11.11.2007

Beş Vakit



Kave/köy odasının duvarında boydan boya sıralanmış belki de ondan fazla takvime karşın zamansızlığın ya da zamanın önemsizliğinin simgesi bir köy ve insanları.

Analar, babalar ve ille de çocuklar..
Değişik medyalarda hiçbir şey anlatmadığı buyurulan bu film, işte bu anaların, babaların ve ille de çocukların içinde yoğrulduğu acısıyla-tatlısıyla bir yaşam parçasını anlatıyor ki daha ne yapsın..

İstanbul ve Altın Koza Film Festivalleri'nde 'en iyi' seçilen bu filmin hem senarist hem yönetmeni, A Ay, Kaç Para Kaç, Korkuyorum Anne filmlerinin de bol ödüllü yaratıcısı Reha Erdem, benim de -naçizane- favori yönetmenlerimden.. 


Bu sıcak ve "bizden" film, çocukluğunu benim gibi İstanbul'un göbeğinde, ancak şimdikilere nazaran oynayabilecekleri geniş arsaların bulunduğu vakitlerde yaşamışlara da, geçmişte elbette acılı, hüzünlü olan, ancak şimdi sadece tebessüm ettiren bir anılar yolculuğu yaptıracak güçte bir yapıt.

O güzelim çocukların her geçen vakit yaşadıkları küçük ama kendileri için etkili hayat tecrübelerinin, aslında onlardan hep bir şeyler alıp götürdüğünü yönetmen, sürekli "ölmeye yatar" gibi yerlere uzanmış, üzerleri toprak, yaprak ve çiçeklerle örtülmüş olağanüstü çocuk görüntüleriyle, çarpıcı bir şekilde anlatıyor.



Sonuç olarak, yönetmenin bir nevi havai fişek şenliği yaşatan önceki filmi Korkuyorum Anne'den hemen sonra, derininde akıntıların coştuğu bir durgun su görünümündeki bu filme geçişi, kuşkusuz bize onun çok yönlü ustalığının işaretlerini vermektedir.




Hiç yorum yok: