyamızın absürt moda dünyasına büyük bir saygı göstermek arasındaki dengeyi sağlamak konusunda ciddiydik. Bizim için yaratıcı ve kültürel açıdan fırsatın zirvesi olması bizim için önemliydi. Çok belirli bir tarihi olan bir erkek defilesi arıyordu ve bir İtalyan markası olmasını istiyorduk.”

Sahnelerini paylaşmak isteyen moda evi, beklentilerinin ötesinde, en efsanevi ve ikonik moda evlerinden biri olan VALENTINO’dan başkası değilmiş.
Stiller’ın eski bir dostu olan Valentino’nun Dünya İletişim Müdürü Francesca Leoni, Paris’teki moda haftasında kadınlar defilesi sırasında katılım yapmak konusunda cesur bir öneride bulunmuş.
Gerçekten beklenmeyen ve görülmemiş bir şey.
Leoni şöyle söylüyor; “Maria Grazia ve Pierpaolo moda sektöründe çok saygın kişiler ve çok ciddi tasarımcılar olarak biliniyorlar. Koleksiyonları ve defileleri çok kusursuz olarak bilinir. Modeller, müzik ve kıyafetler önemlidir ve organizasyonun gösteri kısmı ikinci plandadır. Ben ile fikirleri görüşmek üzere oturduğumuzda bir saniye bile tereddüt etmediler ve biz de çok heyecanlandık.”

Orijinal filmin hayranları olan Valentino Yaratıcı Direktörleri Maria Grazia Chiuri ve Pierpaolo Piccioli genelde çok yoğun ve ciddi bir deneyim olan bir süreç sırasında biraz eğlenme fırsatını çok sevmiş.
Piccioli şunları anlatıyor; “Ben bize filmin lansmanını defilemizde yapma fikriyle geldiğinde çok heyecanlandık, çünkü Zoolander bizim geçmişimiz gibi, birlikte olan hikayemizin bir parçası gibi. Modayı ve ne kadar aşırı olabileceğini en iyi temsil eden film olduğunu söyleyebilirim.”

Chiuri gülerek şunları söylüyor; “Sanırım biz de bazen biraz Zoolander oluyoruz.”
İkili, bu tehlikeli girişim konusunda hiç tereddüt etmezken etrafındakiler o kadar emin değilmiş.
Chiuri şöyle anlatıyor; “Bazıları “Ne?! Siz delirdiniz mi? Marka imajı ve kıyafetleri bu kadar eğlenceli bir şeyle eşleştirmek tehlikeli olabilir.”

Piccioli şunları ekliyor; “Zoolander’ın defilede olması gerçekten yıkıcıydı. Moda, kendini çok ciddiye alır ama biz ciddi çalışıp gülebileceğinize çok emindik. Neden olmasın?”

Şaşırtma unsuru gerekliymiş. Bilginin 7/24 aktığı ve telefonu olan herkes tarafından anında paylaşılabildiği bir dünyanın gerçekliğiyle savaşarak, hazırlıklar ve taktikler, bir casus operasyonunu aratmamış.
Leoni şunları söylüyor; “Tamamen sırdı. Bu konuyu sadece ben, Maria Grazia, Pierpaolo ve CEO’ları Bay Sassi biliyorduk. Halkla ilişkiler müdürlerimin ve defilede yer alan modellerin hiçbiri bilmiyordu. Yapım sırasında sahte isimler kullandık. Kimse böyle bir şey yaptığımızı hayal edemezdi.”

Paris’e kılık değiştirerek gizlice uçan Stiller, Wilson ve küçük ekipleri mekana defileden üç saat önce getirilmiş ve defilenin sonuna kadar kimseye görünmeden bir çadırda saklanmışlar.
Moda dünyasının gözleri en saygın markalarından birinin yeni koleksiyonunu sergilemesini izlerken ışıklar karartılmış, müzik başlamış ve modeller podyumda ilerlemiş.
Tam finalden önce bütün modeller defilenin kapanışı için podyuma birlikte çıktığı sırada ışıklar karartılmış ve müzik değişmiş.
Stiller ve Wilson oval şekilli podyumun paralel kenarlarından yürürken izleyici tam bir şaşkınlık ve hayret yaşayarak kahkahalar alkışlamış.
Stiller şöyle anlatıyor; “Biz podyumda ilerlerken insanların bakıp neler olduğunu merak ettiğini hissettim. Telefonlar çıktı ve insanlar kıkırdamaya başladı. Sonra gülmeye başladılar ve biz podyumun ucuna vardığımızda insanlar ayakta alkışlıyorlardı.”

Valentino ekibi, deneyimi sahne arkasında izlemiş.
Piccoili şöyle anlatıyor; “İnsanlar önce sessizce oturdu. Bu adamları podyumda görmek çok garipti. Tepkiler tamamen şaşkınlıktı ve biz bunu sahne arkasında hissettik. Modanın bir özgürlük anı yaşaması gibiydi. Herkes gülmeye ve alkışlamaya başladı. Sanki kilisedeydiniz ve rahip gülmeye başlamıştı.”

Stiller şunları söylüyor; “Çıktığımızda birbirimize baktık ve ‘Az önce ne oldu?’ diyerek heyecanı hissettik. Sanki Super Bowl’un falan galibi olmuş gibiydik. Tek yaptığımız podyumun ucuna yürüyüp dönmekti.”

O ana başka bir boyut ekleyen ve biraz daha belirsizleşmesine neden olan Vine’in etkileyici kişilerinden Jerome Jarre’la koreografisi dikkatle hazırlanan etkileşim olmuş.
Derek, o gün podyumdan ayrılırken “spontane” olarak tüm dünyada görülen bir #özçekim için bir izleyicinin telefonunu kavramış ve Blue Steel’in geri döndüğünü resmen ilan etmiş.
Koreografisi yapılan anın işleyişi konusunda endişeli olan Stiller, organizasyondan önce dikkatle prova yapmış.
Şunları söylüyor; “Otelde tam anlamıyla prova yapıyordum. Omzunda bir paltoyla bir telefonu kavrıyor, paltoyu atıyor ve özçekim yapıyordum. Gerçekten de yetişkin bir adamın otel odasında yalnız yapacağı en saçma şeydi.”

Moda haftasının en çok konuşulan olayı internete düştükten sonra kısa sürede yılın en önemli moda anlarından biri olmuş.
Bu hareket 6 saat boyunca tüm dünyada trend olmuş ve 24 saat boyunca 2 milyon izlenim toplamış.
Jeff Mann şunları söylüyor; “O an çok güçlüydü. Salonun içinden ve dünyanın geri kalanından gelen tepki bir yıldırım gibiydi. Defilenin sonunda patlayan, sahne arkasındaki o küçük kabarcıkta olmak asla unutmayacağımız bir olay.”

ZOOLANDER DÜNYASINI ANTİK ROMA ŞEHRİNE GETİRMEK

İtalyan sinemasının ve Federico Fellini ve Vittorio De Sica gibi efsanevi film yapımcılarının hayranı olan Stiller, İtalya’nın yeni bölüm için zengin bir arka plan sunacağını düşünmüş.
“Ne zaman İtalya’ya gitsem insanlar benimle Zoolander hakkında konuşuyorlardı. Oradaki karakterlerle benzersiz bir bağ olduğunu düşündüm. Filmde böyle uluslararası bir arka plan olmasının farklı bir duygu vereceği fikri hoşuma gittim ve moda gerçekten küresel olduğu için mantıklı göründü.”

İtalya’nın moda merkezi olarak Milano düşünülse de filmin hikayesi ve yapım merkezi olarak Roma belirlenmiş.
Yapımcı Clayton Townsend şunları söylüyor; “Milano, Roma’nın bilinirliğinden daha klasik bir moda merkezi. Ama Valentino ve Fendi de dahil olmak üzere birkaç moda şirketinin merkezleri orada. Roma aynı zamanda son derece sinematik. Bu yüzden Roma’nın seçilmiş olması kusursuz biçimde haklı çıkarılıyordu.”

Zengin tarihi ve görsel peyzajıyla Roma, görsel estetiğe ve hikayeye kusursuz biçimde uymuş.
Yapım tasarımcı ve yapımcı Jeff Mann şunları söylüyor; “15 yıllık yokluktan sonra Roma’nın arka plan olarak en az büyük bir yeniden tanıtımın gerekliliği kadar önemli olduğunu düşündük. Daha büyük ve daha dünyeviydi ve yeniden ortaya çıkış için muhteşem bir arka plan olacaktı. Filmin hikayesini yoğun bir mitolojiye sahip. Bu yüzden burada bulduğumuz yoğun tarihle doğal olarak tamamlandığını düşündük.”

Çekimler 2015’in ilkbaharında dört aylık bir sürede, Amerikalılardan oluşan küçük bir grup ile İtalyan film sektörünün sunduğu en iyi sanatçılar ve ekipten oluşan yapım ekibiyle tamamlanmış.
Çekim mekanlarının listesi, Roma’nın en önemli tarihi yerlerinden bazılarının bulunduğu bir turistin dilek listesine benziyor: Forum, Panteon, Caracala Banyoları, Pallazo Venezia, MACRO Müzesi, Tiber Nehri, Pallazo dei Congressi ve efsanevi Cinecitta Stüdyoları.

Yapım Tasarımcı/Yapımcı Jeff Mann, setlere ve filmin görünüşüne olan yaklaşımıyla çıtayı son derece yükseltmiş.
Alexanya Atoz’un imparatorluğunun görkemli dışı için Pallazo della Civilta’nın benzersiz mimarisi, kriterlere mükemmel uymuş.
Faşist mimarinin ikonu olarak görülen bina, 1937’de Mussolini tarafından büyük Roma sanat eserlerini barındırma niyetiyle görevlendirilmiş.
Tamamen traverten mermerle kaplı olan muhteşem tasarım ve muazzam boyutlar kusursuz bir arka plan oluşturmuş.
Mann şöyle söylüyor; “Bina çok çarpıcı, sert ve aşırı ve görkemi kurgulamak için mükemmel. Bütün bu ortamlarda bir zevk düzeyi var.”

Görkemli dışıyla küçültülmeyen Roma’nın Pallazo dei Congressi binası, Atoz Evi’nin iç mekanı olarak kullanılmış.
Aslen 1942’de Dünya Fuarı için inşa edilmiş ama 2. Dünya Savaşı nedeniyle iptal edilmiş.
Geniş iç mekanı, Mann ve ekibinin Atoz’un detaylı tasarım odasını yaratmaları için ideal altyapıyı sağlamış.
 “Alexanya’nın yaratması ve içinde var olması için güçlü bir alan olacak, mozole tarzı bir şey yapmak istedik. O bir imparatoriçe.”

Peki her yaratıcı imparatoriçenin çalışma alanına ihtiyacı olan nedir? Moda imparatorluğunun üzerine tüneyeceği dev bir yuva. “Alexanya’nın bir yuvada büyük fikirlerini kuluçkaya yatırması fikrini sevdik.” diyerek gülüyor Mann.

Roma’nın sık ziyaret edilen turist bölgelerinden bazıları çekimlerde kullanılmış.
Pantheon, motosikletli bir grup nişancının ve dünyanın en büyük pop starlarından birinin de dahil olduğu geniş bir kovalama sahnesinin arka planı olmuş.
Caracalla Hamamı’nın zemini ve geniş yeraltı tünelleri birkaç sahnede kullanılmış.
En muazzam ve etkileyici arkeolojik alanlardan biri olan Caracalla Hamamı’nın zemini, Derek, Hansel ve Valentina’nın dünyanın en etkili kişiliklerini gizlice takip ettiği, gizemli, geniş tünellerine ve derinlere indikleri ve kurban odası olduğunu öğrendikleri yere doğru ilerledikleri, dünyanın en büyük moda olayı olan MuhteşBalo’ya dönüştürülmüş.



Caracalla hamamının asıl tünelleri içinde birkaç sahne çekilmiş olsa da ünlü Cinecitta Stüdyoları’nda hamamın kubbelerinden birinin muazzam bir rekreasyonu yapılmış.
1937’de Mussolini tarafından görevlendirilen efsanevi dış mekan, İtalyan sinemasının merkezi olarak görülür ve Fellini’nin şaheseri La Dolce Vita’da dahil olmak üzere İtalyan sinemasının en sinematik hazinelerinden bazılarına ev sahipliği yapmış.
Zoolander yapımı, aynı anda birkaç sahnede yer almış. Bunlardan biri de yapımın en geniş binalarından birine, kurban odasına ev sahipliği yapmış.
Clayton Townsend şöyle anlatıyor; “Bu en detaylı, en uzun süren ve hem antika hem de modern unsurlar taşıyan en fazla hareketli parçaya sahip olandı. Çok karmaşıktı ama sonunda çok hoş oldu.”

Moda dünyasına başarılı ve parlak bir büyük dönüş yapmayı uman Derek ve Hansel, o anda modanın en iyi tasarımcısı Don Atari’yi sergileyen Atoz Evi moda defilesinde oraya çıktıklarında her şeyin ne kadar değiştiğini ilk elden görürler.
Zengin katılımcıların zincirli parmaklıklardaki deliklerden geçerek, diz boyundaki çamurdan ilerleyerek gelmeleri gereken terk edilmiş bir tıbbi çöplükte gerçekleştirilen defile, tasarımcının anti-moda estetiğinin, kibirli ve #her neyse zaferinin duygusunu yakalamış.
Jeff Mann şunları söylüyor; “Bu öğeleri birleştirirken ve bir yandan modayla ilgili açık bir demeç verirken bu düzeyde bir absürtlüğü yaratmaktan keyif aldık. Amaç, her şeyin nasıl aşırı uçlarda var olduğunu ve ‘her neyse, ortaya bir şeyler at’ ile gerçekten çok detaylı bir şekilde birleştirilmiş olması arasındaki çizgide yürüdüğünü göstermekti.”

Etkileyici bir bantlı konveyör podyumunun çerçevesini oluşturan geniş yapı iskelesi ve beton kanalizasyon borularından yapılmış büyük bir set olan Çöplük Defilesi, Don Atari’nin modaya cansız ama detaycı yaklaşımını yakalamış.
Mann, taşları birlikte döşenmiş gibi görülen, aşırı kesinlik ve planlamayla yürütülen ama değer verilmemiş bir deneyim yaratmayı amaçlamış.
Karakterinin ikiliğini temsil ediyor. Yaşlı insanların ikinci el pis, Cadılar Bayramı kostümleri içinde konveyör kayışıyla gelişini sergileyen büyük, muhteşem bir yapımı temsil ediyor.

Stiller ve Mann için filmin başlıca amaçlarından biri geleneksel komedilerin bakışının ve boyutunun ötesine geçmek imiş.
Mann şöyle anlatıyor; “Ben, yönetmen olarak sinematik bir estetiğe sahip ve komedi çekiyor olmamıza rağmen filmin iyi görünmesi için uğraşıyor. Gönlünün bulunduğu yer orası. Bu filmde amacımız, izleyicilerin abartılı ile gerçek arasındaki dengeyi bulan aşırı düzeyde tasarıma sahip bu ortamlarla şaşırtmak.”

Stiller, başlangıçta filmin görünümünü formüle ederken ilham almak için çeşitli eski İtalyan filmlerine bakmış.
"60’lardan kalan, çok güzel renklere ve yapım değerlerine sahip olan Marcello Mastroianni ve Sophia Loren’in yer aldığı, başarılı DE SICA Technicolor filmlerine merak sardım. Çok güzel renkleri ve yapım değerlerine sahipler. Zoolander dünyasında o stilize dünyaya sahip olma iznimiz olduğunu düşündüm.”

Penelope Cruz şöyle aktarıyor; “Komedilerin her zaman iyi görünmesini beklemezsiniz. Sizi güldürürler bu yüzden her karede güzel ve parıltılı olmaları gerekmez. Bu film için kostümlerle, ışıkla, mekanlarla ve her detayla bütün bu güzellik ve çılgınlık bir araya getirildi. Çünkü Ben’in muhteşem bir gözü var ve çok zevkli.”

Kristen Wiig de ona şöyle katılıyor; “Ben, inanılmaz tutkulu ve detaycı ve filmde yer alan her unsura çok değer veriyor. Görsel yanı çok ağır ve her şeyin güzel görünmesini, hiçbir öğenin tamamlanmadan bırakılmamasını istiyor. Bu kadar değer veren insanlarla birlikte çalışmak güzel."

Will Ferrell şunları anlatıyor; “Ben’in yönetmen olarak değeri tamamen hafife alınıyor. Son derece dikkatli biri ve oyuncuların hareketini devam ettirmek konusunda çok iyi. Çok iyi fikirleri var ama oyuncuların yapabileceklerinin en iyisini yapmalarına izin vermeyi gerçekten istiyor ve bu karakterlere tam bir bağlılığı destekliyor.”

Stiller için, son derece yetenekli oyuncu kadrosuna en iyisini yapmaları için fırsat sağlamak üzere en iyi ortamı yaratmak çok önemliymiş.
 “Şartları ayarlayabilir ve kameranın odaklanmasını sağlarsanız oyuncuların işlerini yapmasına izin verin. Sonunda, komedi yönetirken sizi güldüren bir şeyi izliyorsunuz. Bu kadar iyi insanlarla çalışmak büyük bir keyif. Çok şanslı hissediyorum.”

Yönetmenin rolü, bir film yapımcısının kamera arkasında birçok şapka takmasını ve bir çok öğeyi yönetmesini gerektiren zorluğuyla bilinen bir sorumluluk.
Serinin yüzü olarak Stiller, kamera arkasındaki bu sorumluluğa bir katman daha ilave etmiş ve serinin kamera önünde de yüzü olmuş.
Stiller’ın aynı sahnede yönetmenlikle başrol oyuncusu olmak arasındaki çizgide yürüyebilme yeteneği, etrafındakiler için çok etkileyici olmuş.
Justin Theroux şunları söylüyor; “Ben’in çalışmasını izlemek inanılmaz. Çünkü bir sahnede olabilir, kafasının içinde sahneyi yeniden yazıyor olabilir, sahnede rol alıyor olabilir, sahneyi yönetiyor olabilir ve sahnenin kurgusunu yapıyor olabilir. Hepsi gözbebeklerinin arkasındadır.”

Cruz şunları söylüyor; “Ben’in kurgudan çıkıp aynı anda birçok kişi olma dansını izlemek inanılmaz. Bir sahne içinde yönetir, kamera hareketlerini ve ışıkları değiştirir ve sonra Derek’e bürünür. Bu bir gün içinde yüzlerce kez olur. Bu kadar baskıyı kaldırabilen çok fazla insan yoktur. Böyle bir esnekliğe sahip olmak gerçekten hayranlık uyandırıcı.”



Hiç yorum yok:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...