20.09.2018

Kadınların gözünden bir tribün belgeseli: Mor Menekşeli Kadınlar


Güzel Ordu Kültür Sanat Derneği, Ordu tarihinin bilinmeyen hikâyesini, Orduspor’un gizli gücünü filme taşıyor.
Mor Menekşeli Kadınlar adını taşıyan belgesel film projesi, Orduspor’un kadın taraftar grubunun öyküsünü gelecek nesillere aktarmayı hedefliyor.

1972 yılında Orduspor-Galatasaray maçını tribünde izleyen kadınlara ait bir fotoğraf karesi belgesel projesine esin kaynağı oldu.

“Mor Menekşeli Kadınlar” adındaki belgesel, Orduspor’un yeşil sahalardaki mücadelesinde, bir zamanlar tribünlerdeki fazlalığı ile dikkat çeken kadın taraftarların öykülerini anlatıyor.

“Mor Menekşeli Kadınlar”ın yönetmenliğini, kısa filmleriyle pek çok uluslararası festivalden ödülle dönen Sezen Kayhan yapıyor.


The Predator


Arnold Schwarzenegger'in ilk defa Orta Amerika ormanları boyunca kendisini ve yoldaşlarını avlayan öldürücü bir uzaylı yaratıkla yüzleşmesinden otuz bir yıl sonra, Predator serisi tekrar gündeme getiriliyor.
Bu sefer, sorumlu kişi Shane Black ve Predatorlar onun söylediklerini yapıyor.
1987 orjinalinde rol alan Black, şimdi hikayeye yepyeni bir boyut getirmeyi amaçlayan The Predator'un yardımcı yazarı ve yönetmenidir.

2018 yılında The Predator'da eski bir Ordu Korucusu ve Özel Kuvvetler askerinin (Boyd Holbrook’un Quinn McKenna) Meksika'daki ücretli bir görevde, daha sonra bir Predator olduğunu öğrendiği gizemli bir uzaylı ile karşılaşır.

Yaratıkların teknolojisinin bir kısmını ABD'ye geri gönderir; orada, oğlu Rory (Jacob Tremblay), onları kontrol etmek için kullanılan dili çözer.
Bu da onu, Predatorlardan gelen ciddi bir tehdide maruz bırakır.



19.09.2018

İstanbul Modern Sinema'da Yakın Temas!


Roar
İstanbul Modern Sinema, Anthony Cragg’in “İnsan Doğası” sergisindeki heykel bedenlerinden esinlenerek sinemanın insan veya insan olmayan bedeni öne çıkardığı, sesi, rengi veya kamerasıyla bedenselleştiği, izleyiciyle adeta tensel temasa geçen filmlerden bir program hazırladı.

Programdaki filmler ekranın sadece bakılan bir nesne değil, dokunan, neredeyse kendisi canlı, çok duyulu bir organ gibi bir iletişim aracı olduğunu vurguluyor.

Seçkideki filmler arasında videokaset furyasının başladığı dönemde çıkan David Cronenberg’in Videodrome’u, teknoloji hastalığının bulaşıcı gücüne, bedenin bozulmasına dair bir uyarı.
Videodrome sinyalinin etkisiyle ekrana bakmak artık yetmiyor, başımızı ekrandan içeri sokmak istiyoruz, ekran dudak veya silaha dönüşerek organik bünyemizi değiştirmeye başlıyor.

Videodrome

17.09.2018

Boğaziçi Film Festivali’nden Sergei Loznitsa’ya Onur Ödülü!


Sergei Loznitsa
Uluslararası Boğaziçi Sinema Derneği ve İstanbul Medya Akademisi işbirliği ile 26 Ekim-3 Kasım tarihleri arasında 6.sı düzenlenecek Boğaziçi Film Festivali’nin bu yılki Onur Ödülü’nün sahibi Ukraynalı auteur Sergei Loznitsa olacak.

Geleneksel tarih anlayışını ters yüz eden bakışı ve seyirciyi rahatsız etmekten çekinmeyen tavizsiz duruşuyla tanınan usta yönetmen, festivale özel bir masterclass verecek.

Sergei Loznitsa’nın bu yıl Cannes’ın Belirli Bir Bakış bölümünden En İyi Yönetmen Ödülü ile döndüğü Donbass, Venedik’te dünya prömiyerini yapan Process (The Trial) ve Berlinale’de büyük ilgi gören Victory Day adlı son filmleri Türkiye’de ilk kez Boğaziçi Film Festivali’nde sinemaseverlerle buluşacak.

Donbass