19.11.2007

Beynelmilel


*****


Biraz geç olduysa da, kaçırsaydım üzüleceğim Beynelmilel'i sonunda izleyebildim.

Köylüsüyle, kentlisiyle toplumun her kesimini bir şekilde ama illaki kötü etkilemiş 12 eylül'ü, belki böylesi, etrafı -sululuğa kaçmayan- mizahla şekerlendirilmiş bir dramayla anlatmak, sanırım en doğru olanıydı.

Hiçbir aşırılığa kaçmadan "acıyı bal eyleyen" filmimiz, biz sinemaseverleri bir hayli memnun eden son dönem Türk sinemasının iyi örneklerinden biri olarak hala izleyemeyenleri sinemalarda bekliyor.

Sırrı Süreyya Önder ve Muharrem Gülmez'in birlikte yönettiği, 1982 yılında Adıyaman'da geçen hikayesiyle Beynelmilel, askeriye mantığının, yüzlerce yıllık alışkanlıklarla oluşmuş bir sosyal hayata, cebren dayatılmasıyla meydana gelen acı/komik ama gerçek durumları konu alıyor.

Askeri yönetim şartlarına uyum sağlamaya çalışan kasaba halkı ve yasaklara direnmeye çalışan, tek geçim kaynakları müzik yapmak olan bir çalgıcı grubunun (gevendeler) hikâyesini anlatan filmin ana karakterleri, müzisyen baba Abuzer (Cezmi Baskın) ile ÜSS'ye hazırlanan kızı Gülendam’dır (Özgü Namal).

Muhtemelen, BKM yapımı olması dolayısıyla, bir Vizontele Tuuba havası hissediliyorsa da, daha küçük bütçeli bu film, abartıdan uzak ölçülü bir gerçekçilikle, dönemini yaratmada, diğerinden çok daha başarılı olmuş diyebiliriz.

Beynelmilel, solcusuna da, askerine de, tarafsızca bakabilmiş, -halka eziyet eden- askeri idareye getirdiği eleştiri kadar, onun karşısındaki -halktan uzak- "devrimci" görüşü de ince ince pek güzel iğnelemiş ki, bu durum onu emsallerinden ayıran bir başka özellik olarak göze çarpmakta.

Cezmi Baskın sade, "küçük" oyunculuk gösterisiyle adeta devleşirken, tüm büyük oyuncular gibi canlandırdığı karakterle bütünleşerek, perdeden gözümüze, tam anlamıyla sevecen bir baba ve fakir ama gururlu bir çalgıcı olarak görünüyor.

Özgü Namal ise her zaman üzerinde taşıdığı şirinliğine, saflığını ve duygusallığını da ekleyerek yine iyi bir iş çıkarıyor.

Organize İşler'de "fark ettiren" oyunculuğuna tanık olduğumuz Nazmi Kırık, sempatikliğiyle, benim bu filmde en dikkatimi çeken oyuncu oldu. Özellikle pavyon sahnesinde, şarkı icra eden "sanatçı"ların arkasındaki hallerine gülmemek elde değildi.

O dönemi yaşamamış, üstüne üstlük o zamanlar ne olup bittiğine dair bir bilgiye de sahip olmayan gençlerin bu filmden nasıl ve ne ölçüde etkilenip, "zevk" alacaklarına dair kuşkularım olsa da, -bencileyin- olayların içinde yer almışları anılardan anılara savuracağı, her ayrıntıdan paylarına bol bol duygulanmalar düşeceği, kuşkusuzdur..

Hiç yorum yok: