14.12.2008

Mar Adentro : İçimdeki Deniz Dışımdaki Hayat



"Biçimsiz ve bozulmuş bir bedenin bekçisi olan bir insan için, yani benim için, saygınlık nedir? Ben, hayatı, özgürlüğü seven çoğu insan gibi, yaşamanın bir hak olduğuna ama bir mecburiyet olmadığına inanıyorum."
Özel durumu gözönüne alındığında daha bir iç burkan, bu acı ama gerçekçi sözlerin sahibi, boynundan itibaren tüm bedenini kıpırdatamadan yaşayabilen/yaşatılabilen felçli bir adam olan Ramon Sampedro'dur.. İspanya’nın Galicia bölgesinde yaşayan 26 yaşında bir denizciydi o.. Bir yardan denize atladığı gün hayatı tamamen değişti.. Belkemiğinin kırılması sonucu boynundan aşağısı tutmuyordu ve iyileşmesi de artık imkansızdı..
Geçirdiği bu kazadan sonra hayatla tek ilişkisi, deniz manzaralı penceresidir..

Aradan 30 yıl geçmiştir.. Ramon Sampedro, yatalak ve ailesinin bakımına muhtaç biri olarak yaşamını sürdürmekte; gerçekleşmesini istediği tek hayali olan, yaşamına onurlu bir şekilde son verebilme hakkı için yıllarca mücadele etmektedir.. Kendisi için çok değerli olan fakat ne yazık ki kaybettiği özgürlüğünü, Ölüm sayesinde geri kazanacağına tüm benliğiyle inanmaktadır..

İnsan acı çekerken ve umutsuz olduğunda yaşamına son verme hakkına sahip midir?
Ramon, kaderini kendi tayin ederek, -bugünlerde yeniden gündeme yerleşen- 'ötanazi' hakkını kazanabilecek midir?

Bu iş,
Ramon’un tek başına altından kalkabileceği kadar kolay değildir..
Ötanazi hakkı için kanunlar karşısında onun mücadelesini destekleyen avukat Julia ve ne olursa olsun hayatın yaşamaya değer olduğuna dair kendisini ikna etmeye çalışan köylü kızı Rosa..
Ramon'un hayatına giren bu iki kadından biri, onun kurtuluşunu sağlayacak olan kişidir..

Alejandro Amenabar'ın yönettiği 2004 yılı yapımı, İçimdeki Deniz (Mar Adentro)'de hikayesi anlatılan felçli adam Ramon Sampedro ve verdiği mücadelesi, gerçek hayattan alınmıştır..

Bir filme gitmeden önce en azından konusuna şöyle bir göz gezdiririm.. "Otuz yıldır boynundan aşağısı felçli olarak hayatını yatakta sürdüren ve ölmek isteyen bir adam" yazısını okuyunca; bir odada geçen 'bunalım' bir filmle karşılaşacağım beklentisiyle ancak "Amenabar" adının da çekiciliğiyle gittiğim sinemada, bir şaheserle karşılaştım..

İlginç olan, bu adamın dışa dönük, 'hayat dolu' biri olmasıydı.. O, mevcut halinin kendisini onursuzlaştırdığını düşünüyor ve ölmek için kararını vermiş görünüyordu..
Bu inanılmaz adamı oynayan Javier Bardem'in müthiş oyunculuğuyla gülerken ağlıyor, ağlarken gülüyorsunuz..
Yatağa bağlı, sağdan sola dahi yardımsız dönemeyen bu adam, yattığı yerden aşık oluyor ve kadınları da kendine aşık ediyor ve de eğer çok isterse, sahildeki sevgilisinin yanına 'uçarak' gidebiliyor..

Yok.. Bu filmi anlatmakla olmuyor.. Sonu gelmez övgüleri sıralayan bir yazı yazmak da istemiyorum. Sadece, 'sinema sanatını' seviyorsanız bulun, izleyin diyorum..


  4.5/5




1 yorum:

esin dedi ki...

Eğer bir filmin yönetmeni alejandro amenabar ise, bu filmde javier bardem oynuyorsa seyretmemem mümkün değildi. Seyrettim.
Bu film hayatından hoşnut olmayanlara seyrettirilmelidir.
Olağanüstü bir film!