2.11.2016

Yılmaz Sütçü: Bu dönemde bu oyunu sahnelemek önemli



Oyunun adı Hedwig ve Angry Inch.
Kült bir Broadway müzikali.
Pek çok ülkede sahnelendi, çok beğenildi, onlarca ödül aldı.
Filmi de çekildi, kapalı gişe oldu.
Hedwig, Doğu Berlinli trans bir şarkıcı, Angry Inch de orkestrasının adı.
Dünya turnesinde olan Hedwig’in yolu bugünlerde İstanbul’a düştü. Zira, müzikal eserler sahneye koymak üzere yola çıkan Kazan Dairesi ekibinin ilk prodüksiyonu olarak Türkçe uyarlandı.
Hedwig’e muhteşem sesi, kırık Türkçe’si, 2 saatlik yüksek performansı ile sahnede hayat veren ise oyuncu ve müzisyen Yılmaz Sütçü.
Oyunun 1 Kasım’da sahneleneceği Moda semtinde buluştuğumuz ve Hedwig’i sorduğumuz Sütçü, tatlı heyecanı ve yüksek enerjisiyle yanıtladı bizi.

Önce bize biraz Kazan Dairesi’ni tanıtır mısınız?

Hem müzik, hem tiyatro hem de dansı içinde bulunduran, metinle müzik ve oyuncu arasında sağlam bağlar kurmayı hedefleyen bir tiyatro ekibiyiz. Alternatif metinler arayışı içindeyiz. Açıkçası biraz ‘turistik’ olan Broadway işlerine pek öykünmüyoruz. Müzik, dans ve metnin harmanlandığı işlerin peşindeyiz. O anlamda Hedwig bulunmaz bir fırsat oldu.
Kazan Dairesi olarak yetileri geniş bir ekibiz. Farklı mesleki geçmişi olanlar var, dramaturji ve konservatuar okuyanlarımız, dans eden arkadaşlarımız var. Ben de konservatuar okudum, geçmişimde de 10 yıl kadar solistliğim var.




Demek müzikaldeki şarkıları o kadar güzel seslendirmenizin sırrı bu.

(gülümsüyor).. Evet, biraz onun ekmeğin yiyoruz.

Zaten oyuncular genelde pek çok alanda yetenekli oluyorlar. Ama sizin performansınız gerçekten inanılmazdı. 

Teşekkürler. Bu tabi deneyimle alakalı. Uzun zaman şarkı söyledikten sonra aslında ilk hedefim olan tiyatroya dönmek istedim. Çok geç de olsa Müjdat Gezen Konservatuarı’na girdim, iyi de oldu. 10 sene kadar doğaçlama oynadım. Şimdi Hedwig’te hepsini bir arada yapabiliyorum.

Efsane bir müzikali Türkiye’de sahnelemek fikri nasıl doğdu?

 2 yıl öne ABD’ye gittiğimizde pek çok Broadway oyunu izledik. Ama Hedwig kapalı gişe idi, bilet bulup da izleyemedik. Ben de oyun kitapçığını aldım. Türkiye’ye döndüğümde 1.5 yıl boyunca şarkıları dinledim, videoları ve filmini izledim. Çok etkilendim. Derken ‘Biz bunu yapsak’ diye hayal kurmaya başladım. Sonra 6 ay aralıksız Türkçe’ye çeviri ve şarkıların adaptasyonunu yaptım.

Sadece rol almakla kalmadınız, işin mutfağında da varsınız.

Evet her şeyinde varım!




Sanırım oyuncular, her aşamasında görev aldıkları eserlerde rollerini daha bir iyi canlandırabiliyorlar. 

Artık yaş olarak da kendi istediğim şeyi yapma zamanı gelmişti. Birisinin projesinde olduğunda ona hizmet etmek durumundasın. Bu da güzel bir şey, ama bir yanda da tatmin olup olmama duygusu var. Manevi tatmin hep eksik kalıyordu, o açığı Hedwig ile tamamladık.

Yazar John Cameron Mitchell, ilk başta sizi reddetmiş.

Evet Türkiye telif haklarını almak için başvurduğumuzda, telifi dünyaya açmayacakları gerekçesiyle reddedildik. Sonra biz de, bizim bu işi Türkiye böyle bir kutuplaşma içinde iken, özgürlüklere bu kadar ihtiyacımız olan bir dönemde yapacak olmamızın öneminden, trans cinayetlerinden filan bahseden bir mektup yazdık. Yani Türkiye’nin bir bilançosunu çıkarıp gönderdik!

Değil mi, tam da böyle ‘cesur’ işlere ihtiyacımız olduğu bir dönemdeyiz.

Bence de ihtiyacımız var. Sanırım yazar da bundan etkilendi ve bize hakları açtı.

Sonra sahneleme süreci başladı herhalde.

Evet, 4-5 ay prova yaptık. Hala da sürüyor, çünkü yenilikler, değişiklikler olabiliyor.

Müzikalin konusuna gelecek olursak. Hedwig’in yolu nasıl oluyor da İstanbul’a düşüyor.

Çünkü sevgilisi olan şarkıcıyı takip ediyor. O şarkıların kendisine ait olduğunu kanıtlamaya çalışıyor. Geçmişinde kötü aşklar yaşamış, kalbini kıran bu aşk maceralarını şimdi de İstanbul’da anlatıyor.

Bir oyuncu olarak, trans bir bireyi canlandırmak nasıl bir şey?

Çok zormuş. Cidden! Herşeyden önce o saç, ağır makyaj, kostüm… Transların bu bakım rutinini her gün yaptıklarını düşününce… Bu dönüşüm sonucunda çok hoş bir görünüme kavuştukları için de toplum içinde tüm gözlerin onlara çevrilmesi, her an takibe alınmaları, rahatça yemek bile yiyememeleri… bunların zor şeyler olduğunu biliyordum da kendimi onların yerine koyunca işlerinin zorluğunu çok daha net anladım.
Öte yandan kadın olmak da çok zor bu ülkede. Aslında Türkiye’de kadın olmak da, trans olmak da zor…

Hedwig nasıl biri sizce?

Tam bir insan! Hikayesi acıklı, üzülüyor ve ona hak veriyoruz, ama onun da yaptığı bir sürü kötü şey var. Yardımcısı ve kocasına davranışları gibi. O, iyisiyle kötüsüyle tam bir insan…

Oyunun prömiyeri 16 Nisan’da Caddebostan Kültür Merkezi’nde yapıldı. Yer seçimine şaşırdım.

Neden?

Bu tür işler genelde daha alternatif sahnelerde sergilenir diye düşünüyordum.

Daha ‘sert bir iş’. O anlamda mı söylüyorsunuz? Biraz evet. Hatta tam bu söylediğinizi düşünen tanıdık bir yönetmen daha oldu.
Şöyle yanıt vereyim; CKM denk geldi aslında. Biz de daha alternatif bir mekan düşünüyorduk. Fakat oyunu bitirmek için bir deadline (son tarih) belirlememiz gerekiyordu ve CKM’den de gün almıştık. Böylelikle denk geldi.




Peki nasıl geçti prömiyer?

Çok iyi… Açıkçası başta kaygılarım vardı; CKM’nin seyirci profili ile bizim oyun uyar mı diye ama.. Çok beğenildi oyun. Hatta çıkışta bir seyirci, ‘Uzun zamandır böyle bir şey izlememiştim. 2 saat boyunca özgür olmanın nasıl bir his olduğunu bize hatırlattığınız için teşekkür ederim’ demişti, hiç unutmuyorum.  Biz bu oyunu her yerde oynayabiliriz, onu gördük.

Emin misiniz? Mesela Karadeniz’de ya da Orta Anadolu’da oynamak  ‘cesaret’ gerektirmez mi? 

Biraz gerektirir evet. Eskişehir ve Bursa’da oynuyoruz. Davet ederlerse oralarda da oynarız. Anadolu halkının misafirlerine kötü davranmayacağını düşünüyorum.
Çok da korkmuyorum ki korkunun ecele faydası yok.  Yaptığımız şey kötü bir şey değil ki.. Dışarıdan bakıp da yaftalamak değil, anlamak gerek.

Toplumda ciddi dozda homofobi var.

Evet var ama bir yandan da Zeki Müren, Bülent Ersoy gibi toplumun önce sayılan kişileri de var. Homofobi var ama bir taraftan ikili oynama da var. Hep sevip hem toplum içinde tu kaka durumu sözkonusu. İlişkiler birebir olunca o kadar sarsıcı şeyler yaşanmadığını düşünüyorum.
Mesela Hedwig sempatik bir karakter. İzleyen seyircinin ona kötü bir tepki göstereceğini sanmıyorum, çünkü onlar özel seyirci, tiyatro izleyicisi. Ama dışarıda bir tepki olur mu bilemiyorum.

LGBTİ oluşumları ne diyor bu müzikale?

LGBTİ derneklerinden oyunu izlemeye gelenler, bizi sahneleme için davet edenler oldu. Beğendiklerini söylediler. Bu dönemde böyle cesur bir iş yapıyor olmamız insanları etkiliyor. Onların tam desteğini almak da bizi çok mutlu ediyor. İyi ki varlar..

Peki son söz olarak, seyirci neden bu müzikali izlemeli sizce?

Bir erkek ile bir erkek arasındaki aşkın, bir erkek ile bir kadın arasında yaşanan aşktan hiç de farklı olmadığını anlayacaklar. Hepimizin hayatta aslında aynı devrelerden geçtiğini görecekler. Gelin, paylaşalım..


Gökçe UYGUN














Hiç yorum yok:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...