12.11.2007

İklimler


*****


İlk bakışta aldatan, aldatılan erkek ve kadınlar üzerine; derininde, birbirlerine aldanan, sonra sıkılan ve kaybeden "sıradan" insanlar için senfonik şiir tadında bir yapıt..
Kasaba, Mayıs Sıkıntısı ve Uzak'ın bol ödüllü yönetmeni Nuri Bilge Ceylan'ın, 2006 Cannes Film Festivali'nde FIPRESCI Ödülü kazandığı son filmi; İklimler..

Hayli enteresan bir alışkanlık olarak; yatarken, kafasını yastık yerine, çekmeceli dolaptan çıkarıp yatağın üzerine yerleştirdiği boş çekmece gözüne koyarak, rahat ettiğini sanan ve bizi de buna inandırmaya çalışan İsa, bir akademisyen.
Çoğu erkeğin onda kendisini görebileceği gibi, 'tanıdık' bir tip; bencil, kaba, samimiyetsiz, yüzeysel yani kısaca -şu sıralar pek gözde olan bir sıfatla- nobran..

İsa, dizi filmlerde sanat yönetmenliği yapan, kendinden bir hayli genç ve güzel sevgilisi Bahar'ı -utanmadan!- başka bir kadınla aldatmıştır..
Bu durum Bahar'ın da bilgisi dahilindedir ve nobran adam, kızın kırılan gururunu hiçbir şekilde tamire yanaşmayarak, hatta işlediği haltı normal gibi gören davranışlarda bulunarak, onu iyice kendinden uzaklaştıran, bencilce bir tavır sergilemektedir..

Melankolik görünümlü, ama kesinlikle her kadın kadar 'gerçekç
i' Bahar, adamın artık, ona tüm içtenliğiyle "seni seviyorum" demesini, ancak rüyasında görebileceğinin farkındadır.. Ve adama olan tüm sevgisine ve kırılganlığına rağmen -yine- hemen her kadında görülen -erkekte pek görülmez- bir rahatlıkla, aksayan ilişkiyi bitirmenin kararlılığı içersindedir.. Oysa ilk kez adam, -bir müddet için- ayrılma kararını vermiştir, ama bunu kesin olarak gerçekleştiren sadece kadındır..

İsa'nın Bahar'ı onunla aldattığı Serap, Bahar'ın güzelliği ve gösterişinden uzak olsa da, tüm, erkeğe meydan okuyucu tavrına karşın, sıcak dişiliğiyle baştan çıkarıcı, fettan bir kadındır..

Belli ki İsa, Serap'ın ağına takılmıştır ve oradan hiçbir zaman kurtulamayacaktır; ayrıldığı ama unutamadığı Bahar'ına kavuşsa da, kavuşamasa da..

N.Bilge Ceylan sinemasında, kadın-erkek ilişkisine ilk defa böylesine direkt dalan hikayesiyle İklimler, Zeki Demirkubuz filmlerini hatırlatmaktadır..

En sevdiğim Türk yönetmenlerinden olan bu iki ismin sinemalarını bu aşamada birbirlerinden ayıran -elbette birçok fark sayılabilir- en önemli fark; Ceylan'ın filmlerindeki mükemmel olmasının yanısıra, olağanüstü titiz hatta 'stilize' bir görüntü anlayışı olsa gerek..

Yine yönetmenin imzasını taşıyan senaryonun diyalogları, bir N. Bilge Ceylan 'alamet-i farikası' olarak, sanki ortada hiç yazılmış bir metin yokmuş gibi -öylesine konuşan kişilerin arasına gizlice mikrofon sokularak kayıt edilmişcesine- doğal, ama tuhaf bir şekilde de çok etkileyici..

Görünen o ki İklimler; her yeni filmiyle biraz daha yoğunlaşan ve mükemmelleşen Ceylan Sineması'nda, yeni bir doruk, bir başyapıt..

Hiç yorum yok: