19.11.2007

Zaman (Time) ( Shi Gan)


*****


Dünyanın her yerinde, uzun süren kadın-erkek ilişkilerinin belki de en büyük düşmanı diyebileceğimiz, (her iki cins içinde geçerli) sevgiliden sıkılmak belirtisiyle kendini gösteren, ilk günlerin heyecanının eksilmesi, giderek bitmesiyle neticelenen soruna, uzak doğudan bir bakış..

Shi Gan (Zaman)'da gösterildiğine göre, bu sorun erkek için pek önemli değildir; buluşmaları öncesi, sevgilisi yanına gelene kadar, hatta geldikten sonra bile çevredeki kızlarla ilgilenebilir, onlarla uzaktan da olsa flört ederek gönlünü eğleyebilir; sonra da, "esas" sevgiliyle, "iyi-kötü" ilişkisini sürdürebilir.

Oysa genç ve güzel kadın herşeyin farkındadır; bu iş öyle iyi-kötü sürdürülemez; bir çare bulmak zorundadır.

Yakışıklı sevgilisinin artık kendisinden bıktığına emindir; yüzünün şeklini değiştirmeli, bir başkasına benzemelidir..

Erkeğin her daim gördüğü/alıştığı bu yüzünden kurtulmak ve böylece ilişkisini kurtarmak üzere estetik ameliyat olmaya karar verir.

Sıradışı yönetmen Kim Ki-Duk'u, ülkemizde gösterilen, -naçizane- yazarınızın da her birini ayrı bir heyecanla izlediği, "Boş Ev", "Yay" ve "Fedakar Kız" filmleriyle tanıyoruz.

Güney Kore'li yönetmen bu kez, ülkesinde aşırı bir boyuta vardığı anlaşılan, "estetik ameliyat" gerçeğine objektifini/neşterini doğrultup, ünlü dizi film Nip/Tuck "havalı" bir filmle karşımıza çıkıyor.

Yönetmenin kariyerinde, şimdiye kadar çevirdiği en iyi filmi olarak düşündüğüm Bin jip (Boş Ev) ve izlediğim diğer Kim Ki-Duk filmlerinin en belirgin özelliği; az konuşan kahramanların yarattığı yoğun sessizlik içinde aşırı "sembolik" bir anlatımın olmasıydı. Bu filmde sembollerin yine önemli bir yeri var, ancak farklı olarak bol konuşma ve bağırış, çağırış biraz yadırgatıcıydı doğrusu.

Ayrıca filmin beni rahatsız eden -yönetmenin özel olarak bunu isteyip istemediği hususunda da karara varamadığım- bir yönü de; kıskançlıktan gözü dönmüş hatta paranoyak olarak da nitelendirilebilecek kadın sevgilinin, sanki "şakadan" yapıyormuşçasına abartılı ve komik denebilecek tepkisel davranışlarıydı.

Hemen ekleyeyim ki, bence filmin oyunculuk açısından seviyesini düşürmüş bu hususu böyle algılamamda, Korece'nin o tuhaf (komik) vurgusuna hala alışamamışlığımın da payı olabilir diye düşünüyorum.

Evet, Bu bir "Boş Ev" değil belki, ama Zeki Demirkubuz'un Kader'ini hatırlatan, kaçanın kovalandığı ve aşkın köpekleştirici etkisinin görüldüğü konusuyla ve Ki-Duk'un farklı, "sanatkarane" anlatımıyla izlenesi bir yapıt. Koreli yönetmeni bilen ve sevenlerinin koskoca İstanbul'da tek bir sinemada gösterilen bu filmi izlemek isteyeceklerine adım gibi eminim, ya da bir başka deyişle; kendimden biliyorum..

Sanat, özellikle plastik sanatlar, Kim Ki-Duk filmlerinde önemli bir unsur olarak göze çarpar. Bu filmde de kahramanların "enteresan" heykellerle dolu bir adaya defalarca gitmeleri ve bu heykellerle iç içe oluşturulan sahneler, bariz bir şekilde yönetmenin bu özelliğini ortaya koymakta. Yine, çok daha sembolik bir anlam taşıyan, bunalımlı sevgililerin, sadece yüzlerini çarşafla sararak birbirlerine olan ilgilerini "yüzsüz" bir şekilde sınama sahneleri, Rene Magritte'in, -tıpkı filmdeki gibi- yüzleri beyaz örtüyle kaplı olarak öpüşen bir çifti gösteren "Aşıklar" tablosunu akla getirmemesi imkansız. Tüm bunlar yönetmenin, sanata ve sanatçıya olan saygı ve sevgisini seyirciye doğrudan hissettirdiği sahnelerdi.

"Zaman", zamanın insanlar ve ilişkiler üzerindeki yıpratıcı etkisine değinirken, çarpıcı finaliyle, değişme arzusunun durdurulamaz bir döngü olduğu görüşünün de altını çiziyor..

Hiç yorum yok: