8.02.2009

G'nin yumuşak hali


Yumuşakge, biraz yardım alarak da olsa sesi çıkan diğer sessiz harflere nazaran sesi pek çıkmayan ya da çıkamayan; adında en çok harf ihtiva eden harf olma özelliğiyle de benzersiz; ayrıca, adını oluşturan sıfatın kendisine yüklediği tabusal potansiyeli yüksünmeden kabullenen, tüm bu gibi özellikleriyle diğer bütün harflerimizden farklı, oldukça enteresan bir harftir..

Kendisine "Gey Ge" falan diyerek yöneltilen düşük IQ seviyeli alaylara ve alaycılara aldırmayan; her harfin kelime başına gelebildiği günümüz dünyasında, bu şanstan ömür boyu yasaklı olmanın bilincinde bir birey olan Ğ, acımasızlığın böylesine kol gezdiği şu fani dünyayı öyle fazlaca da umursamadan yaşar gider..

Bir yandan, ağbi ve hağla da olduğu gibi ehemmiyeti büyük daha nice yeni görevler kendisini beklerken; öte yandan, kelime ve cümle içindeki görevinin ne denli zor ve de önemli olduğu gerçeğini ise zaten aklı başında olan herkes kabul etmektedir..
Öyle ki, tüm Türkçemizin inceliğini ve güzelliğini tamamen Yumuşak G'ye borçluyuz desek, hiç de yanlış söylemiş olmayız.. Eğer o olmasaymış dilimiz çok ama çok eksik kalırmış..

Örnek mi?. Buyrun: Henüz yeni birbirine açılan ve şu anda günbatımını elele, koklaşarak seyre durmuş sevgililerden oğlanın, kızın kulağına eğilip:

"Senin kayısı gibi kulakından
Elma gibi yanakından
Kiraz gibi dudakından
Sütun gibi bacakından
Öpmek istiyrem."

gibisinden bir aşk manzumesi fısıldadığını düşünsenize..
Çok yaşa sen Ğ..

Hiç yorum yok: