9.10.2008

Gölgeler (Senki)


*****

Dünyada, dolayısıyla bizde de ilk kez, Yağmurdan Önce adlı filmiyle tanınan Makedon yönetmen Milcho Manchevski'nin 2007 yılı yapımı bu film; bir takım hayaletlerin tasallutuna uğramış genç bir doktorun öyküsünü anlatıyor..

'Şanslı' lakaplı, Lazar adlı bu genç adam, tam bir mucize eseri olarak ölümden döndüğü, korkunç bir trafik kazası geçirmiştir..
Bu kazanın hemen sonrasında meydana gelen tuhaf olaylar; belli ki, bu mucizeyi gerçekleştirerek onu hayatta tutan, metafizik güçlerin işidir..

Ölümün sınırına gidip de dönülen bu kaza sonrası iyileşme sürecinde ve devamında; Lazar'ın çevresinde dolaşan ve sadece kendisinin görebildiği bazı acayip insanlar peydahlanır:
Sürekli kanayan ayak tabanına saplanmış koca bir çiviyle ve kucağında bebekle dolaşan bir adam; unutulmuş bir Makedon lehçesiyle konuşan ve şehrin ortasında yanında bir kurtla beliren yaşlı bir kadın; genç, yakışıklı ve de evli doktor kahramanımızı kendine aşık eden, gizemli, güzel bir kız..
Bütün bu, her halleriyle tüyler ürpertici ve ‘zaman ötesi’ kişilerin bir sırları olmalıdır.. Elbette ki, bunların, zavallı doktorun yaşantısını neden allak bullak ettikleri de, çözülmesi gereken başka bir sırdır..

Dr. Lazar rolünde Borce Nacev'in ve 'gizemli kız' Menka rolünde de Vesna Stanojevska'nın oynadığı Senki, daha çok Hıristiyan inancında karşılığı olan bir söylentiyi işliyor: Bir takım sebepler yüzünden, öldüğü halde öteki dünyaya geçemeyip acı çeken ve de yaşayan bazı kişilere kendini gösteren, ruhlar..


Golgeler_09 by canburak.

Manchevski, sinemanın hiç de yabancı olmadığı bu 'hayaletli' konuya; yaşadığı toprakların tarihinde olmuş bitmiş bazı trajik olayları ve bunlardan etkilenmiş insanları katarak, özgün bir karışım yapmaya çabalamış..
Fakat, bu 'metafizik gerilim' oluşturma hususunda, yönetmenin oldukça acemi kaldığı görülüyor.. Oluşturduğu, çok yoğun ve abartılı, sembolik göndermeler, filmin inanırlığına darbeler vuruyor ve böylece –olası- etkisini de zayıflatıyor..
Özellikle finalde, basbayağı komik kaçan bu sembolizm anlayışı, filmin temel problemi olarak görünürken; 'aşırı' tutucu bir anlayışın yedirildiği hikaye de, filmin ayrıca bir başka rahatsız edici yönü..

Gerilim türünün dram ve metafizikle harmanlanmış hali, sinemada favorim olduğundan; -sırf bu sebeple- bu 'olmamış' film, benim gözümde, en fazla ‘vasat’ seviyesine yükselebiliyor..

Gölgeler, -kendince- pek önemli şeyleri, paranormal söylentilerden, hayaletlerden, falan güç alarak, çarpıcı bi şekilde anlatayım derken ‘çarpılmış’ bir film gibi geldi bana..


3 yorum:

Mustafa dedi ki...

Finaldeki mezarlık sahnesi bana da zorlama geldi. Aynı sahne görsel olarak da başarısızdı.
Yine de ben, erotik sahneleri ve oyunculuıkları beğendim. Makedonların batıl inançlarındaki bize olan benzerlikleri görmek de hoşuma gitti...

sena dedi ki...

ayıp denen bir şey var...

Sayfanın Sahibi dedi ki...

ayıp denen şey'de nedir? daha önce duyduğumu sanmıyorum